Brezilya’nın deneyimli solcu lideri Luiz Inácio Lula da Silva, sağcı rakibi Flávio Bolsonaro’yu zorlu bir seçim kampanyasının ardından mağlup ederek yeniden devlet başkanı seçildi.
Lula’nın zaferi, son dönemde Latin Amerika genelinde güç kazanan sağ ve merkez sağ partilerin seçim başarılarına da önemli bir istisna oluşturdu. Brezilya’nın 1989’da doğrudan devlet başkanlığı seçimlerine dönmesinden bu yana ilk kez bir aday, ilk turu ikinci sırada tamamlamasına rağmen ikinci turda seçimleri kazandı.
Seçimlerin ardından destekçilerine seslenen Lula, “Bu ülkeyi yönetme biçimimizi değiştireceğimizi garanti edebilirim. Halkın kararlarımıza daha fazla katılmasını sağlayacağız” dedi. Brezilyalılara desteklerinden dolayı teşekkür eden Lula, özellikle demokrasiyi savunmak için sokaklara çıkan gençlerin rolüne dikkat çekti.
Sonuçların açıklanmasıyla Rio de Janeiro ve Belo Horizonte başta olmak üzere birçok kentte Lula destekçileri sokaklara çıkarak kutlama yaptı.
Hakkında açılan darbe girişimi davasında 27 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 2026 seçimlerinde adaylığı engellenen Jair Bolsonaro’nun yokluğunda sağ kanadın adayı olan oğlu Flávio Bolsonaro’yu da sandıkta mağlup eden Lula da Silva, Brezilya tarihinin en uzun soluklu ve dirençli siyasi figürlerinden biri olarak ülkenin siyasi tarihine adını yazdırdı.
![]()
8 çocuklu işçi ailesinin çocuğu
Ülkesinde “Lula” (Kalamar) lakabıyla anılan ve sendika mücadelelerin içinden yetişmiş bir siyasetçi olan Lula da Silva, Brezilya’nın kuzeydoğusunda; geçmişi sömürge dönemi şeker kamışı plantasyonlarındaki çalışma kamplarına dayanan ve toprak aristokrasisinin kökleştiği bir bölge olan Pernambuco eyaletine bağlı Garanhaus’ta 27 Ekim 1945’te doğdu.
Derinleşmiş sınıf eşitsizliklerinin tarihsel köklere sahip olduğu bu bölgede, kendisi de topraksız kırsal işçi sınıfına mensup 8 çocuklu bir aileye doğan Lula’nın sonraki on yıllarda politik eğilimini belirleyen koşullar arasında, içinde yetiştiği sosyal dokunun da önemli bir payı oldu.

Sendika mücadelesinden İşçi Partisi’ne
İsmi Brezilya’nın işçi hareketinde aktif bir sendikacı olarak parlamadan önce Lula, yıllarca bir kuru temizleme şirketinde çalıştı ve küçük yaşlardan itibaren ayakkabı boyacılığı, fıstık ve tahta satıcılığı da dahil farklı işler yaptı.
Sosyalist siyasetçi, 1960’lar ve 1970’ler boyunca ise bir metal işçisi ve aktif bir sendikacıydı. Lula, Villares Metals S.A’da çalışırken işçi hareketlerinde aktif rol oynadı ve sendikada yükselme şansı elde etti. 1975’te São Bernardo do Campo ve Diadema Çelik İşçileri Sendikası Başkanlığına seçilen Lula, 1978’de girdiği ikinci seçimde de başkanlık görevine getirildi. 1970’lerin sonlarında Brezilya askeri yönetim altındayken Lula, büyük grevler de dahil olmak üzere sendikal faaliyetlerin düzenlenmesine yardımcı oldu.
1980’de İşçi Partisi’nin kurucuları arasında yer alan Lula, 1989’da İşçi Partisi’nden ülkenin ilk işçi sınıfı adayı olarak başkanlık seçimine girdi. 1987 ve 1991’de ise Sao Paulo’dan federal meclise seçildi.
Tüm bu seçim maratonları boyunca Lula’nın siyasi kariyeri uzun süre düz bir arazide ilerlemedi. Brezilyalı siyasetçi ancak dört başarısız denemeden sonra ilk kez 2002’de devlet başkanı seçildi.
Küresel Güney’in refah modeli: ‘Sıfır Açlık’ ve ‘Aile Cüzdanı’ programları
Lula, inişli çıkışlı siyasi hayatının en büyük başarılarına 2003’teki ilk başkanlık döneminde imza attı. İktisadi kalkınma çalışmalarında Güney Amerika’ya özgü refah modelinin önemli örneklerini temsil eden ve koşullu nakit transferi programları olan “Zero Femo”( Sıfır Açlık) ve “Bolsa Familia”yı (Aile Cüzdanı) iktidarının ilk yılında yürürlüğe koyan Lula hükümeti, programa katılan 12 milyon aileye aylık yaklaşık 12 dolar yardım sağladı.
Bolsa Familia (Aile Cüzdanı) programında ödemeler; çocukların okula devam etmesi, aşılarının tamamlanması ve annelerin doğum öncesi ve sonrası sağlık kontrollerine katılması gibi koşullara bağlanmıştı. Okula devam oranının 14 yaşına kadar en az yüzde 85, sonraki yaşlarda ise yüzde 75 olması gerekiyordu.
Yardım alanların isimleri kamuya açık bir internet sitesinde yayımlanıyordu. Başvurular denetlenebiliyor, vatandaşlar olası usulsüzlükleri bildirebiliyordu.
İngiliz gazeteci ve akademisyen Madelenie Bunting, programlara ilişkin The Guardian’da yayımladığı 2010 tarihli makalesinde, programların uygulandığı ilk beş yılda eşitsizliğin yüzde 17 azaldığını, yoksulluk oranının ise yüzde 42,7’den yüzde 28,8’e düştüğünü yazdı.
İkinci kez iktidarda
Bolsa Familia (Aile Cüzdanı) ve Zero Femo (Sıfır Açlık) programlarının başarısı Lula’yı 2006’da ikinci dönem iktidarına taşıdı.
Lula’nın ilk iki dönemini “yoksullukla mücadele” ve büyüme” tanımladı.
Küresel emtia fiyatlarının Brezilya lehine seyrettiği yıllarda ülke ekonomisi büyüdü. Hükümet asgari ücreti enflasyonun üzerinde artırdı, düşük gelirli ailelere nakit yardım sağlayan programlar Bolsa Família çatısı altında topladı.
Brezilya aynı dönemde uluslararası ortamda da daha görünür hale geldi. Lula, gelişmekte olan ülkeler arasında daha güçlü siyasi ve ekonomik iş birliği aradı.
Brezilya’nın BRICS içindeki rolünü büyüttü ve ülkeyi Küresel Güney’in önde gelen aktörlerinden biri olarak konumlandırmaya çalıştı.
2010’da İsrail’i ziyaret eden ilk devlet başkanı oldu. Aynı yıl Time Dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçildi.
2011’de gırtlak kanseri nedeniyle kemoterapi gördü.

‘Oto Yıkama Operasyonu’ ve tutuklama
Brezilya siyasetini yıllarca sarsan “Lava Jato”, yani “Oto Yıkama Operasyonu” soruşturması kapsamında; Brezilya’da siyasi elitlerle nüfuz ilişkileri kurduğu konusunda hakkındaki arkası kesilmeyen iddialar nedeniyle sicili pek de parlak olmayan devlete ait petrol şirketi Petrobras etrafında şekillen rüşvet ve yolsuzluk ağı iddiaları sonrası Lula’ya 7 Nisan 2018’de cezaevi yolu göründü. Siyasetçinin o yıl seçimlere katılması yasaklandı.
Soruşturma yalnızca İşçi Partisi’ni değil, Brezilya siyasetinin ve iş dünyasının çok geniş bir kesimini kapsadı. Lula da soruşturmanın hedeflerinden biri oldu.
Pasif yolsuzluk ve kara para aklama suçlarından yargılanan Lula, 7 Nisan 2018’de tutuklandı. Yaklaşık 580 gün hapiste kalan Lula, 8 Kasım 2019’da tahliye edildi.
Tüm davalardan beraat etti: Yeniden Lula rüzgarı
Lula hakkındaki mahkûmiyet kararları daha sonra Brezilya Federal Yüksek Mahkemesi tarafından yargılamayı yapan mahkemenin yetkisine ilişkin gerekçelerle iptal edildi.
Sağ siyasetçilere yakınlığıyla bilinen eski yargıç Sergio Moro’nun bir davada tarafsız davranmadığına da hükmedildi.
Lula, tahliyesinin ardından hakkındaki tüm davalardan beraat etti ve tekrar seçime girebilmesinin önü açıldı.
Ancak “Oto Yıkama Operasyonu” dönemi Brezilya’daki siyasi kutuplaşmanın kalıcı unsurlarından biri oldu.
Lula’nın sağcı rakipleri, hakkındaki yolsuzluk dosyalarını bugün hâlâ siyasi rekabette etkili bir enstrüman olarak ona karşı kullanıyor.

Cezaevinden başkanlık sarayına
2022 seçimleri, Lula ile Jair Bolsonaro arasında tarihi bir hesaplaşmaya sahne oldu. İkinci turda oyların %50,9’unu alan Lula, siyasi kariyerinin bittiği yorumlarına meydan okuyarak üçüncü kez başkanlık koltuğuna oturdu.
Ancak 1 Ocak 2023’te göreve başladığında karşısında kutuplaşmış bir ülke, muhafazakâr bir Kongre ve “Bolsonarismo” hareketinin güçlü sosyal medya etkisi vardı.
Göreve gelmesinden sadece bir hafta sonra, 8 Ocak 2023’te Bolsonaro destekçileri Kongre, Yüksek Mahkeme ve Başkanlık Sarayı’nı bastı. Bu kriz üzerine Lula, iktidarını sadece sosyal vaatler değil, “demokrasiyi ve kurumları koruma” misyonu üzerine inşa etti.
Lula üçüncü kez iktidarda
Luiz Inácio Lula da Silva, 2023 yılında göreve başladığı üçüncü başkanlık döneminde seçim kampanyasının temelini oluşturan “açlıkla mücadele”, “sosyal adalet” ve “ekonomik büyümenin yeniden tesisi” vaatlerine odaklandı. Lula, Jair Bolsonaro döneminin ardından sosyal yardım programı Bolsa Família’yı genişleterek yeniden başlatmayı, asgari ücreti enflasyonun üzerinde artırmayı, işsizliği düşürmeyi ve tarihi vergi reformunu hayata geçirmeyi vaat ettti.
Brezilya Coğrafya ve İstatistik Enstitüsü (IBGE) verilerine göre, bu vaatler istihdam düzeyinde belirgin başarılar elde etti.

Yoksulluk ve işsizlikte düşüş devam etti
IBGE raporlarına göre, 2022’de yüzde 31,6 olan yoksulluk oranı yüzde 23 seviyelerine kadar geriledi, aşırı yoksulluk oranında ciddi düşüş yaşandı.
Yine IBGE’nin hane halkı araştırmalarına (PNAD) göre işsizlik oranı tarihi düşük seviyeleri görerek yüzde 5,1– yüzde 5,6 bandına kadar çekildi, çalışan sayısı 100 milyonun üzerine çıkarak rekor kırarken reel ortalama ücretlerde düzenli artışlar kaydedildi. Bu gelişmeler, tüketici harcamalarını ve iç piyasayı canlandırarak Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GYSH) büyümesini beklentilerin üzerine taşıdı.
Diğer taraftan Reuters’ın ekonomi analizleri ve piyasa takibine dayanan bilanço ise makroekonomik ve mali alanlarda daha karmaşık ve kırılgan bir tablo çizdi. Reuters haberlerinde öne çıkan en büyük eleştiri ve risk, kamu maliyesindeki bozulma ve yükselen kamu borcu olarak gösterildi. Genişleyen sosyal harcamalar ve emeklilik maliyetleri nedeniyle kamu borcunun milli gelire (GSYH) oranının yüzde 82’nin üzerine çıktığı belirtildi.
Enflasyon baskısı ve yükselen kamu borcu
Ayrıca, Merkez Bankası’nın enflasyonu dizginlemek adına faiz oranlarını yüksek tutmasının, kamu borç servis maliyetini artırdığı, bu durumun Lula hükümeti ile Merkez Bankası arasında zaman zaman sert gerilimlere yol açtığı yazıldı.
Lula’nın üçüncü dönemi, yoksulluk ve işsizliği azaltma vaatlerinde somut sonuçlar üreterek halk nezdinde güçlü bir sosyal bilanço sağlasa da Reuters’ın vurguladığı bütçe açığı, enflasyon baskısı ve kamu borç stoğu gibi yapısal sorunlar hükümetin önündeki en büyük ekonomik kırılganlıklar olarak kalmaya devam etti.
Görev süresi dolarken bahis çetesine savaş açtı
Lula da Silva’nın görev süresinin son aylarındaki en radikal ve beklenmedik adımlarından biri ise mantar gibi türeyen çevrimiçi bahis sektörüne karşı açtığı savaş oldu. 2018 yılından bu yana yasal olan ve ilerleyen yıllarda mevzuata bağlanan dijital bahis pazarı, özellikle dar gelirli kesimlerin bütçesini tüketerek derin bir sosyal yaraya dönüşmüştü.
Bu gidişata nokta koymak isteyen Lula, 25 Eylül 2026 tarihinde imzaladığı geçici kararnameyle (MP) ülkede çevrimiçi bahis faaliyetlerini tamamen yasakladı. Hükümet yetkilileri, yılda yaklaşık 60 milyar realin aktığı bu devasa piyasayı ailelerin borç batağına saplanmasındaki ana sorumlulardan biri olarak hedef gösterdi. İmzalanan geçici yürütme kararının kalıcı bir kanuna dönüşebilmesi için 120 gün içerisinde Brezilya Kongresi’nden onay alması şart.
Böylece Lula, seçime günler kala hem borç kıskacındaki kitlelerin yükünü hafifletmeye çalıştı hem de bu borçların en büyük kaynağı olarak gördüğü bahis sektörüne tek bir paketle müdahale ederek çifte hamle yapmış oldu.

Lula’nın aşil tendonu: Hayat pahalılığı
2026 başkanlık yarışı yaklaşırken Lula da Silva hükümetinin en çok zorlandığı kulvar makroekonomik rakamlar değil, vatandaşın cüzdanına yansıyan günlük yaşam maliyetleri oldu.
Reuters’ın eylül ayında gerçekleştirdiği saha gözlemleri, kağıt üzerindeki olumlu veriler ile halkın hissettiği gerçeklik arasında makas olduğunu ortaya koydu.
Eylül ayı Quaest araştırmasına katılan her iki kişiden biri son bir yılda ekonominin kötüye gittiğini savunurken, işlerin iyiye gittiğini söyleyenlerin oranı yüzde 19’da çakılı kaldı.
Dar gelirli ailelerin omuzundaki yüksek gıda enflasyonu, katı faiz politikaları ve biriken borç yükü karşısında hareket geçen iktidar, seçim maratonunun son virajında sosyal muslukları açtı.
Hükümet ilk olarak Bolsa Família ödemelerine yüzde 15 oranında zam yaparken, bir yandan da ağır borç yükü altındaki haneler için dev bir nefes aldırma paketini devreye soktu.
Devlete 15 milyar reallik bir bütçeye mal olan bu program, vatandaşların piyasaya olan 150 milyar reale varan gecikmiş borcunu kamunun devralarak devasa indirimlerle yeniden yapılandırmayı amaçladı.
Sağ muhalefet ise sandığa haftalar kala gelen bu kararları “seçim yatırımı” olarak nitelendirip sert şekilde eleştirdi.
Lula, Brezilya’ya 2026’da ne vaat ediyor?
Lula’nın yeni dönem için hazırladığı hükümet programı, önceki dört yılda uygulanan sosyal politikaların sürdürülmesini ve çalışma hayatındaki hakların genişletilmesini öngörüyor.
Brezilya İşçi Partisi’nin (PT) Yüksek Seçim Mahkemesi’ne sunduğu programda, haftalık çalışma süresinin ücret kaybı olmaksızın 44 saatten 40 saate düşürülmesi ve altı gün çalışıp bir gün izin yapılan sistemin (6×1) sona erdirilmesi öne çıkan vaatler arasında. Ancak bu değişikliklerin hayata geçirilmesi için Kongre’de gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor.
Program, asgari ücretin enflasyonun üzerinde artırılmasını sağlayan politikanın sürdürülmesini ve uygulama üzerinden çalışanların iş güvencesi, ücret, sosyal güvenlik ve çalışma koşulları bakımından daha kapsamlı haklara sahip olmasını hedefliyor. Platform şirketlerinin algoritmalarının şeffaflığı da düzenleme başlıkları arasında yer alıyor.
Bolsa Familia sürdürülecek
Sosyal yardım alanında Bolsa Família’nın sürdürülmesi, Minha Casa, Minha Vida sosyal konut programının genişletilmesi ve açlıkla mücadele politikalarının devamı planlanıyor. Eğitimde tam gün eğitim veren okulların yaygınlaştırılması, teknik eğitim kurumlarına yatırım yapılması ve düşük gelirli öğrencilerin eğitimlerini sürdürmelerini amaçlayan desteklerin devam ettirilmesi öngörülüyor. Sağlıkta ise Mais Médicos programının sürdürülmesi ve Farmácia Popular’ın kapsamının genişletilmesi hedefleniyor.

Zenginlere vergilendirme ve yeniden sanayileşme
Lula’nın ekonomik programı, yüksek gelir gruplarının daha fazla vergi ödemesini öngören artan oranlı vergilendirme yaklaşımını, altyapı yatırımlarını ve yeniden sanayileşmeyi bir araya getiriyor. Küçük işletmelerin finansmana erişiminin artırılması ve üretimin desteklenmesi de hedefler arasında. Teknoloji ve ulusal egemenlik başlıklarında ise yapay zekâ kapasitesinin geliştirilmesi, dijital altyapının güçlendirilmesi ve Brezilya’nın stratejik sektörlerde dışa bağımlılığının azaltılması öne çıkıyor.
Kamu güvenliği ve organize suçla mücadele
Kamu güvenliği, 2026 seçim kampanyasının öne çıkan tartışma başlıklarından biri oldu. Lula’nın programı, güvenlik politikalarında federal hükümetin rolünü artırmayı, eyaletler ve belediyeler arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi ve organize suç örgütleriyle mücadelede istihbarat ile mali soruşturmaları daha etkin kullanmayı öngörüyor.
Programdaki temel önerilerden biri, ayrı bir Kamu Güvenliği Bakanlığı kurulması. Ancak bu adım, Kongre’de bekleyen Kamu Güvenliği Anayasa Değişikliği önerisinin kabul edilmesine bağlanıyor. Amaç, federal hükümetin eyaletler ve belediyelerle birlikte ulusal güvenlik politikalarını koordine etmesi ve farklı kolluk birimleri arasındaki iş birliğini artırması olarak ifade ediliyor.
Lula’nın programı, eyaletlere ve belediyelere güvenlik altyapısı ile ekipman yatırımları için 10 milyar real kaynak aktarılmasını da içeriyor. Kaynağın, Sosyal Altyapı Ulusal Yatırım Fonu’ndan (FIIS) sağlanması öngörülüyor. Organize suç örgütlerinin ve milis yapılanmalarının mali kaynaklarının kesilmesi, silah kaçakçılığıyla mücadele, cinayet soruşturmalarının geliştirilmesi ve cezaevlerindeki güvenliğin güçlendirilmesi de programın başlıca hedefleri arasında.

Bolsonaro gözetim, Lula güvenlik vadetti
Program ayrıca polislerin mesleki koşullarının iyileştirilmesini, vücut kameralarının kullanımının yaygınlaştırılmasını ve bu kameraların kullanımına ilişkin ulusal standartlar oluşturulmasını öngörüyor. Amazon bölgesindeki güvenlik faaliyetlerinin eyaletler ve komşu ülkelerle iş birliği içinde güçlendirilmesi de sınır güvenliği yaklaşımının bir parçası.
Lula’nın güvenlik yaklaşımı ile rakibi Flávio Bolsonaro’nun önerileri arasındaki temel fark, devletin güvenlik alanındaki rolünün nasıl örgütleneceğinde yatıyordu.
Lula, federal koordinasyon, kurumlar arası iş birliği, istihbarat ve mali soruşturmaları öne çıkarırken Bolsonaro; yüz tanıma sistemleri, kamusal alanlardaki kamera ağlarının genişletilmesi, sınır güvenliği ve polislerin teknolojik ve operasyonel kapasitesinin artırılması gibi öneriler sunuyor.
(Kaynak; Haber Merkezi, Reuters, Agência Brasil, El Pais, The Guardian, BBC)




