ABD’de 3 Kasım’da gerçekleştirilen kritik ara seçimler, Washington yönetimindeki siyasi dengeleri değiştirme eğilimi taşıyor.
Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin ortasında yapılan ve Kongre’nin iki kanadının kaderini belirleyen seçimlerde, Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da önemli bir üstünlük sağladı.
Seçim sonuçları ABD iç siyasetinin yanı sıra, başta İsrail, Avrupa, Çin ve Rusya olmak üzere küresel aktörlerin başkentlerinde de geniş yankı uyandırdı.
İsrail basını: ‘Ağır darbe’ ve Tel Aviv’de derin kaygı
İsrail kamuoyu ve medyası, ABD ara seçim sonuçlarını ülkenin dış politikası ve özellikle Tel Aviv yönetimi açısından büyük bir kırılma noktası olarak değerlendirdi.
Maariv gazetesi, sonuçların İsrail’de derin bir tedirginlik yarattığına dikkat çekerek, “Trump tek kaybeden değildi, seçim sonuçları İsrail’de kaygı uyandırıyor” başlığını kullandı. Haberde, Washington ile ilişkilerin sarsılabileceği ve İsrail’e yapılan askeri yardımlara mesafeli yaklaşan ilerici kanat Demokrat adayların sandıktan zaferle çıkmasının Tel Aviv politikasını zorlaştıracağı vurgulandı.
Yedioth Ahronoth gazetesi ise durumu “Trump için aşağılayıcı yenilgi” olarak nitelendirerek, Demokratların Kongre’de elde ettiği başarının “tarihi bir mavi tsunami” olduğunu yazdı.
Israel Hayom gazetesi de yeni Kongre’nin İsrail’e karşı çok daha eleştirel bir tutum takınacağını, silah satışları ve bölgesel politikalar üzerinde parlamenter denetimin artacağını okuyucularına aktardı.
Öte yandan, seçim sonuçlarının ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanlığı kanadından resmi bir açıklama yapılmaması, Tel Aviv’deki şaşkınlık ve sessizlik olarak yorumlandı.
Avrupa medyası, seçim sonuçlarını Amerikan seçmeninin artan yaşam maliyetlerine, enflasyona ve dış politikadaki askeri angajmanlara gösterdiği net bir tepki olarak okudu. Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle (DW), Kongre’de Demokratların güç kazanmasının Başkan Trump’ın özellikle İran politikasını ve askeri kararlarını sınırlandırabileceğine işaret etti.
Avrupa basınında öne çıkan ortak analizlerde, savaş nedeniyle yükselen akaryakıt fiyatları ve ekonomik sıkıntıların seçmen eğilimlerini doğrudan şekillendirdiği belirtildi. İran’ın baş müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın sosyal medya üzerinden yaptığı, “Vicdan ya da geçim maliyeti nedeniyle Amerikalılar savaşa hayır dedi” şeklindeki açıklamaları da Avrupa basınında geniş yer buldu.
Bu tablo, ara seçimlerin Washington’ın dış politikadaki hareket alanını ciddi ölçüde daralttığını ortaya koydu.
Fransa’nın Le Monde gazetesi “Trump’a tarihi yenilgi” başlığını kullandı. İspanya’nın El Mundo gazetesi “mavi tsunami” ifadesine yer verdi. Financial Times, Avrupa’da Demokrat zaferinin Trumpçılığa karşı bir tepki olarak karşılandığını yazdı.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Amerikan halkının yoksullaştıran politikalara, nefrete, cinsiyetçiliğe ve iklim inkârına karşı oy kullandığını belirtti.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Demokratların “tarihi zaferini” tebrik ederken Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.
Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, sonuçların iklim ve dış politika konularında Avrupa’ya daha yakın seslerin güçlendiğini gösterdiğini ifade etti.
Çin ve Rus basını: Washington’da ‘topal ördek’ dönemi ve iç bölünme
Asya ve Rusya kaynaklı değerlendirmelerde ise ABD’deki iktidar dengesinin bozulmasının ülkenin küresel liderlik iddiasını zayıflattığına dikkat çekildi. Çin basını, Kongre’nin muhalefetin kontrolüne geçmesinin Beyaz Saray’ın dış ticaret, gümrük tarifeleri ve uluslararası anlaşmalar konusundaki elini zayıflatacağını belirtti.
Pekin merkezli yorumlarda, ABD yönetiminin iç politikadaki bölünmüşlükle malul bir “topal ördek” konumuna düştüğü ifade edildi.
Rus basını ise seçim sonuçlarını Washington’ın iç siyasi istikrarsızlığının bir göstergesi olarak ele aldı. Kongre’nin denetim yetkisini elinde bulunduran Demokratların, yönetimin dış politika hamlelerini ve bütçe tahsislerini yakın markaja alacağı, bunun da küresel krizler karşısında ABD’nin karar alma mekanizmalarını yavaşlatacağı öngörüldü.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, ara seçimleri ABD’nin “iç meselesi” olarak nitelendirdi. Çin’in, iki ülke liderleri arasında varılan mutabakatları sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.
Weibo’da “Trump Total Defeat” (Trump’ın toplam yenilgisi) etiketi 70 milyondan fazla görüntülendi.
South China Morning Post, Çinli internet kullanıcılarının Amerikan siyasetini eleştirirken Pekin için olası etkileri tartıştığını aktardı. Resmi çizgi, ilişkilerde istikrarın korunması yönünde oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Trump’ın görevine devam edeceğini ve barış çabalarını sürdürmesini umduklarını söyledi. Seçim sonuçlarının Rusya’nın Ukrayna konusundaki çıkarlarını kısa vadede etkilemeyeceğini belirtti.
Kommersant, Trump’ın beklentilerini karşılayamadığını yazdı. Rossiskaya Gazeta, sonuçları Beyaz Saray’a yönelik bir güven oylaması olarak değerlendirdi. Dmitriy Medvedev, kısa vadede Rusya’nın çıkarları üzerinde büyük etki beklemediğini kaydetti.
Cumhuriyetçilerin yenilgisi ABD basınında
ABD’de Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi, ülkenin farklı siyasi çizgilerdeki gazetelerinde geniş yankı buldu. The New York Times, The Washington Post, The Washington Times ve The Wall Street Journal, seçim sonuçlarını farklı başlıklar ve değerlendirmelerle ele aldı.
Gazetelerin haber ve analizlerinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyasını kişiselleştirmesi, ekonomik sorunların seçmenler üzerindeki etkisi, İran savaşına yönelik tepkiler ve Cumhuriyetçi Parti’nin siyasi geleceği öne çıkan başlıklar oldu.
Demokratların elde ettiği başarının Trump yönetiminin politikalarına yönelik bir tepkiyi yansıttığı değerlendirilirken, Kongre’deki yeni çoğunluğun Demokrat Parti içindeki siyasi tartışmaları da derinleştirebileceğine dikkat çekildi.
Demokratlara yakın çizgideki The New York Times, seçim sonuçlarını “Sert bir azarlama” manşetiyle duyurdu. Gazetenin alt başlığında, Demokratların Kongre’de elde ettiği kapsamlı zaferle Cumhuriyetçilere ağır bir darbe vurduğu vurgulandı.
Peter Baker imzalı “Trump döneminin alacakaranlığının başladığına dair işaret” başlıklı haber analizde, Trump’ın ara seçimleri kendi başkanlığı hakkında bir referanduma dönüştürdüğü belirtildi. Trump’ın seçim kampanyası boyunca seçmenlere kendisinin de oy pusulasında bulunduğunu söyleyerek seçimleri kişiselleştirdiğine dikkat çekildi.
Ancak bu stratejinin Cumhuriyetçi adayları korumaya yetmediği ifade edildi. Seçmenlerin ekonomik sorunlara ve Trump yönetiminin politikalarına yönelik tepkilerinin Cumhuriyetçi adayların seçim performansına da yansıdığı kaydedildi.
Baker’ın analizinde Cumhuriyetçilerin yenilgisinde üç temel etken öne çıkarıldı: Yüksek benzin fiyatları, İran savaşının yarattığı hoşnutsuzluk ve Trump ile yakın çevresinin kişisel kazanç sağladığına ilişkin tartışmalar.
Normal koşullarda Cumhuriyetçilere oy verme eğiliminde olan bazı seçmenlerin bu kez farklı tercihler yaptığına dikkat çekilen analizde, sonuçların Trump’ın Cumhuriyetçi seçmenler üzerindeki etkisinin sınırlarını da ortaya koyduğu belirtildi.
The New York Times, Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu Texas eyaletinde Demokratların elde ettiği sonuçlara da geniş yer ayırdı.
James Talarico’nun Cumhuriyetçi Ken Paxton karşısında kazandığı Senato yarışı, eyaletteki siyasi değişimin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirildi. Gina Hinojosa’nın ise üç dönemdir görevde bulunan Vali Greg Abbott’ı yenmesi, gazete tarafından “tarih yazdı” ifadesiyle aktarıldı.
Carl Hulse imzalı “Kongre denetleme rolünü yeniden üstleniyor” başlıklı analizde ise Cumhuriyetçilerin 2024 seçimlerinden bu yana kontrolünde bulunan Kongre’nin Trump yönetimini denetleme görevini yeterince yerine getirmediği belirtildi.
Demokratların Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğu elde etmesinin, yasama organının yürütme üzerindeki denetimini yeniden güçlendirebileceği değerlendirildi.
The Washington Post, seçim sonuçlarını “Partiler yeni dönemle yüzleşiyor” manşetiyle duyurdu. Gazete, seçimlerin ardından hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin değişen siyasi koşullara uyum sağlamak ve stratejilerini gözden geçirmek zorunda kalacağına dikkat çekti.
“Demokratlar bir seçim yapmak zorunda: Karşı karşıya gelmek mi, uzlaşmak mı?” başlıklı analizde, Demokrat Parti içindeki siyasi tartışmalar ele alındı.
Demokratların seçimlerden önemli bir çoğunlukla çıkmasına rağmen bu başarının kalıcı bir toplumsal desteğe dönüşmesinin garanti olmadığı belirtildi. Kongre’de elde edilen çoğunluğun Demokratlara Trump’ın politikalarını engelleme ve yönetim hakkında soruşturma yürütme imkânı sağlayacağına dikkat çekildi.
Ancak seçmenlerin beklentilerinin yalnızca Trump yönetimine karşı çıkmakla sınırlı olmadığı vurgulandı. Demokratların özellikle geçim maliyetlerini düşürme yönündeki vaatlerini nasıl hayata geçireceklerine ilişkin henüz ayrıntılı bir yasama programı ortaya koymadığı ifade edildi.
Gazete, Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanmasının Trump’ın Beyaz Saray’daki yetkilerini ortadan kaldırmayacağını da hatırlattı. Demokratların yasama girişimlerinin Trump’ın veto yetkisiyle karşılaşabileceğine dikkat çekildi.
Gazetenin birinci sayfasında “Tarihi tepkinin zeminini hazırlayan Cumhuriyetçi hatalar” başlıklı değerlendirme de yer aldı.
Yazıda, Trump’ın kendisini seçim kampanyasının merkezine yerleştirme stratejisinin ters teptiği belirtildi. Cumhuriyetçilerin ara seçimleri Trump hakkında bir referanduma dönüştürmekten kaçınmak yerine başkanın kişisel popülaritesine güvenerek seçmenleri harekete geçirmeye çalıştığı ifade edildi.
Ancak ekonomik hoşnutsuzluğun ve Trump yönetimine yönelik tepkilerin yeterince hesaba katılmamasının seçim stratejisinin başarısızlığında etkili olduğu kaydedildi.
The Washington Post, Trump’ın Beyaz Saray’daki balo salonunun inşaatını ziyaret etmesini de birinci sayfasına taşıdı.
“Ağır yenilginin ardından Trump, ‘en güvenli yeri’ olan balo salonuna döndü” başlıklı haberde, Trump’ın seçim sonuçlarını değerlendirmek yerine inşaat ve yenileme projeleri hakkında uzun açıklamalar yapmasına dikkat çekildi.
Haberde, halkın hayat pahalılığından şikâyet ettiği ve İran savaşının sonuçlarının tartışıldığı bir dönemde Trump’ın kendi inşaat projesine odaklanması eleştirilerle birlikte aktarıldı.
The Washington Times, seçim sonuçlarını “MAGA yok oluş düzeyinde bir olayla karşı karşıya” manşetiyle duyurdu. Alt başlıkta ise seçimlerin Cumhuriyetçi Parti’yi yeni bir kimlik arayışına ittiği belirtildi.
Gazete, Demokratların zaferinin Trump’ın “Make America Great Again” (MAGA) hareketinin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdiğini yazdı.
Texas’taki Senato yarışına özel yer ayıran gazete, Cumhuriyetçi Ken Paxton’ın Demokrat James Talarico karşısında çift haneli farkla kaybetmesinin Cumhuriyetçi Parti’nin aday belirleme stratejisine yönelik eleştirileri güçlendirdiğini aktardı.
Haberde görüşlerine yer verilen Cumhuriyetçi stratejist Matt Mackowiak, partisinin Trump sonrası dönemin siyasi koşullarına hazırlık yapması gerektiğini belirtti.
The Washington Times, “Mavi dalga, 2028 için açık bir yarışın önünü açtı” başlıklı haberinde Demokratların seçim başarısının parti içindeki siyasi ayrılıkları da gündeme taşıdığını yazdı.
Gazeteye göre Demokrat Parti’nin merkezci, liberal ve ilerici kanatları seçim sonuçlarını kendi siyasi yaklaşımlarının başarısı olarak değerlendiriyor. Ancak farklı eğilimlerin Trump karşıtlığının ötesine geçerek ortak bir siyasi program oluşturup oluşturamayacağı belirsizliğini koruyor.
Gazetenin birinci sayfasında İran savaşına yönelik tepkilerin Pentagon’daki yansımaları da yer aldı.
“İran savaşına tepki Hegseth’in geleceğini tehlikeye atıyor” başlıklı haberde, Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinde savaşın önemli etkenlerden biri olduğu ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in görevden alınmasının gündeme geldiği belirtildi.
Haberde, Trump’ın ağır seçim yenilgisinin ardından danışmanlarıyla Hegseth’in görevden alınmasını görüştüğüne ilişkin haberler aktarılırken, Trump’ın bu yöndeki iddiaları reddettiği de kaydedildi.
The Wall Street Journal, Demokratların Kongre zaferini Trump’a yönelik ağır bir siyasi tepki olarak değerlendirirken seçim sonuçlarının merkezine ekonomik sorunları yerleştirdi.
Gazete, “Demokratlar ekonomiye odaklanarak Temsilciler Meclisi ve Senatonun kontrolünü ele geçirdi, Trump’a ağır darbe vurdu” alt başlığını kullandı. Demokratların başarısında hayat pahalılığına karşı yürüttükleri kampanyanın belirleyici olduğuna dikkat çekildi.
Haberde, Demokratların kültürel tartışmalardan uzaklaşarak seçmenlerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen ekonomik sorunlara odaklanmasının seçim başarısında etkili olduğu belirtildi.
Gazeteye göre Demokrat Parti’nin merkezci ve sol kanatları, yüksek akaryakıt ve gıda fiyatları üzerinden ortak bir kampanya yürüttü. Seçmenlerin yüzde 89’unun yaşam maliyetini oy tercihinde önemli bir etken olarak gördüğü aktarıldı.
Demokratların Texas, Kansas ve Güney Carolina gibi Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde de bağımsız seçmenlerin desteğini kazandığı ifade edildi.
“Trump ara seçimleri nasıl kaybetti?” başlıklı haberde ise Cumhuriyetçilerin yenilgisinde İran savaşı, yükselen benzin fiyatları ve siyasi hesap hatalarının etkili olduğu belirtildi.
Gazeteye göre Trump, danışmanlarının uyarılarına rağmen savaş politikasında değişikliğe gitmedi. Savaşın maliyetinin 47 milyar doları aştığı, benzin fiyatlarının ise yüzde 40 yükseldiği aktarıldı.
Trump’ın ekonomik hoşnutsuzluğu yeterince dikkate almaması, sert göçmen politikaları ve güçlü adaylar yerine kendisine sadık isimleri desteklemesi de Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinin nedenleri arasında sıralandı.
The Wall Street Journal, Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanmasının finans piyasalarına etkisini de değerlendirdi.
Haberde, piyasaların Trump’ın ekonomi politikalarının Kongre’de daha fazla engelle karşılaşabileceği beklentisiyle yükseldiği belirtildi. İran savaşının ekonomik maliyetleri ve büyük teknoloji şirketlerinin yatırımlarına yönelik denetimlerin de yeni dönemin gündeminde olacağı kaydedildi.
Büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezlerine yönelik toplumsal tepkilerin seçim gündeminde yer bulduğu ve bu durumun teknoloji sektöründe endişe yarattığı da gazetenin birinci sayfasına taşındı.
Gazete ayrıca Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesinin Trump’ın dış politika kararları üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceğine dikkat çekti. Yasama organındaki çoğunluk değişikliğinin, başkanın dış politika alanındaki yetkilerini doğrudan ortadan kaldırmadığı vurgulandı.




