Amerika Birleşik Devletleri (ABD) iç siyasetinde ve dış politikasında Ortadoğu’daki son gelişmeler ekseninde önemli bir fikir ayrılığı iddiaları gündemde.
ABD basınında yer alan haberlere göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Washington ile Tahran yönetimleri arasında yürütülen diplomatik temaslara ve İsrail’in askeri operasyonlarına bakış açısı, mevcut yönetim içerisindeki iki farklı yaklaşımı ortaya koydu.
2028 yılındaki başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin muhtemel adayları arasında gösterilen iki liderin kamuoyuna yansıyan beyanatları, bölgesel dengeler açısından stratejik önem taşıyor.
Başkan Yardımcısı Vance mutabakatı ve diyaloğu savunuyor
İran’a fazla taviz verildiği gerekçesiyle özellikle parti içindeki şahin kanat tarafından eleştirilen Washington-Tahran mutabakatına, Başkan Yardımcısı JD Vance güçlü bir şekilde sahip çıkıyor. İran, ABD ile uzlaşı masasına oturabilmek için ön şart olarak İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri saldırılarını durdurmasını talep etmiş ve hazırlanan mutabakat metninde bu konuda bir uzlaşıya varıldığı bildirilmişti. Buna karşın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, söz konusu anlaşmaya taraf olmadıklarını ilan ederek Lübnan’daki askeri harekatı sürdüreceklerini açıklamıştı.
Yaşanan bu gelişme üzerine Tel Aviv yönetimine karşı sert bir duruş sergileyen Vance, İsrail’in de diplomatik kurallara ve varılan anlaşmaya uymasını beklediklerini kaydetti. Müttefik ilişkilerine dikkat çeken Vance, şu ifadeleri kullandı:
“Ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmaydım.”
Vance ayrıca, İsrail’in Lübnan topraklarındaki askeri eylemlerinin ve Tahran destekli Hizbullah unsurlarının İsrail hedeflerini vurmaya devam etmesinin, ABD-İran arasında inşa edilen hassas anlaşma zeminini zayıflattığını vurguladı. İsviçre’de İranlı heyetle gerçekleştirilen kritik görüşmelerin ardından müzakere sürecine dair iyimser mesajlar vermeyi sürdüren Vance, Körfez ülkelerinin İran’ın yeniden inşasını finanse edebileceği fikrini de dile getirdi.
Bakan Rubio’dan Körfez’de “şahin” diplomasi
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise bu hafta gerçekleştirdiği Körfez turunda, Başkan Yardımcısı Vance’e kıyasla oldukça farklı bir çizgi benimsedi. İsrail’in Lübnan’da yürüttüğü askeri operasyonlara destek veren Rubio, bu adımların Hizbullah saldırılarına karşı meşru bir müdafaa ve yanıt niteliği taşıdığını ifade etti.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn’i kapsayan resmi ziyaretleri öncesinde açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Rubio, Vance’in aksine Körfez’deki müttefik ülkelerden İran’ın finansmanı yönünde bir talepte bulunmayacaklarını net bir dille belirtti. Diplomatik temasların sınırlarına değinen Rubio, “Elbette bir anlaşma istiyoruz ama bunu ne pahasına olursa olsun yapma gibi bir niyetimiz yok” diyerek Washington’ın her şartta masada kalmayacağının sinyalini verdi.
Beyaz Saray ve Dışişleri’nden “tek kamp” açıklaması
Yönetimin iki güçlü ismi arasında yaşanan bu yaklaşım farklılıklarına rağmen, Donald Trump yönetimi süreçte herhangi bir kurumsal çatlak veya koordinasyonsuzluk bulunmadığını belirtiyor. Kabinedeki uyumun tam olduğunu vurgulayan yetkililer, idari mekanizmanın tek bir merkezden yönetildiğini kaydetti.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, “Tek bir kamp var; o da Başkan Trump’ın kampı” ifadelerini kullanarak görüş ayrılığı idarelerini reddetti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott da tüm yönetim kademelerinin ve kurumların, Başkan Trump’ın belirlediği dış politika vizyonunun arkasında yüzde 100 uyum içinde ve kararlılıkla hareket ettiğini dile getirdi. ( Reuters, CNN)



