• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Af Örgütü’nden İran’da ‘Jin, jiyan, azadi’ raporu: İnsanlığa karşı suç işleyen 87 yetkili tespit edildi

Af Örgütü’nden İran’da ‘Jin, jiyan, azadi’ raporu: İnsanlığa karşı suç işleyen 87 yetkili tespit edildi

Uluslararası Af Örgütü, İran’daki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları sırasında işlenen insanlığa karşı suçlara ilişkin hazırladığı bin sayfalık raporda, emir-komuta zincirini deşifre ederek sorumluluğu bulunan 87 yetkiliyi açıkladı.

Af Örgütü’nden İran’da ‘Jin, jiyan, azadi’ raporu: İnsanlığa karşı suç işleyen 87 yetkili tespit edildi
Af Örgütü’nden İran’da ‘Jin, jiyan, azadi’ raporu: İnsanlığa karşı suç işleyen 87 yetkili tespit edildi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Ekim 2026 14:40

Uluslararası Af Örgütü, hazırladığı kapsamlı 1000 sayfalık araştırma dosyasıyla, İran’ın 16 Ekim 2022’de Jina Emini’nin öldürülmesinin ardından başlayan ve “Jin, Jiyan, Azadi” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganıyla dünyaya yayılan protestolarda işlediği ağır insan hakları ihlallerini ve sistematik suçları gözler önüne serdi.

“Katliam Mimarları” başlığını taşıyan raporda, şiddet dalgasının arkasındaki emir-komuta zinciri mercek altına alınırken, insanlığa karşı suçlar kapsamında yargılanması talep edilen 87 yetkili belirlendi.

Bu isimler arasında; Şubat 2026’da ABD-İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarında hayatını kaybeden Dini Lider ve tüm silahlı kuvvetlerin komutanı Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, dönemin İçişleri Bakanı ve aynı zamanda ABD-İsrail saldırılarından bu yana Devrim Muhafızları’nın Başkomutanı olan Ahmed Vahidi ile dönemin Polis Teşkilatından Sorumlu İçişleri Bakanı Yardımcısı Mecid Mir Ahmedi de yer alıyor.

Uluslararası Af Örgütü, İran Dini Lideri’ne ve üst düzey güvenlik yetkililerine yazılı olarak ulaşarak bulgularını paylaştığını ve 87 yetkilinin ismini bildirdiğini, ancak hiçbir yanıt alamadığını açıkladı.

Rapor; protestocular, eski tutuklular, öldürülen ya da gözaltına alınanların yakınları, görgü tanıkları, avukatlar, hak savunucuları, gazeteciler ve sağlık çalışanlarının da aralarında bulunduğu 270 kişiyle yapılan birebir görüşmelerin yanı sıra 2 binden fazla video, resmî açıklamalar, sızdırılan resmî belgeler, savcılık talimatları, mahkeme kararları ve adli tıp kayıtlarının titizlikle analiz edilmesiyle hazırlandı.

Adaleti sağlaması gereken kurumlar eli kanlı yetkililerin kontrolünde

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, raporun İran’daki suçların ülkenin anayasal, yasama, siyasi ve yargı çerçevelerinde yerleşik bir cezasızlık sistemiyle korunduğunu kanıtladığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“İran’da hayatta kalanlar ve öldürülenlerin aileleri, tam da adaleti tesis etmesi gereken kurumların eli kanlı yetkililer tarafından kontrol edildiği bir sistemde sıkışmış durumda. Bunun korkunç sonucu, protestolar bağlamında kitlesel öldürme döngüsünün gitgide yoğunlaşarak, 8-9 Ocak 2026 tarihlerinde yalnızca 48 saat içinde binlerce protestocunun katledilmesine kadar varması olmuştur. İran halkı yıllardır, kendi yetkilileri elinde acımasız bir baskı, zulüm ve cezasızlıkla karşılaşıyor. Bugün birçoğu, ABD ve İsrail’in yürüttüğü hukuksuz askeri operasyonun insani bedelini de ödüyor. Uluslararası toplum, sivillerin korunmasını, katliamların engellenmesini, adaleti ve hesap verebilirliği merkezine alan, insan odaklı diplomatik stratejiler izlemeli.”

İnsanlığa karşı suç işleyenler hâlâ yönetimde

Uluslararası Af Örgütü, yaşananlar karşısında uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırarak BM Genel Kurulu’na uluslararası bir ceza adalet mekanizması kurma çağrısında bulundu. Ayrıca devletlere, BM Güvenlik Konseyi’ni İran’daki durumu Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’na taşımaya davet etmeleri yönünde çağrı yapılırken, 2022’de insanlığa karşı suç işleyen kişilerin bugün hâlâ İran’ın ölümcül devlet aygıtını kontrol etmeye devam ettiği uyarısı yinelendi. Dünya genelindeki savcılıklara evrensel yargı yetkisi ve diğer sınırdışı yargı yetkisi türleri uyarınca soruşturma başlatma ve yeterli kanıt durumunda yakalama kararları çıkarma çağrısı yapılırken, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hukuka aykırı saldırılarının ardından tırmanan gerilim göz önüne alınarak kalıcı ateşkes ilan edilmesi ve gerçekleştirilen saldırıların bağımsız şekilde soruşturulması istendi.

“Acımasızca karşılık verin ve öldürecek kadar ileri gidin” talimatı

Raporda öne çıkan bulgular ise özetle şöyle:

  • İran İslam Devrimi Muhafızları ile İran İslam Cumhuriyeti Polis Teşkilatı, askeri tip saldırı tüfekleri, tabancalar ve demir bilyeli av tüfekleriyle kalabalığa defalarca ateş açtı. Kaçan protestocuları ve etraftakileri kovaladılar, güvenlik güçlerine veya başkalarına hiçbir tehdit oluşturmayan silahsız insanların etrafını sarıp yakın mesafeden vurarak öldürdüler.
  • İncelenen resmî açıklamalar ve sızan belgeler, strateji toplantılarında, bağlayıcı emirlerde, para ve silah dağıtımında, “kararlı ve sert” müdahalede bulunulması için verilen talimatlarda ortaya çıkan devlet politikasını gösteriyor. Sızdırılan bir emirde, “Acımasızca karşılık verin ve öldürecek kadar ileri gidin” talimatı verildiği görüldü.
  • İnsanlığa karşı işlenen suçlar arasında binlerce erkek, kadın ve çocuğun keyfi olarak gözaltına alınması, zorla kaybedilmesi, işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakılmasının yanı sıra yakınlarını kaybetmiş yaslı ailelere zulmedilmesi de yer alıyor.

Siyasi ve etnik temelde ayrımcı niyetle cinayet ve işkence fiilleri işlendi

Uluslararası Af Örgütü’nün ölümlerini kaydettiği 377 protestocu ve protestolara katılmayan sivilin büyük kısmı, Eylül ile Aralık 2022 arasında protestoların bastırılması esnasında güvenlik güçlerince katledildi.

Diğerleri ise gözaltında, gözaltından serbest bırakıldıktan sonra veya devletin sorumluluğunu açıkça işaret eden şüpheli koşullarda yaşamını yitirdi. Görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin kontrolsüz ateş açması nedeniyle sokakların adeta savaş alanına döndüğünü belirtti. Mahabad kentindeki protestolara katılan Mehşid adlı tanık, Uluslararası Af Örgütü’ne durumu, “Daha önce böyle sahneler görmemiştim. Çok korkutucuydu, savaş alanı gibiydi. Güvenlik güçleri hiç durmadan ateş ediyordu” sözleriyle aktardı.

Öte yandan İran’ın ezilen Beluç ve Kürt toplumları doğrudan hedef alındı.

Beluçlar ülke nüfusunun yüzde 5’ini, Kürtler ise yüzde 10 ile 15’ini oluşturmalarına rağmen, kaydedilen toplam can kaybının yüzde 62’sini bu topluluklardan kişiler oluşturdu. Uluslararası Af Örgütü, Sistan ve Belucistan eyaletinde güvenlik güçleri tarafından 20’si çocuk 106 Beluç protestocu ve sivilin hukuk dışı şekilde öldürüldüğünü (belgelenen can kaybının yüzde 33’ü) kayda geçirdi. Yalnızca bir günde, 30 Eylül 2022’de Zahidan’da Cuma namazı çıkışında ateş açan güvenlik güçleri 87 kişiyi katletti; bu vahşet “Kanlı Cuma” olarak tarihe geçti. Kürt ve Beluç protestoculara karşı siyasi ve etnik temelde ayrımcı niyetle cinayet ve işkence fiilleri işlendiği, bunun da insanlığa karşı işlenen zulüm suçu unsurlarını oluşturduğu vurgulandı.