• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Aklın yeşil sahadaki zaferi: Taktik devrimler, Şampiyonlar Ligi ve Amedspor

Aklın yeşil sahadaki zaferi: Taktik devrimler, Şampiyonlar Ligi ve Amedspor

Aklın yeşil sahadaki zaferi: Taktik devrimler, Şampiyonlar Ligi ve Amedspor

 

Son zamanlarda ekran başında izlediğim Şampiyonlar Ligi maçlarında bir şey çok net dikkatimi çekmeye başladı. Eskiden kulübede bağıran, hırsıyla soyunma odasını inleten ya da tamamen oyuncunun o günkü motivasyonuna güvenen teknik adamlar maçı çözerdi. Şimdi bakıyorum, Hansi Flick Barcelona’da bambaşka bir şey yapıyor. Önce Dünya Kupasında İspanya sonra Şampiyonlar Ligi’nde devler karşısında fırtına gibi esen bir Barcelona dikkatleri üzerine topluyor. . Barcelona’nın arkasında koca bir analiz ekibi, fiziksel veri yüklemeleri ve milimetrik taktik kurgular var. Oyunun temposunu öyle bir ayarlıyorlar ki, sahada rastgele hiçbir şey yapılmadığını anlıyorsunuz.

Zaten işin arka planına bakınca bu tablonun sürpriz olmadığını görüyoruz. 2014 Dünya Kupası’nda Almanya’nın Brezilya’ya attığı o, yedi gol de tesadüf değildi. Arkasında Köln Spor Üniversitesi’nin akademisyen ordusu, oyuncuların topla buluşma süresini 1.1 saniyeye düşüren veri yazılımları ve Hansi Flick ile Joachim Löw ikilisinin kurduğu bilimsel altyapı vardı. Bunların yansıra bu dönem futbol bilimcileri tarafından incelenmesi gereken çok ilgi çekici bilimsel çalışmaları içeriyor. Bununla ilgili uzun uzun yazılar tartışmalar yapıldı yapılmaya da devam edilmeli. Almanlar o turnuvada futbolun sadece kas gücüyle değil, organizasyonel bir akılla kazanıldığını kanıtladı.

Nitekim Türkiye’nin büyük takımlarının arasında olan Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar liginde Avrupa arenasında zorlanmaları ve başarısızlıkları bize tam olarak bunu gösteriyor. Yüksek tempoyu, taktiksel disiplini ve fiziksel veriyi işin içine katamayan ya da doğru katamayan yapılar artık bu hızla baş edemiyor.

Hatta sınırları biraz daha zorlayıp Kutup Dairesi’ne baktığınızda günümüzde müthiş bir Bodo/Glimt örneği görüyorsunuz. Norveç’in küçücük bir kasabasından çıkan bu takım, eski bir savaş pilotunun getirdiği zihinsel disiplinle ve veri odaklı oyun sistemiyle Avrupa devlerini dize getirdi. Oyuncular değişiyor ama sistem ve akıl hiç değişmiyor. İşte bu örnekler bana futbolun coğrafya veya bütçe tanımadığını, doğru aklı kuran her yapının zirveye oynayabileceğini kanıtlıyor. Yunanistan futbolunda ‘’Yeniden Doğuş’’ (Anayennisi) projesi de ayrıca incelenmesi gereken, projeden uygulamaya geçmiş başarılı bir oluşumdur.

Avrupa’daki bu taktiksel devrimleri incelerken, ister istemez gözümü kişisel olarak da büyük bir heyecanla takip ettiğim Amedspor’a çeviriyorum.

Amedspor benim için sadece bir futbol takımı değil. Milyonların coşkusunu, bölgesel bir kimliği ve devasa bir sosyolojik bağı tribünlerine taşıyan, hikâyesini izlemekten keyif aldığım çok özel bir kulüp. Süper Lig’e uzanan o tarihi ve heyecanlı yolculukta takımı ayakta tutan ana yakıt, işte bu durdurulamaz taraftar coşkusu ve camia aidiyetiydi. Ancak Şampiyonlar Ligi seviyesindeki devlerden ve Bodo/Glimt gibi organizasyon takımlarından izlediğimiz taktik dünyası ortada. Süper Lig’in karmaşık ve sert ikliminde kalıcı olmak ve üst sıralara oynamak için sadece tribün coşkusu yetmez. Amedspor’un ihtiyacı olan şey; kendi özgün ruhundan ve kimliğinden tek bir zerre kaybetmeden, arkasına bu modern futbol aklını alabilmekti.

Tüm bunları da düşünerek, bugün kulüp yapısına dahil edilen profesyonel futbol akılları, Besnik Hasi gibi Avrupa arenasını tanıyan teknik adam tercihleri veya kadroya katılan uluslararası oyuncu profilleri, Amedspor’un ne kadar vizyoner adımlar atabildiğini gösteriyor. Ama asıl mesele bunu sürdürülebilir kılmak. Diyarbakır’ın ve bölgenin o tükenmez genç yetenek havuzunu bilimsel veri ağlarıyla tarayan bir altyapı akademisi; rakip analiziyle kendi oyun tutkusunu harmanlayan bir saha içi organizasyonu ve oyuncu sağlığını yüksek teknolojilerle koruyan bir antrenman bilimi… Amedspor’un bu konularda da girişimleri olduğunu biliyor ve izliyoruz.

Beşiktaş’ın Vincenzo Italiano hamlesi veya Trabzonspor’un Thomas Reis’i göreve getirmesi de tesadüf değil. Türkiye futbolunda kim ivme kazanmak istiyorsa, camiasının ateşini Avrupa’nın analitik aklıyla harmanlamaya çalışıyor. Tüm bu isimlerin ortak özelliği aynı zamanda, çalıştıkları kulübün taraftarıyla bütünleşen oyuncuları tarafından sahiplenilen ve o coğrafyanın ruhuna hızla uyum sağlayan isimlerden oluşmasıdır. Amedspor tüm bu hamleleri tamamladığında, sadece coşkusuyla değil; profesyonel futbol yapısıyla da Türkiye futbolunda parmakla gösterilen öncü bir güce dönüşecektir.

Benim izlediğim maçlardan ve yaptığım okumalardan çıkardığım sonuç açık: Futbol ne sadece kuru hislerle yürütülecek kadar basit, ne de sadece dizüstü bilgisayarlara hapsedilecek kadar soğuk bir oyun. 2014’teki Alman modelinden Bodo/Glimt mucizesine, Camp Nou’daki Şampiyonlar Ligi gecelerinden Diyarbakır’daki o coşkulu tribünlere kadar sahanın gerçek kazananları; o büyük tutku ile modern futbolun aklını aynı potada eritmeyi başaranlar oluyor. Amedspor’un önünde duran en büyük ve en güzel fırsat da tam olarak bu. Yani futbol hiçbir zaman sadece futbol olmadı ve futbol hiçbir zaman aynı kalmadı.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.