Ahmet Telli bir şair gibi uğurlandı
Vecdi Erbay 13 Temmuz 2026

Ahmet Telli bir şair gibi uğurlandı

Ahmet Telli bir şair gibi uğurlandı

 

Bir küçük sorun olmuş. Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun çelengine itiraz edilmiş, çiçekçi, çelengi geri götürmeye mecbur bırakılmış. Çok sayıda çelenk var İnşaat Mühendisleri Odası’nın önünde. Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği çelenge hiç ihtiyaç yok yani.
Bir tartışmaya zemin hazırlamak için değil ama, kalsaydı ne olurdu, diye düşünüyorum. Şimdi, çiçekçinin ısrar etmeden çelengi geri götürmesinin doğru olduğuna kanaat getirmiş durumdayım. Çünkü Ahmet Telli ilkeli bir insandı ve mutlak butlan gibi anti demokratik hamlelere taviz vermezdi.
Kılıçdaroğlu’nun Kadir İnanır için gönderdiği çelenge de benzer şekilde muamele yapılmış. Taktik saiklerle de olsa, pek çok insan gibi oy verdiğim Kılıçdaroğlu, keşke demokratlardan, devrimcilerden, Alevilerden ve cenazelerimizden uzak durması gerektiğini akıl edebilse. Çelenk marifetiyle oluşacak yeni krizler, arzu edebileceğimiz bir şey değil çünkü.
*
Gazeteciler ve Ahmet Telli’nin dostları, yoldaşları çoktan almışlar yerlerini. Oturacak tek bir koltuk yok. Üstelik salondaki boş alanlar da dolu. Salon çok havasız ve çok sıcak. “Bu kadar önemli bir şair için daha büyük bir salon bulunamaz mıydı?” şeklinde itirazlar duyuluyor. Ankara’yı bilmem, daha büyük bir salon bulunabilir mıydı, bilmem. Ama Ahmet Telli’nin bu salona sığmadığı apaçık ortada.
Bir duvar dibine ilişmeye çalışıyorum. “Cenaze buradan geçecek” diye uyarıyor görevli arkadaşlar. Güç bela dışarı atıyorum kendimi. Derken Devrimci ’78’liler Vakfı’nın kızıl örtüsüyle cenaze geçiyor önümden. Alkışlarla. Gözyaşlarını perdeleyen ya da tetikleyen alkışlarla…

*
İçeride Grup Yorum “Sıyrılıp Gelen” şarkısını söylüyor. Bunaltıcı sıcağa direnerek koridordaki kapılardan içeriyi görmeye çalışan Ahmet Telli dostları da şarkıya eşlik ediyor. Sözler ve müzik harika, bir kez dinleyenin aklından bir daha çıkmayacak bir şarkı “Sıyrılıp Gelen”. Bu nedenle kim bilir daha kaç kuşağın dilinde olacak, özel alanlarda ve meydanlarda bir ağızdan söylenecek.
Birçok şiiri bestelendi Telli’nin. Ama bugün, onun için düzenlenen tören için “Sıyrılıp Gelen”in seçilmiş olması isabet olmuş. Salon, koridorlar ve İnşaat Mühendisleri Odası’nın girişindeki insanlar, bir de bu şarkıyla birlikte kenetleniyor.
*
Elbette hüzün hakim ve dağ gibi bir efkar dolanıyor insanların yüzlerinde. Bir dostla karşılaşmanın, kucaklaşmanın sevinci buruk bir gülümseme olarak çoğalıyor.
Salondaki insanlar dostlarını, ağabeylerini, yoldaşlarını, şairlerini yitirmiş. Son bir kez bir arada olmanın telaşı, heyecanı içinde. İstanbul’dan, Antalya’dan, Diyarbakır’dan, İzmir’den gelmişler. Birçok hatıra ile birlikte.
Mahmut Temizyürek, Ahmet Telli’yi, şiirini, devrimciliğini ve dostluğunu kısaca ve enfes anlatıyor. Şükrü Erbaş uzun yıllara dayanan dostluğun artık başka türlü yürüyeceği için duyduğu acıyı anlatırken sesinin titremesine engel olamıyor. Nevzat Çelik ta Ayvalık’tan kalkıp gelmiş, birçok hatıra biriktirdiği şairi anlatıyor. Lal Laleş, Ahmet Telli’nin şiirlerini Kürtçeye çevirmiş, kitap olarak yayımlamıştı. Bu şiirlerden birini, çok sevdiğim “Karda İzler” şiirini Kürtçe okuyor. Kürtçe konuşuyor Lal ve konuşmasını “Bijî Ahmet Telli” diye bitiriyor. Sezai Sarıoğlu, dostu için sahnede performans sergiliyor, kırmızı çizgilerini sıralıyor ve buna Ahmet Telli’yi de ekliyor. Ankara’daki eylemlerin efsane fotoğrafçısı Mehmet Özer hiç şaşırtmadı ve Ahmet ağabeyine yakışır duygulu ve isyankar bir bildiri okudu. Tuğrul Keskin, kaç bin yılın dostluğu ve muhabbetiyle anlatıyor Ahmet ağabeyini. Haydar Ergülen, Ahmet Telli için “Bilge” diyor gönül rahatlığıyla. İlkay Akkaya, bir bestenin hikayesini paylaşıyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, bir siyasetçinin bir şair için kurabileceği en güzel cümleler ile ifade ediyor duygularını ve düşüncelerini.
Platforma çıkıp konuşan hemen herkesi dinledim. Ahmet Telli birçok şaire ilham vermiş, el vermiş. Devrimci mücadeleye entelektüel bir şair olarak omuz vermiş. Hak arayan işçinin, çocukları için direnen annelerin, bilim insanlarının, öğrencilerin yanı başında durmuş. Platforma çıkıp konuşan herkes bunu ifade ediyor. İnşaat Mühendisleri Odası salonundaki kalabalık da bunu anlatıyordu zaten.
*
Birçok etkinliğini izledim Ahmet Telli’nin. Bazılarına birlikte katılma şansım oldu. Etkinliklerde daha çok gençler olurdu. Bu, sanırım çok normal bir durum. Şiir seven gençler salonu doldurur, dostlarına ve sevgilisine okuduğu şiirleri, bu kez şairin sesinden duymak üzere.
Ahmet Telli’nin şiirini okuyanlar ise birkaç kuşağı buldu. “Yangın Yılları”ndan “Arkadaşlık Günleriydi”ye kadar uzanan bir durum bu. Diyelim dede ve torunu, belki başka şekillerde ama mutlaka takip ediyor onun şiirini. Bu ilgi şunu işaret ediyor: Türkiye’de şiir okunduğu sürece Ahmet Telli’nin şiir kitapları yeni baskılar yapacak ve yeni kuşaklar da hüznün, isyanın, aşkın şiirleriyle buluşacak, hemhal olacak. Evet, bir kez daha selamlaşmak isteğiyle erkenden salonu dolduran Ahmet Telli’nin ‘eski kuşak’ okurları göze çarpıyordu. Ancak gençlerin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktu. Genç olmak hali geç kalmaya meyillidir biraz. Geç kalan gençler, salona giremeden geri dönmek zorunda kaldılar.
Özetleyecek olursam: Önce ustam sonra dostum dediğim Ahmet Telli, bir şekilde temas ettiği herkes tarafından, hak ettiği bir şekilde uğurlandı. Ankara, görkemli bir şair uğurlamasına tanık oldu.
Salondan çıkarken, Ahmet Telli’nin yerine, hoşça kalın Ankara’nın kitapçıları, şairleri, devrimcileri, aşıkları, sokakları, meyhaneleri” dedim. Ve “Veda Divanı” kitabını imzalattığımda da demiştim: “Veda etmiyorum Ahmet abi, ‘hoşça kal’ diyorum.”

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.