Yemen’deki Husilerin, Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırılara ilişkin aralarında Mısır, Ürdün, Yemen, Lübnan ve Filistin’in de bulunduğu Arap ülkelerinden ve Körfez İş Birliği Konseyi’nden kınama geldi. Açıklamada, saldırıların “tehlikeli bir tırmanış, Suudi Arabistan’ın egemenliğinin ihlali ve halkının güvenliğine yönelik tehdit” olduğu belirtildi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, dört kenti hedef alan saldırılara ilişkin; güvenliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü hedef alan tehditler karşısında Kahire yönetiminin, Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğu vurgulandı.
Ayrıca, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının kınandığı açıklamada, “Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Mısır’ın ve Arap ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası” olduğu aktarıldı.
Ürdün: Uluslararası hukuk ve BM Şartı’nın ihlali
Ürdün Dışişleri Bakanlığı da, Husilerin sivil ve ekonomik tesisleri hedef almasını ve Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürmesini kınadı. Açıklamada, saldırıların “Suudi Arabistan’ın egemenliğini açık bir şekilde ihlal ettiği, güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğünü de tehdit ettiği” belirtildi. Husilerin saldırılarının “uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ihlali ve deniz seyrüsefer güvenliğine yönelik tehdit” olduğu ifade edildi. Ürdün’ün, Suudi Arabistan’ın güvenliğini, istikrarını ve vatandaşlarının güvenliğini korumak için atacağı tüm adımları desteklediği bildirildi.
Katar’dan ihlallere karşı ortak tavır çağrısı
Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da, Husilerin Suudi Arabistan’a ve Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürmesi kınandı.
Açıklamada, saldırılar “utanç verici saldırgan bir davranış, sivillerin yaşamları ve bölge ülkelerinin güvenliğinin kabul edilemez biçimde hiçe sayılması” olarak nitelendi. Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açık bir şekilde ihlal ettiği belirtilen saldırıların, uluslararası hukuk kurallarını ihlal ettiği ve “bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden tehlikeli bir tırmanış” olduğu kaydedildi. Saldırgan eylemlerin bir an önce durdurulması çağrısı yapılan açıklamada, uluslararası topluma da sorumluluklarını yerine getirme ve bu ihlallere karşı kararlı bir tavır alma çağrısında bulunuldu.
Kuveyt: Bölgesel güvenliği zedeleyen tehlikeli bir tırmanış
Kuveyt de Husilerin saldırılarını şiddetle kınadı. Saldırıların Suudi Arabistan’ın egemenliğini açık bir şekilde ihlal ettiği belirtilen açıklamada, halkın güvenliğini de doğrudan tehdit ettiği aktarıldı. Husilerin uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği vurgulanan açıklamada, saldırılar, bölgesel güvenlik ile istikrarı zedeleyecek tehlikeli ve gerekçesiz bir tırmanış” olarak nitelendirildi.
Lübnan da dayanışma mesajı verdi
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da saldırıları kınayarak Suudi Arabistan’ın güvenliği ve istikrarını hedef alan “bu tehlikeli tırmanışı büyük endişeyle” takip ettiğini söyledi. Avn, “bu saldırı karşısında Lübnan’ın devleti ve halkıyla Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu” vurguladı. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları “en güçlü ifadelerle” kınayarak ülkesinin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Yemen’den İran desteği vurgusu
Yemen Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını kınayarak bunu “Suudi Arabistan’ın egemenliği ve istikrarına yönelik açık bir saldırı” olarak nitelendirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, saldırıların yerel ve bölgesel boyutlarıyla Husilerin “İran’ın devam eden silah, finansman ve askeri uzmanlık desteğinden yararlanarak izlediği saldırgan yaklaşımın devamı” olduğu ifade edildi.
Suudi Arabistan’ın hedef alınmasının Husilerin özellikle Taiz ve batı sahilinde Yemen içinde sürdürdüğü tırmanışın parçası olduğu ifade edildi. Husilerin ayrıca Babulmendeb yönünde genişleme ve Kızıldeniz’de seyrüseferin güvenliğini tehdit etme girişiminde olduğu belirtildi.
Uluslararası topluma seslenilen açıklamada, Husilere silah, finansman ve askeri uzmanlık akışının durdurulması için somut ve kararlı adımlar atılması, başta İran olmak üzere Husilere destek verenlerin hesap vermesinin sağlanması ve BM Güvenlik Konseyinin, 2216 sayılı karar başta olmak üzere ilgili kararlarına uyulması çağrısında bulunuldu.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’tan diyalog çağrısı
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları “en güçlü ifadelerle” kınayarak bunları “tehlikeli bir tırmanış” ve Suudi Arabistan’ın egemenliği, güvenliği ve istikrarının ihlali olarak nitelendirdi. Abbas, Filistin’in Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.
Sivil ve ekonomik tesislerin hedef alınmasının hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyeceğini belirten Abbas, bunların uluslararası hukuk kuralları ile insani değerlere aykırı olduğunu ifade etti.
Abbas, tırmanışın devam etmesi ve çatışma alanının genişlemesinin tüm bölgenin güvenliğini tehdit edeceği uyarısında bulunarak, bölgedeki sorunların çözümü ve savaşların durdurulması için diyaloğun esas alınması çağrısı yaptı. Filistin Dışişleri Bakanlığı da Suudi Arabistan’a düzenlenen saldırıları kınayarak Riyad yönetiminin güvenliğini ve egemenliğini korumak için atacağı tüm adımları desteklediklerini bildirdi.
Körfez İşbirliği Konseyi
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, Husilerin Suudi Arabistan’ın güneyini hedef alan saldırıları ile sivilleri ve tesisleri hedef almasının “tüm uluslararası hukuk kurallarının açık ihlali” olduğunu belirtti. Budeyvi, sivil tesislerin hedef alınmasının “hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyecek ve kınanması gereken bir terör eylemi” olduğunu kaydetti.
KİK Genel Sekreteri, Husilerin saldırılarını sürdürmesinin “uluslararası topluma açık bir meydan okuma, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışa doğrudan tehdit” olduğunu aktardı.
Budeyvi, uluslararası topluma saldırılara karşı “kararlı ve caydırıcı” tavır alma çağrısı yaptı. Husilerden ve destekleyenlerden hesap sorulmasını isteyen Budeyvi, “bölgenin güvenliği ile halklarının çıkarlarını tehdit eden bu terör davranışının sürmesine izin verilmemesi” gerektiğini ifade etti.



