Emekliye ve asgarî ücretliye bu iktidarın reva gördüğü ve zam sonrasında bile açlık sınırının altında kalan maaşlar, daha 2026 yılının ilk bir buçuk ayında eridi gitti. Üstelik bu hesabı yaparken, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) törpülenmiş, makyajlanmış enflasyon oranlarına göre yapıyorum. Daha zamlı ilk maaşlarını alırken, en düşük emekli maaşına talim eden emeklilerin cebinden bin TL, asgari ücretlilerin cebinden ise bin 500 TL eksilmişti bile!.. Bunu enflasyondaki beklenmedik yükselişle açıklamaya kalkan hangi yetkili varsa, bilin ki size yalan söylüyor. Bu, emekliyi ve çalışanları açlık ve yoksulluk sınırında yaşamaya mecbur bırakmayı hedefleyen rejimin bir dayatması…
KÜLLİYEN YOKSULLAŞTIRMA
Bir yıla özgü bir durum olsa hadi neyse… Bu yoksullaştırma ve yoksunlaştırma stratejisi yıllardır sürüyor. Yoksullaştırmayı ve muhtaç hale getirmeyi genele yaymak için uygulanan model, çalışanların ortalama gelirini en alt gelir grubuna yakınlaştırmak. Bunun en bariz örnekleri, en düşük emekli maaşını bir tık daha fazla artırıp ortalama emekli maaşına yakınlaştırmak şeklinde oluyor. Böylelikle ortalama emekli maaşı açlık sınırının altına sabitleniyor. Asgarî ücretlerdeki yıllık artırımın altında zam alan ortalama ücretliler de her yıl biraz daha yoksullaştırılıyor. Sonuçta, aileleriyle birlikte, emekliler ve çalışanlardan oluşan toplumun yüzde 70’i yoksullukta eşitleniyor!
ENFLASYONİST KOŞULLAR
İŞLERİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR
Bu eğilim, enflasyonist ortamda çok daha hızlı biçimde gerçekleşiyor. Ve üstelik resmî verilerle oynandığı için sistematik bir hâl alıyor. 2026 Ocak enflasyonu verileri, bu bilinçli yoksullaştırmayı işaret etmesi açısından da kayda değer. Herkes biliyor ki, 2025 yılı enflasyonu TÜİK’in yüzde 30.89 rakamının çok üzerinde. Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) verilerine göre ise bu oran yüzde 56.14! Aradaki makasın açıklığı, aslına bakarsanız bir gaspın da hikâyesi! Asgarî ücrete yapılan yıllık zam yüzde 27… Emekli maaşlarına yapılan altı aylık zam ise yüzde 12.19… Her yıl olduğu gibi ‘enflasyona ezdirerek’ gelir eşitsizliğini bu şekilde artıran, belki de dünyada az rastlanır emek düşmanı bir neoliberal ekonomi politika uygulanıyor Türkiye’de…
ENFLASYONU MASALLARLA
PEMBEYE BOYUYORLAR
Ve bu hikâye böyle devam edecek. Bakmayın siz, ekonomi yönetiminin ve siyasî iktidarın anlattığı masallara! Dezenflasyon süreci hiç de yolunda gitmiyor. Neresinden bakarsanız bakın, enflasyon kontrol altına alınabilmiş değil. Hizmet enflasyonu yapışkan olduğunu ve en azından kısa vadede bu niteliğini koruyacağını işaret ediyor. Gıda enflasyonu ise dar ve orta gelir grubunun kâbusu olmayı, bırakın kısa vadede orta ve kırılımları değil, 1980’den bu yana yapısal reformların hayata geçirilmemesi ve birikmiş sorunların artık bir buhrana dönüşmüş olması… Hayvancılık ve ziraat bunun en net yaşandığı sektörler, tekstil ve haırgiyimin ardından şimdi de beyaz eşya sektörleri aynı sorunlarla karşı karşıya…
HANİ GIDA ENFLASYONUNUN
ATEŞİ DÜŞMEYE BAŞLAMIŞTI?
Şimdi gelelim 2026 Ocak tüketici fiyatları endeksi (TÜFE), üretici fiyaları endeksi (ÜFE) ve çekirdek enflasyon verilerine… Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ‘Ocak Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, TÜFE ocak ayında yüzde 4.84 arttı, yıllık enflasyon 0.24 puan düşüşle yüzde 30.65 seviyesinde gerçekleşti. Bu TÜİK’in rakamları, peki ya ENAG’in ocak ayı enflasyon oranı ne? Yüzde 6.92… Yılbaşından bu yana, market raflarındaki etiketleri takip ettiyseniz, gıda enflasyonun TÜİK’in açıkladığı rakamlardan uzak ara yüksek olduğunun da farkındasınızdır!
Şimdi vereceğim rakamların yaklaşık yüzde 50 ila yüzde 70 fazlasını düşünmenizde fayda var, çünkü bunlar TÜİK rakamları… Enflasyonun alt kırılımları şöyle: Yüzde 6.59 oranında artan ‘gıda ve alkolsüz içecekler grubu’ fiyatları ocak ayı enflasyonunun temel belirleyicisi olmuş. Grubun enflasyona katkısı 1.61 puan. Yüzde 5.29 oranında artan ‘ulaştırma grubu’ fiyatları enflasyonunun temel belirleyicilerinden bir diğeri… Grubun enflasyona katkısı 0.88 puan. Yüzde 4.66 oranında azalan ‘giyim ve ayakkabı grubu’ fiyatları bir diğer temel belirleyicilerinden…. Grubun enflasyona katkısı eksi 0.37 puan. Yıllık enflasyona en büyük etki 7.82 puanla ‘gıda ve alkolsüz içecekler’, 6.74 puanla ‘konut’ ve 4.64 puanla ‘ulaştırma’ gruplarından gelmiş. Tabii ki, hepsi de dar ve orta gelir grubunun canını fena yakacak harcama kalemleri!

ENFLASYON BÖYLE AĞIR ÇEKİM DÜŞECEKSE
ÇIKMAZ AYIN SON ÇARŞAMBASINI BEKLEYİN!
Ancak, yıllık enflasyon ekonomi yönetimine göre düştü! Bakın burası manipülasyonun daniskası… Şu gerçek olmayan gerekçelendirmelerle politika faizinde indirim döngüsüne giren ekonomi yönetiminin utanmazca bir argümanı! Dezenflasyon süreci madem ki yolunda gidiyor, nasıl oluyor da Ocak 2025’te yüzde 5.03 olan TÜFE, Ocak 2026’da sadece 0.19 puan daha düşük geliyor? Nasıl bir başarı bu?
Başarısızlığı böyle gizlemeye çalışmak da bir zekâ ve ahlâk srunu olsa gerek. O zaman kendi kendinizi avutur, rakamları nasıl daha da makyajlayacağınızı planlamaya başlarsınız! “Yıllık enflasyon gıdayla alkol-tütün-altın gruplarında yükselirken, diğer ana gruplarda geriledi” diye enflasyona ezdirdiğiniz halkı uyutmaya çalışırsınız.
Ama mızrak çuvala sığmıyor! Devamına bakın, sonra TCMB’nin daha önceki ‘enflasyon raporları’nı anımsayın. ‘Fiyat Hareketleri Raporu’nda, şu saptamayı yapmışlar: “Bu dönemde aylık fiyat artışında gıda ve hizmet grupları öne çıktı. Gıda grubu aylık enflasyonunda, başta sebze ve et kalemleri olmak üzere işlenmemiş gıdanın etkisi belirgin oldu. Hizmet grubunda ocak ayında aylık enflasyon, işgücü maliyetleriyle dönemsel fiyatlamanın ve geriye doğru endeksleme davranışının yüksek olduğu kalemler öncülüğünde bir önceki aya kıyasla yükseldi. Hizmet grubunun yıllık enflasyonu ise 3.76 puan düşüşle gerileme eğilimini sürdürdü”. Hani gıda enflasyonu artık eskisi gibi alevli değildi, hizmet enflasyonunda yapışkanlık azalıyordu? Yok öyle bir şey demek ki!..

HANGİ SEBEPLE POLİTİKA
FAİZİ İNDİRİMİ YAPILIYOR?
Öyleyse, neden politika faizi en azından sabit tutulmadı? Ona da cevapları var: “Makroihtiyati tedbirlerle çözüyoruz?” Hani faizi 100 baz puan indirdikten sonra alelacele uygulamaya konan ve kredi piyasasını baskılayan çok tartışmalı tedbirler var ya, tedbir dedikleri bu ve enflasyonu önlemede ne denli etkili yoksa piyasa dengelerini iyiden iyiye mi bozuyor, pek yakında onu da göreceğiz!
Bu ekonomi yönetimlerinin bazı terimleri gerçekten garip? Aylardır bize söylenen neydi? “Temel mal enflasyonundaki eğilim gayet umut verici” diyorlardı ya, o da doğru değil. Şimdi “…Diğer taraftan, temel mal enflasyonu görece ılımlı seyretti. Bu dönemde yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri, geçmiş yıllara kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşerek dezenflasyon sürecini destekledi” saptaması var. Siz buradaki ‘ılımlı’yı ‘sıcak’ diye Türkçe’ye çevirin. Sonra market raflarındaki etiketleri bir kez daha kontrol edin. Kaldı ki, durum yönetilen/yönlendirilen fiyatlar baskılanmışken böyle!
Ya çekirdek enflasyon?.. C endeksi, (enerji, gıda, içecek, tütün, altın hariç TÜFE) ocak ayında yüzde 4.55 oranında arttı. Çekirdek enflasyonun ana alt kalemlerinden ‘temel mallar grubu’ fiyatları yüzde 0.51 oranında artarken, ‘hizmet grubu’ fiyatları yüzde 7.39 oranında yükseldi. Çekirdek enflasyon yıllık yüzde 29.8 olarak gerçekleşti. ‘Temel mallar grubu’ yıllık fiyat artışı yüzde 17.45, ‘hizmet grubu’ yıllık fiyat artışı ise yüzde 40.23 oldu. Alın size dezenflasyon başarısı!..
ÜRETİCİ FİYATLARI DA SIKINTILI
Tüketici fiyatları böyle, peki ya üretici fiyatları?.. Yurtiçi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ocak ayında yüzde 2.67 arttı, yıllık enflasyon 0.5 puan gerileyerek yüzde 27.17 oldu. Bu dönemde enerji fiyatları (yüzde -1,69) düşerken, dayanıksız (yüzde 4.16) ve dayanıklı (yüzde 4.02) tüketim mal fiyatları yüksek artışlarıyla öne çıktı. Sektörel bazda incelendiğinde ise diğer mamul eşyalar (altın fiyat etkisini içeren), metal cevherleri, basım ve kayıt hizmetleri, içecekler ve temel eczacılık ürünleri yüksek fiyat artışı gösteren alt gruplar oldu. Yani ÜFE tarafında da durum hiç parlak sayılmaz. Mesele genelde düşüşün çok ağır ve dalgalı seyrediyor olması. Yurtdışı ÜFE (YD-ÜFE) de yüksek, hem de kur böylesine baskılandığı halde… O da yüzde 1.88 geldi. Bu rakamların gelecek aylarda TÜFE üzerindeki etkilerini de koyun bir köşeye.
Tüm bu rakamların, bu ülke nüfusunun yüzde 80’ine verdiği haber şu; daha da yoksullaşacak, daha da yoksunlaşacaksınız! Üstüne üstlük dezenflasyon süreci de öyle ekonomi yönetiminin söylediği gibi ilerlemiyor. Politika faizindeki indirimler ve makroihtiyatî tedbirler reel sektörü bir nebze rahatlattı mı? O da çok tartışılır.




