• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Araştırma: Erkek akademisyenler çalışmalarına kadınlardan daha fazla atıfta bulunuyor

Araştırma: Erkek akademisyenler çalışmalarına kadınlardan daha fazla atıfta bulunuyor

Akademik kütüphane ve arama platformu JSTOR verilerine dayanan çalışma, 1779-2011 yılları arasında yayımlanan 1,5 milyon makaleyi inceleyerek erkek akademisyenlerin kadınlara kıyasla daha fazla öz-atıf yaptığını ortaya koydu.

Araştırma: Erkek akademisyenler çalışmalarına kadınlardan daha fazla atıfta bulunuyor
Araştırma: Erkek akademisyenler çalışmalarına kadınlardan daha fazla atıfta bulunuyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 6 Nisan 2026 18:17

2017’de yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma, erkek araştırmacıların kendi çalışmalarına kadınlardan daha fazla atıf yaptığını ortaya koydu. Sonraki çalışmalar ise bu farkın nedenine dair tartışmayı derinleştirdi.

Stanford Üniversitesi’nden sosyolog Molly King liderliğinde yürütülen ve ilk olarak 2016’da yayımlanıp 2017’de Socius dergisinde basılan araştırma (Men Set Their Own Cites High: Gender and Self-citation across Fields and over Time), akademide cinsiyet eşitsizliğinin daha az görünür bir boyutuna işaret etti.

Akademik kütüphane ve arama platformu JSTOR verilerine dayanan çalışma, 1779-2011 yılları arasında yayımlanan 1,5 milyon makaleyi inceleyerek erkek akademisyenlerin kadınlara kıyasla daha fazla öz-atıf yaptığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre erkek araştırmacılar, kadınlara kıyasla ortalama yüzde 56 oranında daha fazla kendi çalışmalarına atıf yapıyor. Bu oran son 20 yılda daha da artarak yüzde 70’e kadar çıkıyor. Kadın araştırmacıların ise erkeklere kıyasla daha yüksek oranda kendi çalışmalarına hiç atıf yapmadığı belirtiliyor.

Buradaki kritik ayrım şu: Çalışma, erkeklerin kadınlara mı yoksa kadınların erkeklere mi daha fazla atıf yaptığını değil; araştırmacıların kendi çalışmalarına yaptıkları atıf sıklığını inceliyor. Yani mesele, “kime atıf yapıldığı”ndan çok, kimin kendini daha fazla görünür kıldığı.

Araştırmacılara göre bu durum akademik kariyer açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Çünkü bir makalenin aldığı her atıf, o çalışmanın daha fazla görünür olmasını sağlıyor ve yeni atıfları tetikliyor.

Ancak bu bulgular literatürde tartışmasız değil. Örneğin National Bureau of Economic Research (NBER) bünyesinde yayımlanan ve Pierre Azoulay ile Freda Lynn imzasını taşıyan 2020 tarihli çalışma, cinsiyetler arasında öz-atıf farkının sanıldığı kadar belirgin olmayabileceğini öne sürüyor. Araştırmaya göre gözlenen farkın önemli bir kısmı, erkek akademisyenlerin ortalama olarak daha fazla yayın üretmesi ve daha uzun akademik kariyerlere sahip olmasıyla açıklanabilir.

2022’de Nature’de yayınlanan “The Gender Gap in Scholarly Self-Promotion on Social Media” başlıklı çalışma ise, öz-atıf tartışmasını daha geniş bir çerçeveye taşıyor. Bu araştırma, akademisyenlerin yalnızca makalelerinde değil, sosyal medyada da kendi çalışmalarını öne çıkarma biçimlerinde cinsiyet farkı bulunduğunu ortaya koyuyor. Bulgular, erkek akademisyenlerin kendilerini tanıtma ve çalışmalarını görünür kılma konusunda daha aktif olduğunu gösteriyor.

Bu çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, mesele yalnızca bireysel davranış farkı olarak değil, akademideki daha geniş yapısal eşitsizlikler çerçevesinde ele alınıyor. Öz-atıf ve öz-tanıtım pratikleri, bilimsel görünürlüğü ve dolayısıyla akademik kariyerleri doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.

Araştırmacılar, bu tür farkların yalnızca teknik ayrıntılar olarak değil, akademideki cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretildiği mekanizmalardan biri olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.