Altın madeni köyden ne alır?
Ecehan Balta 29 Ekim 2026

Altın madeni köyden ne alır?

Altın madeni köyden ne alır?

 

Bir altın madeni, bulunduğu yerden ne alır?

Bu soruya genellikle çıkarılan altının miktarıyla yanıt veriliyor. Kaç ton rezerv bulunduğu, yıllık üretimin ne kadar olduğu, kaç kişiye istihdam sağlandığı, şirketin ülke ekonomisine katkısı anlatılıyor. Ekolojik maliyetlerden söz edildiğinde ise suyun, toprağın, ormanların ve tarımsal üretimin uğradığı zararlar gündeme geliyor. Oysa madencilik, insanların yaşadıkları yerin tarihini, kültürünü ve toplumsal hafızasını da dönüştürüyor. Bu kayıplar herhangi bir bilançoya girmiyor.

Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Zile köyünde, eski bir Rum mezarlığının üzerine yapılmış bir halı saha var. Bu halı sahayı köye üç kilometre uzaklıkta faaliyet gösteren Öksüt Altın Madeni şirketi, bir “sosyal sorumluluk” projesi olarak yaptırmış.

Öksüt, Türkiye’deki büyük ölçekli altın işletmelerinden biri. Kanada merkezli Centerra Gold’un sahibi olduğu maden, 2020 yılında üretime başladı. Şirketin verilerine göre 2025 yılında yaklaşık dört ton altın elde edilirken 18 milyon ton kaya ve cevher yerinden çıkarıldı. Açık ocak yöntemiyle işletilen madende altın, siyanür kullanılan yığın liçi yöntemiyle ayrıştırılıyor. 2022 yılında tesiste civa tespit edilmesi üzerine üretimin bir bölümü durduruldu; şirketin açıklamasına göre on iki çalışanda yüksek civa değerleri saptandı. Aynı dönemde siyanürlü çözeltilere ilişkin sızıntı ve taşma iddiaları gündeme geldi. Bunların çevresel sonuçlarına ilişkin bağımsız ve kamuya açık veriler ise sınırlı.

Zile, mübadele öncesinde Anadolu Rumlarının yaşadığı bir yerleşim. Rumlar kendi elleriyle inşa ettikleri köylerinden gönderildikten sonra, maşatlık / mezarlıktaki Rum kemiklerinin de toplatılmasına karar verilmiş. İnsanlar yerlerinden edilmiş, ardından ölülerinin izleri de ortadan kaldırılmış. Üstelik kendi büyüklerinin kemiklerini toplamak zorunda bırakılan çocukların elleriyle.

Maşatlık daha sonra meyve bahçesine çevrilmiş. Ama köylüler o bahçenin meyvelerini hiç yememişler. Meyve bahçesi kurumuş, o “boş alanın” mezarlık olduğu bilgisi yaşamaya devam etmiş.

Yıllar sonra Öksüt Altın Madeni şirketi aynı yere, “boş alan” olarak gördüğü yere bir “sosyal sorumluluk projesi” olarak bir halı saha yaptı. 2024’te, mübadeleden yüz yıl sonra, Neokaisareia, yani Yeni Kayseri’den, büyükleri mübadeleyle Zile’den gönderilmiş insanlar gelmiş köye. Ailelerinin yaşadığı yerleri görmek, geçmişlerine ilişkin izleri bulmak istemişler. Bir de mezarlığı sormuşlar. Köylü bir kadın onlara mezarlığın çok uzakta olduğunu, gidemeyeceklerini söylemiş: “Çok uzak, gidemezsiniz dedim. Üzerine halı saha yapıldığını söylemeye dilim varmadı.”

Zile’deki halı saha, milyonlarca ton kayanın yerinden çıkarıldığı büyük bir madencilik işletmesinin neden olduğu zararların yanında küçük bir ayrıntı gibi görülebilir. Ama bu örnek, ekonomik faaliyetlerin toplumsal maliyetlerini neden yalnızca ölçülebilir zararlarla açıklayamayacağımızı gösteriyor.

Bu hikâyenin benim için kişisel bir yanı da var.

Birkaç gün önce çok sevgili Hiko’muzu kaybettik. Zile’nin geçmişini bilen insanlardan biri daha gitti. Bir mezar taşının kaldırılmasıyla başlayan kayıp, o mezarın nerede olduğunu hatırlayan son insanın ölümüyle tamamlanabilir. Anlatılmamış hikâyeler, eski yer adları, ailelerin ve köylerin geçmişine ilişkin bilgiler de onlarla birlikte kaybolabilir.

Bir gün Öksüt Altın Madeni’nin faaliyeti sona erecek. Açılan ocakların rehabilitasyonu, atıkların güvenli biçimde yönetilmesi, bozulan arazinin iyileştirilmesi gerekecek. Bunlar için teknik planlar hazırlanabilir, maliyetler hesaplanabilir. Peki bir köyün hafızası nasıl korunacak?

Zile’de eski Rum mezarlığının olduğu yerde şimdi bir halı saha var. Kayda geçsin.

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.