İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, New York’ta İranlı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
New York ziyaretinin, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş ortamında gerçekleştiğini dile getiren Arakçi, BM Genel Kurulu kapsamında hem Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın hem de kendisinin çeşitli görüşmeler gerçekleştireceğini belirtti.
Arakçi’den Filistin ve Lübnan vurgusu
BM’nin uluslararası barışın sağlanması konusunda yetersiz kaldığını söyleyen Arakçi, “Bizim en önemli hedefimiz, İran halkının haklılığını ve çıkarlarını uluslararası en büyük kürsüde savunmaktır. BM kürsüsü de en büyük kürsüdür” ifadelerini kullandı.
Bazı ülkelerin kendileri açısından her şeyi meşru gördüğünü ve uluslararası hukuku dikkate almadığını söyleyen Arakçi, bazı Avrupa ülkelerinin de bu durumun yanı sıra Filistin, Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik işlenen suçlar karşısında sessiz kaldığını ifade etti.
BM’ye yeniden güven duyulmasının önemine işaret eden Arakçi, güvenin nasıl kaybedildiğinin ve yeniden nasıl tesis edilebileceğinin konuşulması gerektiğini dile getirdi.
BM Genel Kurulu umutları artırdı: Müzakere mümkün olacak mı?
Arakçi’nin BM Genel Kurulu’na gitmesi, ABD ve İran arasında devam eden çatışmalara son verilerek müzakere masasına dönülmesi için bir umut yaratsa da iki ülke arasında üst perdeden verilen yaptırım tehditleri ve askeri misilleme uyarıları son bulmuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce Fow News’a verdiği demeçte İran ile müzakere görüşmelerine açık olduğunu söyledi ancak İran’ın “İslamabad Mutabakatı’nda” yer alan taleplerini dayatmaya devam ederse “rejimi mahvedeceği” tehdidinde bulundu.
Arakçi ise BM Genel Kurulu öncesi Trump’ın yaktığı yeşil ışığa olumlu karşılık vermişti.
Ancak iki ülkenin liderler düzeyinde, karşılıklı verdikleri müzakere sinyalleri askeri ve diplomatik makamlara aynı şekilde yansımadı.
İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Mohebi, Al-Alam Haber Ağı’na verdiği röportajda, ABD’nin bölge üzerinde eski hegemonyasını kaybettiğini iddia ederek “savaşın coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz. Değişiklik, kullanacağımız silah ve teçhizatta da olacaktır” dedi.
Benzer şekilde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da 20 Eylül’de milletvekillerine yaptığı konuşmada, ülkesinin şartları yerine getirilmediği ve ABD taahhütlerini uygulamadığı sürece Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını kaydetmişti.
ABD’nin BM Büyükelçisi Mike Waltz , New York’ta düzenlenen Al-Monitor Live etkinliğinde yaptığı konuşmada, İran’ın müzakere masasına geri dönmesi için “kapının açık” olduğunu ancak İran’ın şartlarının “hayal ürünü” olduğunu öne sürmüştü.
Savaşın bölgesel maliyeti ve enerji krizi
Savaşın bölgesel maliyetinin en belirgin boyutu enerji krizi oldu. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması küresel petrol arzında büyük bir şok yarattı; savaşın ilk aylarında yaklaşık 20 milyon varil/günlük petrol ve petrol ürünü akışı etkilendi. Mart-Ağustos döneminde fosil yakıt ithalatçılarının, savaş öncesi beklentilere kıyasla yaklaşık 330 milyar dolar ek maliyet üstlendiği hesaplandı. Petrolün yanı sıra Asya LNG fiyatları savaş öncesi beklentilerin ortalama yüzde 75, Avrupa LNG fiyatları yüzde 60 üzerinde seyretti.
İran Savaşı’nda müzakere kumarı: Rejim şartlarında ısrarcı, Washington’ın stratejisi netleşmedi



