Plastik neredeyse her alanda kullanılıyor: Ambalajlarda, mobilyalarda ya da giysilerde, ayrıca yapı malzemesi olarak, tıbbi ürünlerde ve otomobil lastiklerinde. Ancak plastik tüketimimizin sonuçları da artık her yerde hissediliyor.
Plastik atıklar sıklıkla doğaya karışıyor, buradan topraklara ya da okyanuslara ulaşıyor. Orada ekosistemleri bozuyor. Ayrıca her yerde mikroplastik ve nanoplastik olarak adlandırılan en küçük parçacıklara ayrışıyor.
Günümüzde mikroplastik yalnızca havada, toprakta, derin denizde ya da Arktik buzlarında değil, canlı organizmaların içinde de bulunuyor.
Mikroplastik insan vücudunda da tespit edildi: Kan, akciğer, beyin ve hatta yeni doğan bebeklerin ilk dışkısında.
Küresel plastik tüketimi hızla artıyor
Araştırmacılar, plastik ürünlerin tüm yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan emisyonları da mercek altına aldı. Buna, plastiklerin üretildiği ham petrol ve doğal gazın çıkarılmasından üretim sürecine, taşımadan geri dönüşüme ve bertarafa kadar tüm aşamalar dahil.
Bu adımların her birinde, insan sağlığını doğrudan ya da küresel ısınmanın sonuçları yoluyla dolaylı olarak etkileyen sera gazları, ince partiküller ve zararlı kimyasallar ortaya çıkıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na (OECD) göre, küresel plastik tüketimi 2060 yılına kadar neredeyse üç katına çıkabilir. Bu da olumsuz etkilerin artacağı anlamına geliyor.
The Lancet Planetary Health’te yayımlanan yeni bir çalışma, insanlığın gelecekte plastikle nasıl başa çıkacağına bağlı olarak bu etkileri altı farklı senaryoda karşılaştırıyor. Araştırmacılar, her senaryoda 2040 yılındaki duruma bakıyor.
Plastik, insanlığa kaç yaşam yılına mal oluyor?
Hesaplamalarda DALY ölçütü kullanıldı. Bir DALY, ölümle kaybedilen ya da hastalık nedeniyle sağlıklı şekilde yaşanamayan bir yılı ifade ediyor.
Araştırmacılar, bir yandan 2040’ta her yıl ne kadar plastik bulunacağının öngörüldüğünü, diğer yandan da mevcut plastik miktarına bağlı olarak insanlığın 2040’ta kaç yaşam yılını muhtemelen kaybedeceğini hesapladı.
Bu projeksiyonlar, belirli bir plastik miktarının beraberinde ne kadar sağlığa zararlı emisyon getirdiğini gösteriyor.
Bu emisyonlar arasında, plastik ürünlerin taşınması sırasında ortaya çıkan ince partiküllerle hava kirliliği yer alıyor. Ham petrol ve doğal gazın çıkarılması ya da plastik üretimi sırasında oluşan karbondioksit (CO2) emisyonları da buna dahil. Ayrıca üretim sırasında ya da plastik atıklardan sızan zehirli kimyasallar da hesaba katılıyor.
Araştırma ekibi, çalışmada 2016 yılını başlangıç noktası olarak aldı. O yıl, dünya genelindeki mevcut plastik miktarı nedeniyle insanlık yaklaşık 2,1 milyon sağlıklı yaşam yılını kaybetti.
İlk senaryoda, 2040’a kadar her şeyin bugünkü gibi kalacağı varsayıldı. Bu durumda, kaybedilen yaşam yıllarının sayısı 2016’ya kıyasla iki katından fazla artıyor: 2040’ta 4,5 milyon DALY ortaya çıkıyor.
En iyimser senaryoda ise daha az plastik kullanılıyor, daha fazla geri dönüşüm yapılıyor ve bugünkünden daha iyi bir atık yönetimi uygulanıyor. Buna rağmen 2040’ta insanlığın kaybı 2,6 milyon sağlıklı yaşam yılı olacak; bu da 2016’ya göre hâlâ yarım milyon daha fazla.
Plastik: Hava kirliliğinin başlıca kaynaklarından biri
Hamburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Walter Leal, “her şeyin olduğu gibi kaldığı” senaryo için şu değerlendirmeyi yapıyor:
“2040’ta tahmin edilen dört milyonun üzerindeki kayıp sağlıklı yaşam yılı, dünya üzerindeki her insan için yaklaşık beş saatlik tam sağlık kaybına denk geliyor.”
Bu çalışmaya dahil olmayan Leal’e göre plastik, tüm yaşam döngüsü boyunca insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 4,5’ine katkıda bulunuyor.
Bu oran enerji üretimi ya da tarımın yol açtığı emisyonlardan daha düşük olsa da, plastik kaynaklı sağlık yükü genel hava kirliliğinin yarattığı yükün önemli bir parçası.
Plastik emisyonları: Sağlık risklerinin yalnızca görünen kısmı
Araştırmacılar, veri eksikliği nedeniyle plastiğin yol açabileceği tüm sağlık etkilerini çalışmaya dahil edemediklerini belirtiyor. Mikroplastik ve nanoplastiklerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bu nedenle hesaba katılamadı. Aynı şekilde plastik ürünlerin kullanımı sırasında açığa çıkan kimyasalların olası sonuçları da hesaplanamadı.
Neden daha az plastik üretilmeli ve bu neden gerçekleşmiyor?
Araştırma ekibi, sağlık risklerinin en etkili biçimde daha az yeni plastik üretilerek azaltılabileceğini vurguluyor. Ancak plastik, yalnızca başka malzemelerle ikame edilmemeli.
Bunun yerine genel olarak daha az tüketilmeli, gereksiz plastik ürünler üretilmemeli ve çoklu kullanım sistemlerine geçilmeli. Mümkün olduğunca yalnızca “alternatifi olmayan” plastik ürünler kullanılmalı ve tehlikeli kimyasallar tüm malzemelerden çıkarılmalı.
İdeal olarak bu adımlar, plastiklerin tüm yaşam döngüsünü kapsayan ve hukuken bağlayıcı küresel bir plastik anlaşmasıyla uluslararası düzeyde uyumlaştırılmalı.
Ancak böyle bir anlaşma geçen yıl başarısız oldu.
2025’te Cenevre’de düzenlenen BM Plastik Zirvesi’nde ülkeler, plastik atık sorununda hemfikir olsa da büyük petrol üreticisi ülkeler, yeni plastik üretimini azaltacak bir anlaşmayı engelledi. (DW Türtkçe)



