• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Halide Türkoğlu: ‘Ortak raporda yer alan demokratikleşme önerileri yasallaştırılmalıdır’

Halide Türkoğlu: ‘Ortak raporda yer alan demokratikleşme önerileri yasallaştırılmalıdır’

Partisinin Kadın Meclisi toplantısı öncesi konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu “Barış ve Siyasallaşma Kurulu ve diğer tüm kurullar çalışmaya başlamalı. Meclis ortak raporunda demokratikleşmeye dönük öneriler yasallaştırılmalıdır” çağrısı yaptı.

Halide Türkoğlu: ‘Ortak raporda yer alan demokratikleşme önerileri yasallaştırılmalıdır’
Halide Türkoğlu: ‘Ortak raporda yer alan demokratikleşme önerileri yasallaştırılmalıdır’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 6 Kasım 2026 12:59
  • Güncellenme: 6 Kasım 2026 13:01

Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Kadın Meclisi toplantısı öncesi partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, kadınların barış talebi ve güncel gelişmelere dair konuşan Halide Türkoğlu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşullarının sadece mekan değişikliğinden ibaret olmaması gerektiğini kaydetti.

‘Yan Yanayız Geleceği Konuşuyoruz’ şiarıyla 31 Ekim 1 Kasım tarihleri arasında düzenlenen kadın konferansına değinen Halide Türkoğlu, kadınların direniş, mücadele ve müzakere masasında sürecin şekillenmesinde güçlü bir irade ortaya koyduklarını vurguladı. Halide Türkoğlu, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte kadınların onurlu barış talebi etrafında gerçekleştirdiği her buluşma, eylem ve etkinlik bu ruhu beslemiştir. Farklı kimliklerden, halklardan, inançlardan, siyasi görüşlerden kadınlarla, sanatçılarla, gazetecilerle, akademisyenlerle gerçekleştirilen bu buluşma onurlu bir barışın nasıl inşa edileceğinin buluşmasıdır. Konferansta konuşulan her başlık, kadınların dillerinden dökülen her söz, yapılan her değerlendirme; Barışın, eşitliğin ve demokratik bir toplumun kadınların özgür iradesi ve ortak mücadelesiyle mümkün olacağını bir kez daha göstermiştir. Bu konferansın çıktısının barış ve demokratik toplum sürecinin başarıya ulaşması açısından çok güçlü bir belge olacağına yürekten inanıyoruz. Çünkü kadınların barış için yol haritası hazır, kadınlar bugününü ve geleceğini inşa etmeye hazır diyoruz” şeklinde konuştu.

Barış Anneleri

Barış Anneleri’nin süreçte yaşanan tıkanmaların aşılması ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep ettiği eylemlerine değinen Halide Türkoğlu,” Biz kadınlar cesaretimizi Barış Annelerinin yine Ankara’da yükselttikleri mücadelenin motivasyonundan alıyoruz. 50 yıllık çatışma sürecinin acısını yüreğinin en derininde yaşayan annelerin dik duruşundan alıyoruz. Barışın cesaret istediği bir gerçekse bu cesareti yıllardır en net şekilde sergileyen Barış Anneleridir. Ve ağır kış koşullarında, her türlü sağlık sorunlarına rağmen Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarıya ulaşması için, Başka annelerin bu acıyı yaşamaması için, Gerçek bir barış için taleplerini Ankara’nın göbeğinde kurdukları çadırlarda tuttukları nöbet alanından yükselttiler. Sayın Öcalan’ın özgür ve eşit koşullarda çalışmalarını sürdürmesinin önünün açılmasını, siyasi tutsakların serbest bırakılmasını bir kez daha en güçlü şekilde haykırdılar” diye belirtti.

‘Barış ve Siyasallaşma Kurulu çalışmaya başlamalı’

Süreç kapsamında kurulan tüm komisyonların çalışmaya başlamasına vurgu yapan Halide Türkoğlu, devamla şunları söyledi: “Sürecin baş müzakerecisi Sayın Öcalan’ın koşulları sadece mekân değişikliği üzerinden olmamalı. Gazeteciler, akademisyenler, hak örgütleri, kadınlar her kesimin Sayın Öcalan ile görüşeceği koşulların oluşturulması daha fazla ertelenmemelidir. Çerçeve yasa olarak tanımlanan yasayı tamamlayacak düzeyde düzenlemeler yapılmalı. Barış ve Siyasallaşma Kurulu ve diğer tüm kurullar çalışmaya başlamalı. Meclis ortak raporunda demokratikleşmeye dönük öneriler yasallaştırılmalıdır. Sürecin başarıya ulaşması karşılıklı somut adımlarla gerçekleşir. Yine bu somut adımlardan en önemlilerinden biri de cezaevleridir. Dışarda barış konuşuluyorken cezaevlerinde düşman hukuku uygulanmamalıdır.

‘Hasta tutsakların serbest bırakılması için neyi bekliyor iktidar?’

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri derinleşmeye devam ediyor. Kayseri Bünyan Cezaevinde siyasi tutsak Evin Zapsu ağır sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olmasına rağmen serbest bırakılmıyorken, bizler barışı nasıl konuşacağız. Koah hastası, kanser şüphesi olan ve biyopsi sonucu beklendiği için ağrılarını dindirecek bir tedavi uygulanmayan Evin Zapsu ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılması için neyi bekliyor iktidar. Kâğıt üzerinde kalan tedbirlerdir. İhlal edilen tedbir kararlarıdır. Uygulanmayan koruma kararlarıdır. İhlallerin ne kadarının kolluk birimlerine bildirildiği, kaçının resmi kayda dönüştüğü, ihlal sonrasında kaç fail hakkında zorlama hapsi kararı verildiği ve bu kararların ne kadarının uygulandığına ilişkin veriler kamuoyuyla paylaşılmıyor.

‘Bütçeyi kabul etmiyoruz’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde olmamıza rağmen 2027 bütçesinin en büyük payı silahlanmaya ve savunma sanayisine ayrıldı. Kadınların yaşamına, emeğine, özgürlüğüne ve eşitliğine ayrılması gereken bütçenin silaha ayrılmasını kabul etmiyoruz. Kadının Güçlendirilmesi Programı’na ayrılan bütçenin üç katının Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Programı’na ayrılması, iktidarın kadınlara nasıl baktığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu bütçe kadınların varlığını ve iradesini aile politikaları üzerinden şekillendirmek isteyen anlayışın somut belgesidir. Kadınlar adına karar alanlar, bir kez daha kadınları karar süreçlerinin dışında bırakmıştır. Elbette bunlar bizim bilmediğimiz, ilk kez karşılaştığımız politikalar değil. Bu bütçeyi hazırlayan akıl da biz kadınları çok iyi tanıyor. Kadınların neden bu bütçeye itiraz edeceğini, hangi taleplerle karşı çıkacağını, hangi eşitsizlikleri teşhir edeceğini biliyor. Çünkü kadınlar yıllardır emeğinin görünmez kılınmasına, yoksulluğa, şiddete, eşitsizliğe ve yaşam alanlarının daraltılmasına karşı mücadele ediyor.

‘Bütçe silaha değil adalete ayrılmalı’

Barışın bütçesi silaha değil yaşama; eşitsizliğe değil adalete; kadınları eve kapatan politikalara değil kadınların özgürleşmesine kaynak ayırmalıdır. Bu doğrultuda 25 Ekim’de, ‘Eşitliğin, Özgürlüğün ve Barışın Bütçesini İstiyoruz’ diyen akademisyenlerle, kadın örgütleriyle, kadına yönelik şiddetle mücadele yürüten kurumlarla, kadın yoksulluğu ve mülteci hakları alanında çalışan kadınlarla ve sivil toplum örgütlerinden kadınlarla İstanbul’da bir çalıştay gerçekleştirdik. Barışın, eşitliğin ve özgürlüğün bütçesinin nasıl olması gerektiğini birlikte tartıştık. Yine birçok ilde ev emekçisi, tütün emekçisi, tekstil işçisi ve fabrika işçisi kadınlarla bir araya geldik. Kadınların gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunları, ihtiyaçlarını ve bütçeden beklentilerini doğrudan kendilerinden dinledik. Kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan, eşitlikçi ve hak temelli bir bütçe istiyor. Kadınların omuzlarına yüklenen bakım emeğinin kamusallaştırılmasını, kreşlerin yaygınlaştırılmasını istiyor. Ev emekçisi kadınların sosyal güvenceye kavuşmasını, emeklerinin tanınmasını istiyor. Mahallelerde hasta, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerinin kamusal sorumluluk olarak üstlenilmesini istiyor.”

(MA)