• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Halk TV önünde kayyım protestosu | Özgür Özel: ‘Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin’

Halk TV önünde kayyım protestosu | Özgür Özel: ‘Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin’

Halk TV’ye kayyım atanması ve ekranların karartılmasının ardından kanalın önünde bir araya gelenler kayyım uygulamasını protesto etti. Mitingde konuşan Özgür Özel, “Halk TV’ye yapılan iş Mahiroğlu ile mali bir soruşturma değil, bu kisve altında basını susturma, halkın haber alma hakkına engel olma girişimidir” diyerek 24 Ekim Cumartesi günü gazetecilerin gerçekleştireceği eylemde destek için bulunacağını söyledi.

Halk TV önünde kayyım protestosu | Özgür Özel: ‘Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin’
Halk TV önünde kayyım protestosu | Özgür Özel: ‘Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 21 Ekim 2026 19:20
  • Güncellenme: 21 Ekim 2026 21:02

Halk TV’ye 14 Ekim’de kayyım atanmasının ardından kanalın yayını da durduruldu. YENİ Parti 19 Ekim’de MYK toplantısının ardından bugün saat 19.30’da Halk TV önünde buluşmak için çağrı yaptı.

Protestocular Halk TV önünde bir araya geldi.

 

Eylemciler “Özgür basın susturulamaz”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları attı. Polis sık sık “Attığınız anons kanunsuzdur. Kanunsuz sloganlara son verin” anonsu yaptı.

Özgür Özel: Halk TV’nin 200’e yakın emekçisinin yanındayız

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel protestoculara sesleniyor:

“Bu akşamı bir parti mitingi olarak değil, Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye atanan kayyımı protesto etmek amacıyla buradayız. Halk TV’nin 200’e yakın emekçisinin yanındayız!

Bu dönem AK Parti’nin kara düzeni denetimden korkmakta, denetimden kaçmakta, denetlemek isteyene saldırmakta, susturmaktadır. AK Parti’nin kara düzeni, millete hesap vermeye karşıdır. AK Parti’nin kara düzeni, halktan topladığı vergilerin nasıl harcandığının sorulmasına karşıdır. AK Parti’nin istediği düzen denetimsiz, kayırmacı, keyfi bir düzendir. İşte bugün, gecenin bu saatinde bizim burada olmamıza sebep olan, onların medya anlayışı, yani kendilerine dalkavuklar oluşturan sistemin dışında kalan, namusuyla çalışan, gerçekten sapmayan, hakikati kovalayan gazetecilere karşı ve onların kurumlarına karşı gerekirse soruşturmalar, para cezaları ile başlayan, gözaltılar, tutuklamalar yapan, el koyan, kayyım atayan, susturan ve yok eden anlayışlarına karşı bir mücadelede ses yükseltmek için, bu mücadeleyi toplumsallaştırmak için ve bizim haber hakkımızı savunan gazetecilerin haklarını savunmak için buradayız.

‘Bugün verilmesi gereken mücadele yarına bırakılamaz’

Bu mücadele, bugün verilmesi gereken mücadele yarına bırakılamaz. Yarınları karartmamak için bugünlerde meydanlarda olmalıyız, sokaklarda olmalıyız, hep birlikte olmalıyız.

Bu ülke Uğur Mumcuları, Hrant Dinkleri, Ahmet Taner Kışlalıları unutmadı. AK Parti her zaman basın özgürlüğünün karşısında oldu. Bir havuz düzeni medyası oluşturdu. Karşısında olanla uğraştı, yıldırmaya uğraştı. Gazetecilere ya beni savunursun ya da ekmeğinden olursun dedi. 12 Eylül’de askerler bazı haberleri çıkmadan engelliyordu. Gazeteciler o kısmı boş bırakıp protesto ediyordu.

Yetmiyor, kendiden olmayan medya kuruluşlarını yok ediyorlar. Yandaşları tarafından savunuluyor. Biz mesleğini onuruyla yapanlar için buradayız. Merdan Yanardağ’dan Murat Ağırel’e, bugün susturulmaya çalışılan İsmail Arı’ya… Tüm tutuklulara selam olsun! İsmini saydığım, sayamadığı bütün gazetecilere selam olsun!

Halk TV kara düzenin dayattığına inat, bütün zorluğuna rağmen basın emekçilerinin mücadele ettiği bir yerdi.

‘Gün meydanlara, sokaklara akma; mücadeleyi yükseltme günüdür’

Bu yüzden arkadaşlar bugün burada olmak, bir kanalı savunmaktan fazlasıdır. Burada olmak milletin demokrasi hikayesini savunmaktır. Bugün burada olmak teslim olmamaktır, teslim etmemektir, mücadele etmektir. Buradan, bu meydandan gözü bu meydanda olanlara sesleniyorum: Bu meydana dost gözle bakanlara, yüreği bu meydanda atanlara sesleniyorum. Gün, evde oturma günü değildir. Gün, klavye başından eleştirme, cep telefonlarından paylaşım yapma günü değildir. Gün, meydanlara çıkma, sokaklara akma, mücadeleyi yükseltme günüdür. Bir sözüm de ‘Böyle gelmiş, böyle giderciler’e. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyenlere. Bugüne kadar o yılan sana dokunmamış olabilir, ama o yılanın başını hep beraber ezmezsek eninde sonunda senin de sokacaktır. O yüzden bağırıyor bu meydan: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hiçbirimiz.’

‘İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün kanala kayyım atadılar’

Türkiye’nin en büyük siyasi kumpas davası Silivri’de görülürken tam da Ekrem Başkan savunma yapacağı gün Halk TV’yi bastılar, yayını durdurdular, kanala kayyım atadılar. Çünkü hakikatten kaçıyorlar, iftiraları duyulmasın istiyorlardı. Aylarca bekledikten sonra, 19 ay sonra nihayet Ekrem Başkan bütün iftiraları, sadece kendini, arkadaşlarını, ailesini, partimizi değil, tüm siyasi partileri, muhalefetin tüm renklerini de hedef alan ve bu ülkenin iktidarı değiştirme umudunu hedef alan o iddianameye karşı savunma başlamadan 4 saat önce Halk TV’ye geldiler, burayı bastılar ve yayını durdurdular.

‘Basına saldırı muhalefete saldırıdan bağımsız değil’

Kayyımın kısa vadeli iki hedefi vardı. Bir tanesi Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının duyulmasını engellemek. Bir diğeri de fon vurgununun, asrın vurgununun üzerine giden, en çok izlenen haber kanalını susturmaktı. Bir tarafta kendinden sonraki iktidara darbe girişimi, kendinden sonraki cumhurbaşkanı adayını sindirme, susturma, onu hedef alarak siyaseten yok etme girişimi diğer tarafta çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu, kendisine oy veren seçmenini dolandıran kara düzeni deşifre edenlerin sesini kesme girişimi vardı.

Orta ve uzun vadeli hesaplar çok daha karanlık. Muhalefetin sesini tamamen kesmeye niyetlenmişler. O yüzden basına saldırı, muhalefete saldırıdan bağımsız değildir.

‘T24’ten Tele1’e tüm kanallara sahip çıkıyor; İMC’yi Hayat TV’yi unutmuyoruz’

Buradan ilan ve ifşa ederiz ki, Halk TV’ye yapılan iş Mahiroğlu ile mali bir soruşturma değil, bu kisve altında basını susturma, halkın haber alma hakkına engel olma girişimidir. Siz kim kandırıyorsunuz? Bu tek başına bir darbedir. Yandaşsa aynı şekilde devam; muhalifse yok ediyorlar. Burada Halk TV önündeyiz ama aynı zamanda T24’den Tele1’e kadar tüm kanallara, engellenen tüm mecralara sahip çıkıyoruz. Darbe bahanesiyle çökülen İMC’yi Hayat TV’yi unutmuyoruz.

Kapatılan tüm sosyal medya hesaplarını, erişim engeli getirilen gazetecilerin ve yayın organlarının sosyal medya hesaplarını bir kez daha hatırlatıyoruz. Buradan Anayasa Mahkemesi’ne 21 Eylül tarihinde verdiğimiz dilekçeyle temmuz ayında çıkan ve erişim engelini sarayın atadığı bir kişiye ve sarayın anlık talimatlarına bağlayan kanuna karşı Anayasa Mahkemesi’nin önündeki dosyamızı hatırlatıyor, Anayasa Mahkemesi’ne tarih önündeki bu sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

‘Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin’

Ben geçtiğimiz günlerde bugün akşam sizleri buraya davet edince ve gazetecilerin, basın meslek örgütlerinin cumartesi günü yapacakları toplantılar için 14 ilde, sözüme değer verenleri, muhalefetin tüm renklerini, basın meslek örgütlerine cumartesi, saat 14.00’te,14 ilde destek vermeye davet edince A Haber çıkmış, iktidarın borazanı A Haber, diyor ki, ‘Özgür Özel milleti sokağa çağırıyor. Özgür Özel sokakları karıştırmaya çağırıyor. Yakıp, yıkmaya çağırıyor.’

Buradan A Haber’e sesleniyorum. Ben şiddete çağırmam, ben kargaşaya çağırmam. Ama şunu bil ki ben mücadeleye, direnmeye çağırıyorum. Sokaklara çağırıyorum. Meydanlara çağırıyorum. Bir de A Haber’e şunu söyleyeyim, sen bizi küçümseme. Sen bizi küçümseme. Biz barıştan, kardeşlikten ve kimsenin canının yanmamasından yanayız. Ama sen yalan haberle bizi geriletmeye, bizi sokaktan ve mücadeleden çekmeye falan çalışıyorsan, sen sakın bizi küçümseme. Biz sokağa çağrı yaparsak, sen öyle orada o yalan haberlerine devam edemezsin. Buradan o haberi yapan gazeteciye, yayan A Haber’e söylüyorum. Gazeteciler cumartesi sokağa iniyor, biz de onlarla birlikte sokağa iniyoruz. Biz de onlara destek oluyoruz. Gazeteciysen sen de sokağa inersin, bu onurlu mücadeleye destek verirsin.”

Özgür Özel, cumartesi günü gazetecilerin gerçekleştireceği eyleme destek vereceğini de ekleyerek konuşmasını sonlandırdı.

Arslanoğlu: Halk TV susarsa yalan, talan, vurgun ve soygun düzeni karanlıkta kalacak’

DİSK, KESK, TMMOB, İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu yaptı. Arslanoğlu, şöyle konuştu:

“Halk TV’ye el koyanlar, TELE1’e el koyanlar; Tuğba Tekerek’i, Murat Ağırel’i, İsmail Arı’yı, Ali Tarakçı’yı, Selahattin’i, Fatih’i, Hasan’ı, Şaban’ı, Mustafa Balcı’yı, Derya’yı, Erdal Süsem’i, Erol Zavar’ı, Hatice’yi, İrem’i, Merdan Yanardağ’ı, Mustafa Gök’ü, Nadiye Gürbüz’ü, Sami Tunca’yı tutuklayanlar; sesimizin kısılacağını sananlar, bu toprakların yetiştirdiği Yaşar Kemal’i hiç okumamış, Köroğlu Destanı’nı hiç dinlememiş. Bolu Beyi’ne meydanı dar eden Köroğlu sadece bir destan kahramanı değil. İnce Memed’ler sadece kitaplarda kalmaz. Bilmiyorlar ki her haksızlığa karşı duran, ‘Yeter artık’ diyen yürek, Toroslar’dan yükselen bir adalet çığlığıdır. Ferman padişahınsa dağlar bizimdir, yollar bizimdir, eller bizimdir.

‘Hırsızın en büyük korkusu, karanlığa tutulan fenerdir’

Şehirlerimizin sokaklarında bugün milyonlarca genç işsizlikle boğuşuyor. Eğitim sistemini yapboz tahtasına çevirenler, MESEM’lerde fidan gibi çocuklarımızı, evlatlarımızı canından ediyor. İş cinayetleri bir kaza değildir, yaşadıklarımız bir kader değildir; gözünü kar hırsı bürümüş vahşi kapitalizmin ta kendisidir. İliç’ten Soma’ya, madenlerimizde yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi talan edenler, doğamızı zehirleyenler, iş cinayetleriyle aramızdan aldıkları her bir canın hesabını vermemek için bugün basını susturmak istiyorlar.

Fon vurgunlarıyla, imar ve rant vurgunlarıyla, vergi aflarıyla, kur korumalı talanlarla cebimizdeki son kuruşu çalanlar; emekliyi, emekçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edenler çok iyi biliyorlar ki Halk TV susarsa MESEM’deki çocuk işçinin çığlığı, ilkokuldan üniversiteye dert küpüne dönmüş öğrencilerin sesi duyulmayacak. Halk TV susarsa iş cinayetlerine kurban verdiklerimizin, haksız şekilde işten atılan emekçinin, açlık sınırında yaşayan emekçinin, emeklinin, çiftçinin, halkın sesi duyulmayacak. Halk TV susarsa yalan, talan, vurgun ve soygun düzeni karanlıkta kalacak, halk olanları duymayacak.

Basını ve basın mensuplarını hedef alıyorlar çünkü hırsızın en büyük korkusu, karanlığa tutulan fenerdir. Ama unuttukları bir şey var. Sevgili Zülfü Livaneli’nin o güzel şarkısında dediği gibi, ‘Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.’ Ve biz bu memleketi çok seviyoruz. Biz bu ülkenin dağını, taşını, işçisini, emeklisini, gencini çok seviyoruz. Biz bitti demeden bu kavga bitmez. Örgütlenme hakkımızı elimizden alamayacaksınız. Gençlerimizin geleceğini çalamayacaksınız. Kalemleri kıramayacak, gerçeklerin sesini kısamayacaksınız. Halkın haber alma hakkı, emeğimiz, ekmeğimiz kadar kutsaldır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

İmamoğlu’nun mektubu okundu: ‘Milletin tokadından korkuyorlar’

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okudu:

“Silivri’den en sıcak selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Sizleri hasretle kucaklıyorum. Bugün yanınızda olamasam da sizin tek yürek olduğumuzu biliyorum. Direnişinizle, dayanışmanızla, dualarınızla bana ve yol arkadaşlarıma güç oluyorsunuz. Sizler haksızlık karşısında susanlardan değil; adaletin, eşitliğin, hakkın yanında duranlarsınız. İyi ki varsınız. Sağ olun, var olun.

Türkiye bugün tarihi günlerden geçiyor. Her türlü muhalefet, özgür basın, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları siyasallaşmış yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Eşitsizliğe, adaletsizliğe, milletin malına, oyuna, iradesine çökülmesine itiraz eden herkes kanıtsız, delilsiz tutsak ediliyor. Ana muhalefet partisine butlan, belediyelere kayyum atanıyor. Halka gerçekleri anlatan gazeteciler ailelerinden, evlatlarından koparılıp hapsediliyor. Gazeteler, televizyon kanalları, sosyal medya hesapları tek tek karartılıyor. Şimdi de ne tesadüftür ki tam da savunmamı yapacağım zamanda; özgür basının en güçlü sesi olan Halk TV, kayyum ile susturuldu.

Sesim yasak, resmim yasak, sosyal medya hesaplarım yasak, savunmamı aktardığım kitap yasak, duruşmamı takip edip haberleştiren Halk TV yasak. Ama hiç korkmayın; bizi yasaklar hiçbir zaman yıldırmadı, yıldırmayacak. Onlar, asrın soygunu fon vurgunu duyulmasın isteyecekler. Onlar, siyasallaşmış yargı eliyle milletin iradesine yaptıkları darbeyi saklamak isteyecekler. Onlar, millet açlıkla imtihan verirken ceplerini nasıl doldurdukları bilinmesi isteyecekler. Onlar, Halk TV gerçekleri milletle buluşturmasın isteyecekler. Neden mi? Çünkü korkuyorlar. Milletten, milletin tokadından korkuyorlar. Unutmayın, “hiçbir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu”.

Tarih rakiplerini sindirmek için adaleti yerle bir edenlerle, basını susturanlarla, kitapları yakanlarla, özgürlükleri kısıtlayanlarla, muhaliflerini birer birer zindana hapsedenlerle dolu. Sorarım şimdi nerede onlar? Hak ettikleri yerde, tarihin çöplüğündeler. Her birinin iktidarı birer birer son buldu. Ama önünde ama sonunda millet kazandı. Kazanır. Milleti susturamazsınız, gerçekleri karartamazsınız.

Bugün iktidardan aldığı güçle, usulsüz kararların altına imza atanlar, baskı rejiminin yanında durup ceplerini dolduranlar, hak etmedikleri makamlara ve mevkilere kavuşanlar, yarın utanç içinde inkâra girişecekler. Bizler; “onurumuzla, dimdik mücadele ettik, direndik” diyeceğiz. “Susturmaya çalıştılar susmadık, bedel ödedik ama vazgeçmedik” diyeceğiz. Evlatlarımız bizi utançla değil, gururla anacak, anlatacak.

Bugün Halk TV kapatılmış olabilir. Bugün Halk TV’yi, onun onurlu çalışanlarını ve Cafer Mahiroğlu’nu susturduklarına inanabilirler. Ama yanılırlar. Çünkü millet, her şeyden önce vicdanıyla duyuyor olan biteni. Temiz kalbiyle görüyor eşitsizliği, adaletsizliği! Millet cebinde, sofrasında, evinde, sokağında, pazarda hissediyor talanı, yalanı, vurgunu… Bu iktidarın artık süresi doldu. Bunu görüyorlar, bunu biliyorlar. Baskıyı, zulmü artırırsam; Ekrem’i tutuklar, Halk TV’yi susturursam kaçınılmaz olanı değiştiririm sanıyorlar. Aldanıyorlar.

Millet kararını çoktan verdi. Millet; baskıyı, zulmü, eşitsizliği, adaleti, otokrasiyi değil özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği, adaleti, demokrasiyi çoktan seçti.

Halk TV’nin ve onurlu çalışanlarının daima yanındayız. Özgür basını asla susturamayacak, sesimizi kısamayacak, gerçekleri karartamayacaksınız. Millet Halk TV’ye de iradesine de sonsuza kadar sahip çıkacaktır.

Adalet, demokrasi ve özgürlük için mücadele edenlere selam olsun”

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma gerekçe gösterilerek 14 Ekim’de Halk TV’ye TMSF tarafından kayyum atanmıştı.

Başsavcılık, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “malvarlığı değerlerini aklama” suçlamalarıyla işlem yapıldığını açıklamıştı. Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken 11 kişi gözaltına alınmış; Mahiroğlu’nun da aralarında olduğu 4 kişinin ise yurt dışında bulunduğu bildirilmişti.

Etiketler: halk tv