6. Rojava Film Festivali Başlıyor: ‘Ortak Hikayeler Özgür Sinema’ da buluşacak

Altıncı kez düzenlenen Rojava Uluslararası Film Festivali, 13 Kasım Amûdê Sinema Katliamı’nın yıl dönümünde kapılarını açıyor.

6. Rojava Film Festivali Başlıyor: ‘Ortak Hikayeler Özgür Sinema’ da buluşacak
6. Rojava Film Festivali Başlıyor: ‘Ortak Hikayeler Özgür Sinema’ da buluşacak
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Kasım 2026 10:48

Altıncı kez düzenlenecek olan Rojava Uluslararası Film Festivali, 13-20 Kasım tarihlerinde sinemaseverlerle buluşuyor. Uluslararası filmler, belgeseller, Kürtçe yapımlar, kısa filmler ve senaryo dallarında eserlerin gösterileceği ve yarışacağı festivalde; Belgefîlm kategorisinde 8 belgesel, Kurmaca Film kategorisinde 7 film, Kürtçe Kısa Film kategorisinde 9 film, Uluslararası Kısa Film kategorisinde 9 film yer alıyor.

Ayrıca yarışma dışı 6 ortak masal, Rojava’dan 5 yapım ve program dışı uzun metrajlı Kürtçe “Heval Kekê Min” filmi gösterime girecek.

13 Kasım 1960 tarihinde Rojava’nın Amûdê kentindeki Şehrazad Sineması’nda meydana gelen ve çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiği Amûdê Sinema Katliamı’nın yıl dönümünde başlatılan festival, bu trajik olayın hafızadaki izlerini sanatsal bir dirilişle dönüştürmeyi amaçlıyor. Festivalin sembolü olan Simurg kuşu, küllerinden yeniden doğuşu simgeliyor.

‘Hikayelerimizi kendi dilimizden anlatmak istedik’

Festivale ilişkin MA’ya değerlendirmelerde bulunan yönetmen ve Rojava Film Komünü kurucularından Diyar Heso, Rojava süreciyle birlikte bölgede yaşanan hikayelerin çoğaldığını ve bu hikayeleri aktarma ihtiyacının sinema çalışmalarını zorunlu kıldığını ifade etti. Heso, Rojava Film Komünü’nün 2015 yılında gençleri eğitmek, sinemayı örgütlemek ve üretilen eserleri halkla buluşturmak amacıyla kurulduğunu belirtti.

Komünün kuruluş sürecinde enternasyonalist sinemacıların büyük emekleri bulunduğunu vurgulayan Heso, ilk kurucular arasında yer alan ve 2019 yılında hayatını kaybeden Ömer Bağcı’yı anarak, dünyanın farklı yerlerinden gelen sinemacıların katkılarına dikkat çekti.

‘Kürt sineması sağlam adımlarla ilerliyor’

Bölgedeki zorlu koşullara rağmen son on yıldır ciddi sinema çalışmaları yürütüldüğünü kaydeden Heso, Kürt sinemasının köklü geçmişinden ve Halil Dağ gibi isimlerin açtığı yoldan aldıkları ilhamla akademiler kurduklarını ve yeni sinemacılar yetiştirdiklerini söyledi. Dünya sinemasıyla kıyaslandığında imkânların farklılığına işaret eden Heso, buna rağmen küçük ama sağlam adımlarla ilerlediklerini vurguladı.

Heso, inkar, katliam politikalarının çok yoğun olduğu bir coğrafyada sinema temelleri atmanın çok zor olduğunu da söyledi.

Amude Katliamı 

Diya Heso, 13 Kasım’da başlayacak verecek festivalin zamanlaması hakkında şunları dile getirdi:

“Mevsim koşullarının aslında daha uygun olduğu bir zamanda yapılabilirdi. 13 Kasım tarihi Rojava’da özellikle sinema tarihinde büyük bir travmadır. Amude Sineması katliamının yıldönümüdür. 2015 yılında Rojava Film Komünü olarak kendimizi ilk inşa ettiğimiz süreçte öncelikli olarak çocuklara filmler göstermeye başlamıştık. Charlie Chaplin ve benzeri dünya sinemasından da çocuklar için uygun filmler seçerek gösterim yapıyorduk, halka da duyurusunu yapıyorduk. Düşünün Amude Sinema Katliamının olduğu dönemde dünyaya bile gelmemiş olan insanlar, çocuklarını göndermek istemiyorlardı. ‘Bir şey olmaz değil mi, sinema yine yanmaz değil mi’ gibi birçok kaygıyla yaklaşıyorlar, çocuklarını bu nedenle göndermek istemediklerini söylüyorlardı. Toplumun hafızasına çok kötü bir şekilde yerleşmiş bir sinema algısı vardı.”

Sinemaya bir soluk olmak, yeniden canlandırmak istediklerini dile getiren Heso, “Yanarak katledilmiş sinemanın, çocukların küllerinden yeniden bir doğuş gerçekleştirmek hem zor hem de önemli. Bu nedenle 13 Kasım tarihini seçtik festival olarak. Zaten bilindiği üzere festivalimizin genel olarak sembolü de Simurg kuşu, yani küllerinden kendisini yeniden doğurma anlamına geliyor. Amude’de katledilen, kül edilen hayaller, hayatları yeniden canlandırmak isterken anılarını da yaşatmak, unutulmalarını engellemek istiyoruz” diye konuştu.

Ortak hikayeler 

Öykülerin aynı, birbirine yakın ve ortak olduğunu söyleyen Heso, şöyle noktaladı:

“Bu nedenle festival sloganı olarak bu yıl ‘Çîrokên Hevpar, Sînemaya Azad’ (Ortak Hikayeler, Özgür Sinema) olarak belirledik. Halklar, halkların varlığı, toplumsal sorunları ve çözümleri olarak da aslında yaşadığımız hikaye ortak, neredeyse aynı. Festival olarak da bunu söyleyebiliriz. Baskı, sansür, sömürü, elit olmayan gerçekten sanat ve halk için sinemaya ihtiyacımız var bunu da ancak ortak hikayelerimizin özgürce anlatımıyla yapabiliriz.”

Mütevazi bir ekibin hazırlıkların tamamlanması için canla başla çalıştığını ve emeği geçen tüm sinema emekçilerine teşekkürlerini sunduklarını belirten Diyar Heso, tüm sinemaseverlere ve sinemacılara kapılarının açık olduğunu aktararak cümlelerini sonlandırdı.