• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ABD arabuluculuğunda: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

ABD arabuluculuğunda: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Ateşkes ilk etapta 10 gün için ilan edilmiş, daha sonra üç hafta uzatılmıştı. Bu nedenle ateşkesin 17 Mayıs Pazar günü sona ermesi bekleniyordu.

ABD arabuluculuğunda: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı
ABD arabuluculuğunda: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 15 Mayıs 2026 22:04

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan’ın görüşmelerde daha fazla ilerleme sağlanabilmesi için çatışmaların durdurulmasına yönelik anlaşmayı 45 gün uzatma konusunda uzlaştığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Perşembe ve Cuma günleri Washington’da yapılan İsrail-Lübnan görüşmelerini “son derece verimli” olarak nitelendirdi ve tarafların müzakerelere 2 ve 3 Haziran’da devam edeceğini duyurdu.

İsrailli ve Lübnanlı yetkililer, Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar sürerken, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen yeni görüşme turu için yeniden bir araya geldi.

Ateşkes ilk etapta 10 gün için ilan edilmiş, daha sonra üç hafta uzatılmıştı. Bu nedenle ateşkesin 17 Mayıs Pazar günü sona ermesi bekleniyordu.

Birleşmiş Milletler, müzakereleri çatışmaları sona erdirmek için kritik bir fırsat olarak değerlendirdi.

Süreç, geçen ay Washington’da iki ülkenin büyükelçilerinin katıldığı ve onlarca yıl sonra gerçekleşen en üst düzey temasların ardından başladı.

Hizbullah ise yüz yüze görüşmelere sert şekilde karşı çıkıyor.

16 Nisan’da ABD arabuluculuğunda ilan edilen ateşkese rağmen, İsrail ile Şii silahlı grup Hizbullah arasında karşılıklı saldırılar devam etti. Çatışmalar büyük ölçüde, İsrail güçlerinin kendi ilan ettiği güvenlik bölgesini koruduğu Güney Lübnan’da yoğunlaştı. İsrail ayrıca 6 Mayıs’ta Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında bir Hizbullah komutanını öldürdü.

Toplantıda tarafları kimler temsil etti?

Washington’daki müzakere heyetlerine, Lübnan adına Simon Karam, İsrail adına ise Yechiel Leiter liderlik etti. Her iki isim de deneyimli siyasetçiler olarak biliniyor.

Eski Washington büyükelçisi ve bağımsız siyasetçi olan 76 yaşındaki Karam, mezhepsel bölünmelerin derin olduğu Lübnan’da ulusal birlik vurgusuyla tanınıyor.

İsrail’in ABD Büyükelçisi Leiter ise Başbakan Benjamin Netanyahu’nun uzun yıllardır müttefiki. Leiter’in İsrail yerleşim politikaları, muhafazakâr aktivizm ve sert diplomasi konusunda deneyimli olduğu belirtiliyor.

Hizbullah ise iki ülke arasında doğrudan görüşme yapılmasına kesin dille karşı çıkıyor.

AFP’nin aktardığına göre üst düzey Hizbullah yetkilisi Mahmud Kamati, Cuma günü yaptığı açıklamada Beyrut yönetiminin “İsrail düşmanıyla doğrudan ve aşağılayıcı müzakerelere gitmesinin”, “ülkeye, egemenliğine ve direnişine karşı kapsamlı bir komplonun parçası” olduğunu söyledi.

Kamati ayrıca, “güney yıkılırken ve her gün şehitler verilirken” bu görüşmelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Süreç nasıl ilerledi?

Taraflar en son 23 Nisan’da Beyaz Saray’da biraraya gelmişti. ABD Başkanı Trump burada ateşkesin üç hafta uzatıldığını duyurmuş ve tarihi bir anlaşma ihtimali konusunda iyimser olduğunu söylemişti. Trump, ateşkes süresi içinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’u Washington’da düzenlenecek bir zirvede ağırlamayı umduğunu belirtmişti.

Ancak bu zirve gerçekleşmedi. Cumhurbaşkanı Aoun, böyle bir zirvenin yapılabilmesi için önce bir güvenlik düzenlemesi üzerinde anlaşılması ve İsrail saldırılarının durması gerektiğini söyledi.

14 Nisan’da Lübnan ve İsrail temsilcileri, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan görüşmeler kapsamında 30 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez biraraya geldi. İki gün sonra ateşkes ilan edildi.

İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun arabuluculuğunda Washington’da görüştü. Bu, 1993’ten bu yana iki ülke arasında gerçekleşen ilk benzer temas oldu.

Bu müzakereler, 1991’de düzenlenen ve İsrail, Filistinliler ile Lübnan, Ürdün ve Suriye dahil bazı Arap ülkeleri arasında ikili barış görüşmelerini başlatmayı amaçlayan, ABD ve Sovyetler Birliği destekli Madrid Konferansı’nın ardından geldi.

O tarihten bu yana temaslar büyük ölçüde dolaylı yollarla, genellikle Birleşmiş Milletler veya ABD arabuluculuğundaki güvenlik düzenlemeleri üzerinden yürütüldü.