Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) arabuluculuğunda Washington’da gerçekleştirilen ve dört gün süren yoğun diplomatik temasların ardından, Lübnan ile İsrail beşinci tur müzakereler sonucunda bir “ön anlaşma” imzaladı.
Washington’da düzenlenen imza törenine ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan’ın ABD Büyükelçisi Nada Hamade ve İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter katıldı.
Söz konusu uzlaşı, İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri varlığını sonlandırmayı ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmeyi hedefleyen kritik bir diplomatik aşama olarak kayıtlara geçti.
Ön anlaşmanın içeriğinde neler var?
ABD merkezli yayın organı Axios’un paylaştığı detaylara göre, ilerleyen süreçte kapsamlı bir barış anlaşmasının zeminini hazırlamayı amaçlayan metin Beyrut ve Tel Aviv yönetimleri arasında askeri çatışma dönemini tamamen ve kalıcı olarak sonlandırmayı amaçlayan kalıcı bir çatışmasızlık, tarafların, birbirlerini bağımsız birer devlet olarak tanıyacağı ve karşılıklı barış içinde yaşama hakkına saygı göstermeyi öngören “karşılıklı tanıma” maddelerini içeriyor. Bu maddelerin yanı sıra metinde şu maddeler yer alıyor:
Doğrudan Müzakereler: Çözüme kavuşturulmayı bekleyen tüm bölgesel sorunlar, ABD’nin doğrudan desteği ve hakemliğiyle yürütülecek masada ele alınacak.
Kademeli ve Şartlı Çekilme: Güvenlik alanında şartlı bir geçiş süreci başlayacak. Lübnan ordusu sınır bölgesinde kontrolü devralırken, İsrail ordusu da kademeli olarak bölgeden geri çekilecek. Çekilmenin askeri detayları, ABD desteğiyle hazırlanacak olan bir sonraki güvenlik planında netleşecek.
Pilot Bölgeler Formülü: İlk aşamada Lübnan ordusu belirlenen iki “pilot bölgenin” güvenliğini üstlenecek. Bölgede silah taşıma yetkisi yalnızca Lübnan devletinin resmi güçlerinde olacak. ABD askeri yetkilileri de bu bölgelerin Hizbullah unsurlarından tamamen arındırıldığından emin olmak adına Lübnan ordusuyla sahada ortak çalışma yürütecek. İki İsrailli yetkilinin aktardığına göre bu bölgelerden biri Litani Nehri’nin kuzeyinde, diğeri ise güneyinde yer alıyor.
Yeniden İmar ve Geri Dönüş Şartı: Güney Lübnan’ın yeniden imar faaliyetleri, Hizbullah’ın silahsızlandırıldığının resmen teyit edilmesinin ardından başlayacak. Evlerini terk etmek zorunda kalan Güney Lübnanlı siviller ise ancak devletin güvenlik kontrolü tam olarak sağlandıktan sonra geri dönebilecek.
Sarı Hat Kriteri: Süreci ABD doğrudan denetleyecek. İsrailli bir yetkilinin açıklamasına göre, Hizbullah tamamen silahsızlandırılıncaya kadar İsrail ordusu Lübnan’daki “Sarı Hat” üzerindeki pozisyonunu koruyacak.
Netanyahu: “Hizbullah silahsızlandırılana kadar dönüş yok”
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, üzerinde anlaşılan pilot bölgelerden birinin mevcut “güvenlik kuşağının” dışında, diğerinin ise İsrail ordusunun çekilmeyi planladığı daha geniş askeri alanın içinde kaldığını belirtti. Hizbullah tamamen silahsızlanana kadar Lübnanlı sivillerin ve Hizbullah üyelerinin “güvenlik kuşağına” girmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini vurguladı.
ABD’den askeri ve insani yardım paketi
ABD Dışişleri Bakanlığı, bu anlaşmanın eksiksiz uygulanması ve bölgede kalıcı güvenliğin tesisi için aktif olarak çalışmaya devam edeceklerini duyurdu.
Pentagon, süreç kapsamında Lübnan ordusuna 30 milyon doların üzerinde ek askeri destek sağlama kararı alırken, Beyaz Saray da acil insani yardım çalışmaları için Lübnan’a 100 milyon dolarlık bir kaynak aktarılacağını bildirdi.
Hizbullah’ı bölgesel düzeyde askeri bir tehdit olarak nitelendiren ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, anlaşmanın Lübnan’ın devlet egemenliğini tahkim edeceğini, Hizbullah’ın silahsızlandırılması sürecinin önünü açacağını ve İsrail’in kendi uluslararası sınırlarına dönmesini sağlayacağını belirtti. Rubio, imza sonrası “Bugün iyi bir gün ama önümüzde hâlâ çok iş var” değerlendirmesinde bulundu.
Lübnan ve Hizbullah kanadından ilk tepkiler
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, imzalanan metni halkın evlerine güvenle dönmesi ve devlet egemenliğinin ülke genelinde yeniden kurulması adına “ilk adım” olarak tanımlayarak ABD’ye, Başkan Donald Trump’a ve destek veren dost ülkelere teşekkür etti. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ise egemenlik vurgusu yaparak, “Savaş ve barış konusunda karar verme yetkisi yalnızca devlete aittir” açıklamasını yaptı.
Hizbullah kanadından kurumsal olarak henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Hizbullah Milletvekili Emin Şerri, “Biz doğrudan müzakerelere karşıyız” diyerek mesafeli bir duruş sergiledi. Şerri buna karşılık, İsrail ordusunun Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi şartına bağlı olarak Lübnan ordusunun bölgeye askeri konuşlandırma yapmasını kabul ettiklerini de sözlerine ekledi.
İsrail’de iç siyaset ne diyor?
Başbakan Netanyahu anlaşmayı “İsrail için büyük bir başarı” ve “İran’a vurulmuş ağır bir darbe” olarak nitelendirirken, İsrail’in Washington Büyükelçisi de stratejik olarak rakiplerinin oyunun dışında kaldığını ifade etti.
Buna karşın muhalefette yer alan İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman, sınır ötesindeki Hizbullah varlığı tamamen son bulmadığı müddetçe yeni bir askeri çatışmanın sadece bir zaman meselesi olduğu uyarısında bulunarak hükümeti eleştirdi.
Masaya giden yol: Diplomatik kronoloji
Görüşmelerin başlangıcından imza aşamasına kadar geçen takvim şu şekilde işledi:
14 Nisan: İki ülkenin büyükelçileri arasında Washington merkezli doğrudan görüşmeler resmen başladı.
16 Nisan: ABD Başkanı Donald Trump liderliğinde bölgede 10 günlük bir ateşkes ilan edildi.
23 Nisan: Ateşkes sürecinin uzatılması amacıyla ikinci tur diplomatik görüşmeler gerçekleştirildi.
14-15 Mayıs: Üçüncü tur görüşmeler tamamlandı ve arabulucular süreci “olumlu” olarak nitelendirdi.
2 Haziran: Dördüncü tur müzakerelerde, Hizbullah’ın saldırılarını durdurması ve Litani Nehri’nin güneyine çekilmesi şartıyla genel bir ateşkes mutabakatı sağlandı.
23 Haziran: Beşinci tura geçildi, sahada kontrol edilecek “pilot bölgeler” detaylandırıldı ve cuma günü ön anlaşma resmen duyuruldu.
Sürecin arka planı
Bölgede ateşkes ilan edilmesine rağmen İsrail ordusu, Güney Lübnan’daki hava saldırılarını ve kara operasyonlarını sahada sürdürmüştü.
Bu yeni diplomatik hamle, İran’ın ABD ile yürüttüğü küresel ve bölgesel görüşmelerde Lübnan dosyasının da nihai bir anlaşmaya dahil edilmesi gerektiğini savunduğu döneme denk geldi. Tahran yönetimi, şubat ayı sonunda patlak veren bölgesel çatışmaların Lübnan ayağının çözüme kavuşturulmasını talep ediyordu.
Lübnan sahası, 2 Mart tarihi itibarıyla çatışma döngüsüne dahil olmuş; Hizbullah, İran İslam Cumhuriyeti’nin eski lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme gerekçesiyle İsrail topraklarına yönelik geniş kapsamlı füze saldırıları başlatmıştı.




