YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, ölümünün 20’nci yıldönümü dolayısıyla eski Başbakan ve eski Başbakan Bülent Ecevit’in Devlet Mezarlığı’ndaki kabrini ziyaret etti. Ziyaretin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadeye çağırılmasına ilişkin şöyle konuştu:
“Fatma Betül Sayan Kaya’ya yapılan muamele ki kendi Genel Başkanının ifadeleriyle nefsine kurban olmuş, suç işlemiş, insanların emek emek biriktirdikleri küçücük yatırımlarının hortumlanması sürecinde beş ay gibi bir sürede servetine servet katmış birisinden bahsediyoruz ve ilk ifadesini verdiğinde yine davetle arka kapılardan kimse görmeden geldi gitti şimdi de saati ilan edilmiş, davet edilmiş ve gidecek, ifade verecek. Fatma Betül Sayan Kaya’nın suçüstü yakalandığı durumda üzerinden hesabında iki milyarın üzerinde 3 bin 366 daire alacak kadar bir para çıkmıştı. 46 belediye başkanımız evlerine şafak baskınları yapıldı. O paranın binde biri çıkmadı kimsenin evinden. Toplamda öyle bir paranın yüzde 1’i çıkmadı. Fatma Hanım davet usulüyle gidecek, çayını, kahvesini içecek. Avukatlarıyla birlikte konforlu bir şekilde ifade verecek ve oradan ayrılacak.”
‘Bu ülkede hukuk varsa herkese eşit işlemeli’
“Fatma Hanım’ın yaptığının binde birini yapmayanlar birilerinin ‘öyle duydum, öyle gördüm’ ifadeleriyle sabahleyin bütün komşularının önünde kapısına gelinerek kapı açılmazsa kapılar kırılarak insanlar yatak odalarından eşlerinin çocuklarının gözü önünde alınarak sabahın köründe evi aranarak götürülüyorlar. Gözaltında tutuluyorlar, tutuklanıyorlar. Eğer bu ülkede hukuk varsa herkese eşit işlemeli. Böyle bir ikili hukuk sisteminin ne kadar haksızca olduğu, ne kadar partizanlık yapıldığı, masumlara yapılan zulmün suç işleyenlere AK Partili olduğunda bırakın zulmetmek ki kimseye zulmetmesin istemeyiz nasıl eşitsiz davranıldığını milletimizin vicdanlarına havale ediyorum.”
‘Sayın Erdoğan söylesin bakalım…’
Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in fon krizine ilişkin açıklamalarının anımsatılması üzerine, şunları kaydetti:
“Bunu Sayın Erdoğan’a sorulmasını beklerim. Münferit bir olay diyordu. Şimdi bir şebeke, bir suç örgütü, başı sonu belli olan bir suç örgütünden bahsediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ya da belediyelerde belediyenin normal hiyerarşisinin suç örgütünün yapılanması olup kabul edip, o örgüte örgüt dedikleri sözde örgüt olarak nitelendirdikleri, milletin seçtiği belediyecilik hizmeti yapan ve sadece ve sadece bu hizmeti yaparken hedef olmuş kişilere örgüt suçlamasıyla nasıl davranıldığı, nerelerde tutuldukları, cezaevlerinde örgütlü suçların bulunduğu koğuşlarda ne zulümler gördükleri ortadayken bugün Adalet Bakanı bir örgüt tanımlaması yapıyor. Biz Adalet Bakanı’nın örgüt dediği her yapının ne hâle geldiğini görüyoruz. Ama örgüt AK Parti’nin örgütü olunca örgütün başından sonuna tamamının atamalarının altında Erdoğan’ın imzası olunca bambaşka bir durum var. Sayın Erdoğan söylesin bakalım. Münferit bir olaymış mı yoksa şebeke miymiş? Suç örgütü miymiş? Bu sorunun Sayın Erdoğan’a sorulmasını ve bir yanıt alınmasını biz de bekliyoruz.”
Gazetecilerin gözaltına alınması
Özel, gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasına ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:
“Bugün önüne gelen herkese muhalefete iftiralar attıran, o iftira dolu ve gizlilik altında alındığı söylenen beyanları hızla bakanlık eliyle servis eden, sonra bu iftiraları yandaş kanallarda saatlerce, günlerce tartışanlar bir yanda var ve sonra bu iddiaların birçoğu iddianamelere dahi girmiyor ya da ipe sapa gelmez yalanlar bizim tarafımızdan çürütülüyor, bıkıyoruz yalanlamakla. Daha geçen sene şurada sizler sordunuz. Yurt dışında villa aldığınız söyleniyor, demiştim ki size: ‘Kör bir çivi yurt dışına çaktıysam siyaseti bugün bırakırım’ diye. Kör bir kuruş birisinden almadığımız halde her gün bir başkası yalan atıyor. YENİ Parti’ye şu parayı verdi, bu parayı verdi diye bütün her şey ortadayken ve bunları günlerce söyleyenler, yazanlar, köşelerinde gerçek gibi anlatanlar gazetecilik yapıyorlar. Ama örneğin Ömer Çelik’le bir arkadaşının Bodrum’da birlikte tatil yaptığı iddiaları varken ve o kişi fon vurgununun önemli isimlerinden biriyken Ömer Çelik’in en yakınıyken bir gazetecinin o söylenen tarih aralığında Bodrum’da Ömer Çelik’le o kişinin birlikte konsere gittiğinin fotoğrafını paylaşması suç oluyor. O arkadaşımız gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve şimdi 10 yıl gibi bir hapis cezasıyla yargılanacak.”
‘Gazeteciliğin gazetecilik gibi yapılacağı bir Türkiye’ye ulaşmayı ümit ederiz’
Gerçekten insanın bu kadar haksızlık, bu kadar edepsizlik karşısında aklına mukayyet olması, insanın bu kadar haksızlık ve edepsizlik karşısında normal siyasi sınırlar içinde bir şeyler söylemesi gerçekten zor. Allah’larından bulsunlar. O gazetecilerin içeri girdiler, çıktılar, kendilerini, ailelerini küçücük çocukları var, eşleri var, anneleri var, babaları var ve bir tanesi içlerinde haberi doğrulatmak için arıyor arıyor ulaşamıyor. Meselenin özünde bu ortaya çıkıyor. Doğrulatmak için ulaşma çabaları taciz olarak ifade ediliyor. Oysa ki haberi doğrulatmadan yayınlayınca sizin mesleğiniz açısından bir eksiklik yapılmış olur. Öbürü büyük bir tartışmayı ortadan kaldıran kanıt niteliğinde fotoğrafı yayınlıyor, bundan dolayı içeride. Gerçekten bu zor günleri hep beraber aşacağımız, gazeteciliğin gazetecilik gibi yapılacağı, adaletin herkese eşit uygulanacağı bir Türkiye’ye hep birlikte ulaşmayı ümit ederiz. Yalan bilgiyi alenen yayma suçunu alenen ve müştereken bütün AK Parti yandaşları her gün defalarca işlerken gerçek haberin cezalandırıldığı bir Türkiye’deyiz.”
ABD ara seçimleri
Özel, Amerika’da gerçekleştirilen seçimlere ilişkin de şunları söyledi:
“Trump’ın sevdikleri teker teker kaybediyor. Ve Trump’ı sevenler de kime güvendiklerini ve o çok güvendiklerinin ne hale düştüğünü görüyorlar. Türkiye ve Amerika açısından hazin bir durum var. Neredeyse Amerika’da Erdoğan’ı seven tek kişi Amerika’yı yönetiyor. Türkiye’de de Trump’ı seven tek kişi Türkiye’yi yönetiyor. Böyle bir derin çelişki ile karşı karşıyayız. Birbirlerinden aldıkları güçlere, birbirlerine verdikleri desteklere çok vurgu yapıp güveniyorlardı. Biz sadece meselenin ne hâle geldiğini, ben dün seçim sonuçlarını gördüğümde şöyle düşündüm, dün akşam yatarken belirginleşmeye başlamıştı, sabah neredeyse kesinleşmişti, ‘İnsanlık ölmemiş’ dedim. İnsanlığın aklıyla, onuruyla, gururuyla alay eden birisinin, herkesi çocuk yerine koyan, dünyayla alay eden birisinin ne hâle düştüğünü hep birlikte gördük.
Bu yüzden kimse okyanus ötesinden, Amerika’dan tuhaf pazarlıklarla elde ettiği ve Amerika’nın o Trump’ın atadığı büyükelçinin ‘Onlarda olmayanı verip ellerindeki her şeyi alıyoruz’ demişti. ‘Veriyoruz’ dedikleri meşruiyetti, Trump’tan alınan meşruiyetin ne kadar manalı olduğu göründü. Ama mesele şu ki: Trump’a verilenler bu milletin cebinden, kasasından veriliyor. Trump’tan medet umanlar düşünsün. Biz Trump’tan ne iktidar olmak için medet umduk, ne Trump’ın kaybından muhalefet olarak medet umuyoruz. Trump’a muhtaç olan milletten ümidini kesmiş demektir. Ama insanların aklıyla alay eden, tuhaf sözlerle, kısa sözlerle ve akılla mantıkla bağdaşmayacak sözlerle siyaset yapmaya, siyaset kurmaya çalışanların düştüğü hâli herkes görsün. Otoriter, popülist liderler için yaprak dökümü sürüyor. Sonbahar bütün dünyayı dolaşıyor. Bu yaprak dökümü sürecek.” (ANKA)




