ABD ara seçimleri: Anketler ne söylüyor, hangi eyaletler kritik?

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesi, Senato’daki 35 sandalye ve 36 eyaletin valiliği için oy kullanılacak. Anketler Demokratların önde olduğunu gösterirken ekonomi, göç politikaları ve İran savaşı seçim gündeminde öne çıkıyor.

ABD ara seçimleri: Anketler ne söylüyor, hangi eyaletler kritik?
ABD ara seçimleri: Anketler ne söylüyor, hangi eyaletler kritik?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 26 Ekim 2026 16:33
  • Güncellenme: 26 Ekim 2026 16:37

ABD’de ara seçimlere sayılı günler kala Cumhuriyetçiler Kongre’nin iki kanadındaki çoğunluklarını korumaya, Demokratlar ise Trump yönetimine yönelik memnuniyetsizliği sandığa taşımaya çalışıyor. Kamuoyu araştırmalarında Demokratlar önde görünse de Kongre’deki sandalye dağılımını belirleyecek eyalet ve seçim bölgelerindeki yarışlar henüz sonuçlanmış değil.

Seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin bütün sandalyeleri, Senato’daki 35 sandalye ve 36 eyaletin valilikleri için oy kullanılacak. Trump’ın adı oy pusulasında bulunmayacak ancak sonuçlar, başkanın kalan iki yıllık görev süresinde iç politika programını ne ölçüde hayata geçirebileceğini etkileyecek.

12 Ekim itibarıyla siyasi reklamlara yapılan harcamalar 3,8 milyar dolara ulaştı. Milyarder Elon Musk’ın Cumhuriyetçilere destek amacıyla yaptığı harcamaların ise yaklaşık 366 milyon dolar olduğu belirtildi. 2022 ara seçimlerindekine benzer bir katılım gerçekleşmesi halinde bu yıl 100 milyondan fazla Amerikalının oy kullanması bekleniyor.

Kongre’de çoğunluk mücadelesi

ABD’de başkanlık seçimleri dört yılda bir, Kongre seçimleri ise iki yılda bir düzenleniyor. Başkanın görev süresinin ortasında yapılan Kongre seçimleri ara seçim olarak adlandırılıyor.

Kongre, Temsilciler Meclisi ve Senato olmak üzere iki kanattan oluşuyor. Yasa tekliflerinin kabul edilmesi, federal bütçenin ve hükümet harcamalarının belirlenmesi ile üst düzey atamaların onaylanması gibi yetkiler bu iki kanat arasında paylaşılıyor.

Kaynak metindeki sandalye dağılımına göre Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’nde 218, Demokratlar 214 sandalyeye sahip. İki sandalye boş bulunurken bir bağımsız üye Cumhuriyetçilerle birlikte hareket ediyor. Senato’da ise Cumhuriyetçilerin 53’e karşı 47 üstünlüğü bulunuyor. Demokratların Senato’nun kontrolünü ele geçirebilmesi için net dört sandalye kazanması gerekiyor. Senato’da 50-50 eşitlik oluşması halinde belirleyici oyu Cumhuriyetçi Başkan Yardımcısı JD Vance kullanabilecek.

Birkaç kritik seçim bölgesindeki sonuç bile Washington’daki güç dengesini değiştirebilir. Demokratların Kongre’nin en az bir kanadında çoğunluğu kazanması, Trump yönetiminin yasa tekliflerini geçirmesini zorlaştırabilir. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması ise Beyaz Saray’ın yasama programını sürdürmesini kolaylaştırabilir.

Ekonomi ve İran savaşı seçmenin gündeminde

Ekonomi, seçim kampanyasının başlıca gündem maddelerinden biri. Trump mitinglerinde düşük işsizlik oranını, yoksulluktaki azalmayı ve borsadaki yükselişi ekonomik performansının göstergeleri olarak sunuyor. Ancak birçok seçmen için ekonomik durum, özellikle benzin, gıda, konut ve sağlık harcamalarının günlük yaşama etkisi üzerinden değerlendiriliyor.

ABD’de benzinin galon başına ortalama fiyatı 4,27 dolara yükseldi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40’lık artış anlamına geliyor. İran savaşıyla bağlantılı enerji fiyatlarındaki yükseliş de seçimin ekonomik gündemini etkiliyor.

ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın enerji maliyetlerine etkisi tartışmaların merkezinde. Trump, savaş sona erdiğinde benzin fiyatlarının düşeceğini söylerken Demokratlar, savaşın yanı sıra yönetimin gümrük vergilerinin de tüketicilerin maliyetlerini artırdığını savunuyor.

Economist/YouGov’un 10-12 Ekim tarihlerinde yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 48’i gelecek hakkında on yıl öncesine kıyasla daha kötümser olduğunu belirtti. Yüzde 70’i ülkedeki gelişmelerin kontrol dışında olduğunu, yüzde 66’sı ise ABD’nin yanlış yönde ilerlediğini düşündüğünü söyledi. Aynı dönemde gerçekleştirilen bir başka Economist/YouGov araştırmasında katılımcıların yüzde 49’u ekonominin durumunu kötü olarak değerlendirdi. Bu oran, Temmuz 2022’den bu yana ölçülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Göç politikaları, sağlık hizmetleri, vergiler ve yapay zekanın düzenlenmesi de seçim gündemindeki diğer konular arasında. Cumhuriyetçiler Trump’ın sınır güvenliği ve düzensiz göçle mücadele politikalarını öne çıkarırken Demokratlar, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) uygulamalarını eleştiriyor.

Anketlerde Demokratlar önde

Seçim öncesinde yayımlanan anketler, Trump’ın görev performansına yönelik desteğin düştüğünü ve Demokratların Kongre seçimlerinde ulusal düzeyde önde olduğunu gösteriyor.

Washington Post, ABC News ve Ipsos’un 9-13 Ekim tarihlerinde 2 bin 545 yetişkinle gerçekleştirdiği araştırmada Trump’ın görev performansını onaylayanların oranı yüzde 33, onaylamayanların oranı yüzde 66 olarak ölçüldü. Aynı ankette oy kullanması muhtemel seçmenlerin yüzde 52’si Demokrat, yüzde 44’ü Cumhuriyetçi adayları destekleyeceğini belirtti.

Economist/YouGov’un 10-12 Ekim araştırmasında Temsilciler Meclisi seçimlerinde Demokratlar yüzde 46, Cumhuriyetçiler yüzde 39 destek aldı. Senato seçimlerinde ise Demokratların desteği yüzde 45, Cumhuriyetçilerin yüzde 40 olarak ölçüldü.

Bununla birlikte, anketlerdeki fark zaman içinde değişiyor. Economist/YouGov’un 19-20 Ekim araştırmasında Demokratların kayıtlı seçmenler arasındaki avantajı beş puana geriledi. Oy kullanması muhtemel seçmenler arasındaki fark ise kullanılan hesaplama yöntemine göre yedi ila dokuz puan arasında ölçüldü. YouGov araştırmacıları, bu değişimin Cumhuriyetçilerin kesin olarak güçlendiği anlamına gelmediğini; haftalık araştırmalarda benzer dalgalanmaların görülebildiğini belirtiyor.

Seçime katılım isteği de sonucu etkileyebilecek unsurlardan biri. Demokrat seçmenler son aylarda sandığa gitme konusunda daha istekli görünürken ekim ayındaki araştırmalar Cumhuriyetçilerde de katılım eğiliminin arttığını gösteriyor.

Ulusal anketlerdeki üstünlük, Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanacağını tek başına göstermiyor. ABD’de Kongre’nin kontrolü, ülke genelindeki toplam oy oranından çok eyaletlerdeki Senato yarışları ve Temsilciler Meclisi seçim bölgelerinde elde edilen sonuçlara bağlı.

Senato yarışlarında hangi eyaletler kritik?

Trump, kampanyanın son haftalarında Teksas, Kansas, Ohio, Iowa ve Güney Carolina gibi Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu eyaletlerde mitingler düzenliyor. Bu eyaletlerdeki bazı yarışların beklenenden daha çekişmeli geçmesi, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruma mücadelesini öne çıkarıyor.

Teksas’ta Cumhuriyetçi Ken Paxton ile Demokrat James Talarico arasındaki Senato yarışı yakından izleniyor. Paxton, Cumhuriyetçi ön seçimlerde görevdeki Senatör John Cornyn’i geride bıraktı. Hakkındaki siyasi ve kişisel tartışmalar kampanyanın gündeminde yer alırken Talarico ekonomik eşitsizlikler, eğitim ve sağlık hizmetlerine odaklanıyor. Demokratların 1994’ten bu yana eyalet genelinde seçim kazanamadığı Teksas’ta ekim ayındaki araştırmalar iki aday arasında yakın bir yarışa işaret ediyor.

Ohio’da Cumhuriyetçi Jon Husted, eski Demokrat Senatör Sherrod Brown ile karşı karşıya. Husted, JD Vance’in başkan yardımcılığı görevine geçmesiyle boşalan Senato koltuğuna atanmıştı. Brown ise işçi hakları, sanayi politikaları ve ekonomik koşulları öne çıkarıyor. Yüz milyonlarca dolarlık reklam harcamalarıyla dikkat çeken yarış, seçim döneminin maliyetli mücadeleleri arasında bulunuyor.

Maine’de beş dönemdir Senato’da görev yapan Cumhuriyetçi Susan Collins, eski eyalet Senatosu Başkanı Demokrat Troy Jackson ile yarışıyor. Trump’a zaman zaman mesafeli tutumuyla tanınan Collins’in karşısındaki Jackson, işçi hakları ve ekonomik eşitsizlikleri kampanyasının merkezine yerleştiriyor. Maine’in 2024 başkanlık seçiminde Demokrat Kamala Harris’i desteklemesi, yarışı yakından izlenen mücadelelerden biri haline getiriyor.

Iowa’da Cumhuriyetçi Senatör Joni Ernst’ün yeniden aday olmamasıyla boşalacak koltuk için Temsilciler Meclisi üyesi Ashley Hinson ile Demokrat eyalet milletvekili Josh Turek yarışıyor. Eski gazeteci Hinson, Trump’ın desteklediği adaylar arasında. İki Paralimpik altın madalyası bulunan Turek ise sağlık hizmetleri ve ekonomik sorunları öne çıkarıyor. Tarım sektörünün önemli olduğu eyalette gümrük vergileri, yakıt ve gübre fiyatları da kampanyanın temel konuları arasında.

Michigan’da Senatör Gary Peters’ın emekliye ayrılmasıyla boşalacak koltuk için Demokrat Abdul El-Sayed ile eski Cumhuriyetçi milletvekili Mike Rogers yarışıyor. Doktor ve eski sağlık yöneticisi El-Sayed, Demokrat Parti’nin ilerici kanadında yer alırken Rogers ulusal güvenlik alanındaki geçmişini öne çıkarıyor. Demokratların elindeki bu sandalye, partinin Senato’daki mevcut gücünü koruması açısından önem taşıyor.

Kansas’ta Cumhuriyetçi Senatör Roger Marshall’ın rakibi Demokrat Adam Hamilton. Büyük bir Metodist kilisesinin papazı olan Hamilton, siyasi kutuplaşmanın azaltılması ve ekonomik sorunlar üzerine kampanya yürütüyor. Kansas’ın 1932’den bu yana Senato’ya Demokrat bir aday göndermemiş olması, bu yarışı da dikkat çekici kılıyor.

Alaska’da Cumhuriyetçi Dan Sullivan ile eski Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Mary Peltola arasındaki yarışın yanı sıra Kuzey Carolina’da eski Demokrat Vali Roy Cooper ile Cumhuriyetçi Parti’nin eski ulusal başkanı Michael Whatley arasındaki mücadele de Senato’daki sandalye dağılımını etkileyebilecek yarışlar arasında.

Temsilciler Meclisi’nde kritik seçim bölgeleri

Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalye için yapılacak seçimlerde çoğunluk mücadelesi, iki parti arasında el değiştirme ihtimali bulunan yaklaşık 40 seçim bölgesinde yoğunlaşıyor. Bazı Cumhuriyetçi adaylar geleneksel olarak güçlü oldukları bölgelerde Demokratların artan rekabetiyle karşılaşırken bazı Demokrat milletvekilleri de yeniden çizilen seçim bölgelerinde koltuklarını korumaya çalışıyor.

New York’un 17. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Mike Lawler, Demokrat Cait Conley’e karşı sandalyesini korumayı hedefliyor. Kendini iki partiyle de çalışabilen ılımlı bir siyasetçi olarak tanımlayan Lawler’ın rakibi Conley, eski bir asker ve ulusal güvenlik uzmanı. Bölgenin 2024 başkanlık seçiminde Kamala Harris’i desteklemesi, buradaki yarışı önemli kılıyor.

Nebraska’nın 2. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Don Bacon’ın yeniden aday olmamasıyla boşalacak koltuk için Brinker Harding ile Demokrat Denise Powell yarışıyor. Omaha’yı da kapsayan bölge, son beş başkanlık seçiminin üçünde Demokrat adayı desteklediği için iki partinin de önem verdiği seçim alanlarından biri.

Pensilvanya’nın 8. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Rob Bresnahan, Scranton Belediye Başkanı Demokrat Paige Cognetti ile karşı karşıya. Bresnahan, 2024’te Demokrat Matt Cartwright’ı iki puandan az farkla yenerek Kongre’ye girmişti. Eyaletin 10. seçim bölgesinde ise Cumhuriyetçi Scott Perry ile eski televizyon sunucusu Demokrat Janelle Stelson yeniden yarışıyor. Perry, 2024’teki seçimi yaklaşık 5 bin oy farkla kazanmıştı.

Iowa’nın 1. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Mariannette Miller-Meeks ile Demokrat Christina Bohannan üçüncü kez karşı karşıya geliyor. Miller-Meeks’in 2024’te çok az farkla kazandığı bölgede tarım maliyetleri ve Trump’ın gümrük vergileri seçim tartışmalarının merkezinde.

New Jersey’nin 7. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Tom Kean Jr., Demokrat Rebecca Bennett ile yarışırken Virginia’nın 2. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Jen Kiggans, daha önce aynı bölgeyi temsil eden Demokrat Elaine Luria ile karşı karşıya. Washington eyaletinde ise Demokrat Marie Gluesenkamp Perez, Cumhuriyetçi John Braun’a karşı sandalyesini korumaya çalışıyor.

Seçim bölgelerinin sınırlarının yeniden çizilmesi de bu yılki yarışları etkileyen unsurlardan biri. Özellikle Teksas, Ohio, Florida ve Kaliforniya’daki değişiklikler bazı bölgelerin siyasi yapısını değiştirdi. Bu nedenle ülke genelinde daha fazla oy alan partinin Temsilciler Meclisi’nde mutlaka çoğunluğu kazanacağı söylenemiyor.

Trump’ın mitingleri ve kampanya söylemi

Trump, seçim kampanyasının son haftalarında düzenlediği ve yaklaşık 90 dakika süren mitinglerde ekonomik politikalarını savunuyor, Demokratları eleştiriyor ve kendisine yönelik desteğin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Konuşmalarında mitinglere katılan kalabalıklarla sık sık övünen Trump’ın etkinliklerine ilişkin Reuters haberinde, bazı mitinglerin tamamen dolduğu, bazılarında ise boş koltukların bulunduğu aktarıldı.

Trump’ın son haftalarda gündeme taşıdığı konulardan biri de Fransa’daki protestolar oldu. Öğrencilerin eğitim koşulları ve hayat pahalılığına yönelik tepkileriyle başlayan, ardından ülke geneline yayılan gösteriler sırasında bazı kentlerde polisle protestocular arasında çatışmalar yaşandı. Trump, olayları göçmenler ve Müslümanlarla ilişkilendirerek Demokratların kazanması halinde ABD’de de benzer gelişmeler yaşanabileceğini ileri sürdü.

Ancak seçmenlerin öncelikleri farklılaşıyor. Bazı seçmenler ekonomiyi en önemli mesele olarak görürken bazıları göç politikalarını, sağlık hizmetlerini veya dış politikayı öne çıkarıyor. Bu durum, her iki partinin de farklı seçmen gruplarına ulaşma çabasını seçim kampanyasının önemli bir parçası haline getiriyor.

Demokratların olası çoğunluğu Trump’ı nasıl etkiler?

Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması halinde parti lideri Hakeem Jeffries’in Meclis Başkanı olması gündeme gelecek. Jeffries, böyle bir durumda sağlık hizmetleri, gıda, konut ve enerji maliyetlerini düşürmeye öncelik vereceklerini açıkladı.

Demokratların kontrolündeki bir Temsilciler Meclisi, Trump yönetiminin faaliyetlerine ilişkin yeni soruşturmalar da başlatabilir. Göçmenlik politikaları, hükümet harcamaları, yolsuzluk iddiaları ve Beyaz Saray’ın bazı uygulamaları Kongre komisyonlarının incelemesine konu olabilir. Bununla birlikte Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisi’ni kazanması, kendi yasa tekliflerini kolayca kabul ettirebilecekleri anlamına gelmiyor. Cumhuriyetçilerin Senato’daki çoğunluğu koruması halinde yasama sürecinde iki parti arasında uzlaşma gerekecek.

Demokratların Senato’yu da kazanması, Trump’ın üst düzey yargı ve yönetim kadrolarına yapacağı atamaların daha fazla engelle karşılaşmasına yol açabilir. Ancak Trump, başkanlık vetosu ve yürütme yetkilerini kullanmayı sürdürebilecek.

Cumhuriyetçilerin Kongre’nin iki kanadındaki çoğunluğunu koruması durumunda ise Trump’ın vergi indirimleri, savunma harcamalarının artırılması ve sosyal yardım programlarına yönelik düzenlemeleri için Kongre’den destek alması daha kolay olabilir.

Geçmiş ara seçimler ne gösteriyor?

ABD’de ara seçimler çoğu zaman görevdeki başkanın partisi açısından zorlu geçiyor. Seçmenler, başkanlık seçimlerinde destekledikleri partinin politikalarını iki yıl sonra yeniden değerlendirme fırsatı buluyor.

Barack Obama’nın başkanlığı sırasında yapılan 2010 ara seçimlerinde Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’nde 63 sandalye kazanarak çoğunluğu Demokratlardan aldı. Demokratlar ise Senato’daki çoğunluklarını korudu.

Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki 2018 ara seçimlerinde bu kez Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde net 40 sandalye kazanarak kontrolü ele geçirdi. Cumhuriyetçiler ise Senato’da iki sandalye artırdı.

Seçim bölgelerinin sınırları, adayların yerel desteği ve sandığa katılım oranı, 2026 seçimlerinin sonucunu belirleyebilecek başlıca unsurlar arasında. Ulusal anketlerde Demokratların önde olması, Kongre’de çoğunluğu elde edecekleri anlamına gelmediği gibi Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu eyaletlerdeki yakın yarışlar da tek başına sonuçları belirlemiyor.

2028 başkanlık yarışı için de önemli

3 Kasım seçimleri, Trump yeniden aday olmadığı için doğrudan bir başkanlık yarışı olmayacak. Buna karşın sonuçlar, ikinci döneminin siyasi açıdan önemli bir değerlendirmesi niteliği taşıyacak.

Demokratların Kongre’nin en az bir kanadında çoğunluğu kazanması, Trump’ın iç politika programını uygulamasını zorlaştırabilir. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması ise başkanın Kongre’deki desteğinin devam ettiğini gösterebilir.

Dış politikada ise Kongre’deki güç değişiminin etkisi daha sınırlı olabilir. Başkanın yürütme yetkileri nedeniyle çoğunluğun değişmesi, İran ve Ukrayna gibi konularda Trump’ın karar alma gücünü aynı ölçüde sınırlamayabilir.

Seçimler, 2028’de yapılacak başkanlık yarışı açısından da önem taşıyor. ABD Anayasası uyarınca üçüncü kez başkan seçilemeyecek olan Trump’ın ardından Cumhuriyetçi Parti’nin hangi siyasi çizgiyi sürdüreceği, ara seçimlerin sonuçlarıyla birlikte daha fazla tartışılabilir. Demokratlar açısından ise seçimler, farklı toplumsal kesimlerin desteğini kazanabilecek bir siyasi program oluşturup oluşturamadıklarının sınanacağı bir süreç olacak.

Sonuç olarak 3 Kasım seçimleri yalnızca Kongre’deki sandalye dağılımını değil, Trump’ın başkanlığının kalan iki yılındaki yasama gündemini, iki parti arasındaki güç mücadelesini ve 2028 başkanlık seçimine giden siyasi süreci de etkileyecek.