Amedspor’un Konyaspor karşılaşması öncesinde aklım hâlâ Ankara’da. Gençlerbirliği karşısında iki kez öne geçtiğimiz maçtan bir puanla döndük. Galibiyet, uzatmalarda yenilen bir korner golüyle elimizden gitti. Bu takım artık daha büyük hedefleri konuşmayı hak ediyor; ancak önce böylesi maçlardan ders çıkarmayı öğrenmeli.
Ankara’nın bıraktığı uyarı
Beni düşündüren yalnızca son dakikada gol yememiz değil. Yaklaşık 70. dakikada benzer bir pozisyonda Lafont önemli bir kurtarış yapmıştı. Uzatmalarda aynı tehlike yeniden geldi, Thalisson bu kez topu ağlara gönderdi. Bir takım, aynı maçta benzer bir organizasyona iki kez hazırlıksız yakalanıyorsa bunu tek bir futbolcunun hatasıyla açıklayamayız.
Korner savunmasında kimin kimi tuttuğu, ön direkte kimin kaldığı, ikinci topa kimin çıkacağı belli olmalı. Lafont’un çıkış kararı da bu organizasyonun parçası. Üstelik Konyaspor’da Deniz Türüç gibi duran topları iyi kullanan bir oyuncu var. Ceza sahası çevresindeki gereksiz fauller de rakibe armağan edilmiş fırsatlara dönüşebilir.
Puan cetvelinin sakladığı tehlike
Konyaspor, yirmi yıl sonra yeniden bir lig maçı için Diyarbakır’a geliyor. Son gelişlerinde, 26 Şubat 2006’da Diyarbakırspor ile oynadıkları maç olaylar nedeniyle yarıda kalmış, Konyaspor 3-0 hükmen galip sayılmıştı. Umarım bu kez Amedspor sahada hak ederek 3-0 kazanır.
Amedspor 14 puanla üçüncü, Konyaspor 5 puanla on altıncı sırada. Fakat bu fark kolay bir galibiyet vaat etmiyor. İlhan Palut’un takımı son üç lig maçında gol yemedi; Trabzonspor’u 1-0 yendi, Kasımpaşa ve Başakşehir’le golsüz berabere kaldı. Aynı süreçte yalnızca bir gol bulmaları hücumdaki sıkıntılarını, kalelerini kapatmaları ise savunma disiplinlerini gösteriyor.
Konyaspor’u yalnızca geriye çekilen bir takım olarak görmek de yanıltıcı olur. Başakşehir karşısında önde baskıyla rakibin pas bağlantılarını bozmaya çalıştılar. Adil Demirbağ’ın sakatlığı savunmalarını etkileyebilir; ama bir oyuncunun yokluğundan hareketle rakibin kolay çözüleceğini düşünmek doğru değil. Ben Konyaspor’u puan tablosunun gösterdiğinden daha tehlikeli buluyorum.
Geri pas değil, doğru pas
Besnik Hasi’nin önündeki ilk mesele topu nasıl kullanacağımız. Amedspor’un gereğinden fazla geriye oynaması beni bir süredir rahatsız ediyor. Top rakip yarı sahaya taşınmışken yeniden stoperlere, oradan Lafont’a dönmek her zaman kontrol demek değil. Bazen rakibe yerleşme fırsatı veriyor, bazen de kendi kalecimizi baskıya sokuyor.
Geriden pasla çıkmaya karşı değilim. Ancak her geri pasın bir amacı olmalı: rakibi üzerine çekmek, boşluğu bulmak, oyunun yönünü değiştirmek. Konyaspor önde baskıya geldiğinde Amedspor’un bu baskıyı kıracak hareketliliği göstermesi gerekiyor. Özellikle Raveloson’un savunmanın önündeki konumu ve beklerin ne zaman ileri çıkacağı önemli. İki bek aynı anda çıktığında geride geniş alanlar bırakılmamalı.
Hücumda bunu değerlendirebilecek oyuncularımız var. Orban’ın ceza alanındaki sezgisi, savunma arkasına koşuları ve Dia Saba’nın iki hat arasında bulduğu paslar rakibin yerleşik savunmasını zorlayabilir. Fakat hücumun temposu yalnızca topu hızlı sürmekle değil, onu doğru anda arkadaşına bırakmakla yükselir.
Burada Samuel Ballet’ye bir sözüm var. Hızını, çabukluğunu ve adam eksiltme becerisini beğeniyorum. Ancak her pozisyonda bir rakibi daha geçmeye çalışmak, bazen hücumun en değerli anını kaybettiriyor. Önünde Orban, yanında Saba varken zamanında verilecek bir pas, üç çalımdan daha etkili olabilir. Ballet’nin yeteneğinden vazgeçmesini değil, o yeteneği takımın hizmetine daha fazla sunmasını bekliyorum.
Yira Sor’un dönmesi önemli bir seçenek. Savunma arkasına yaptığı koşular maçın sıkıştığı anlarda işe yarayabilir. Yine de uzun bir sakatlıktan sonra ondan hemen eski temposunu beklememek gerekir. Savunmada Dellova’nın sakatlığı ciddi bir kayıp, Cissé’nin cezasının bitmesi ise alternatif yaratıyor. Hangi isimler oynarsa oynasın, stoperlerle orta saha arasındaki mesafenin doğru kurulması şart.
Toulouse’da büyüdüğünü izlediğim kaleci
Lafont konusunda kişisel bir not düşmek istiyorum. 2015 yılında, henüz 16 yaşındayken Toulouse formasıyla Nice karşısında ilk kez A takım kalesine çıktığı gün tribündeydim. Sonrasında Toulouse’da oynadığı bütün maçları izledim. Yaşına rağmen duruşu, özgüveni ve kaledeki sakinliği her maçta dikkatimi çekiyordu.
Aradan on bir yıl geçti. Bugün Amedspor kalesinde izlediğim Lafont’ta zaman zaman Toulouse’daki o genci arıyorum.
Ankara’da Rafael Luís’in serbest vuruştan attığı golde pozisyon alışını beğenmedim. Barajın kuruluşu, açının kapatılması ve hamle zamanlaması daha iyi olmalıydı. Elbette her golü kaleciye yüklemek doğru değil. Ancak Lafont’un tecrübesindeki bir isimden yalnızca önemli kurtarışlar değil, ceza sahasına hâkim olmasını ve savunmasına güven vermesini de bekliyorum.
Onu eleştirmemin nedeni, neler yapabileceğini yakından bilmem.
Önce kaybetme, sonra kazan
Bir eleştirim de Hasi’ye. Hakem kararlarına itiraz anlaşılabilir; ancak bu itirazlar cezaya dönüşüp teknik direktörü kulübeden uzaklaştırdığında bedelini takım ödüyor. Ankara’da yokluğu özellikle son bölümde hissedildi. Kaçan iki puanın tamamını buna bağlayamam, ama Hasi’nin aynı duruma yeniden düşmemesi gerekiyor.
Konyaspor maçını Ozan Ergün yönetecek. Hakemden beklentim iki takıma da aynı ölçüyü uygulaması. Amedspor’un ise tartışmalı kararlarda oyun disiplinini kaybetmemesi şart. Hakemle uğraşırken sahadaki rakibi unutma lüksümüz yok.
Peki bu maç nasıl kazanılır? Orta saha mesafelerini koruyarak, topu yavaşlatmadan ama aceleye de getirmeden. Saba çizgiler arasında topla buluşmalı, Orban savunmanın arkasını zorlamalı, kanatlar doğru zamanda pası çıkarmalı. İlk gol gecikirse her hücumda orta yapmak yerine rakibi bir tarafa çekip diğer taraftaki boşluğu aramak daha akıllıca.
Benim için temel düşünce şu: Önce kaybetme, sonra kazan. Bu, korkarak oynamak değil; hücum ederken savunmayı unutmamak demek. Amedspor’un gol atacak kalitesi var. Önemli olan attığı gollerin değerini koruyabilmesi. Konyaspor’un tehlikesini biliyorum, yine de Diyarbakır’daki gücümüze güveniyorum. Umarım puan bırakmayız.
Artık Amedspor’un hedeflerinden biri Avrupa kupalarına katılmak olmalı. Bunu yalnızca bugünkü sıralamaya bakarak değil, kulübün geldiği noktaya, kadrosuna ve gelişme potansiyeline bakarak söylüyorum. Avrupa hedefi büyük rakiplere karşı alınan sonuçlarla olduğu kadar, Konyaspor gibi maçlarda gösterilen ciddiyetle de şekillenir.
Avrupa hayali kurmak güzel. Ama o hayalin yolu bazen son dakikada doğru savunulan bir kornerden geçer.
Küçük bir not:
Bundan böyle ilketv.com.tr’de, bu köşede Amedspor’un her maçından bir gün önce “Maç Öncesi 90 Dakika”, maçın ertesi günü ise “Maç Sonrası 90 Dakika” yazılarımla düzenli olarak sizlerle buluşacağım. Maç öncesinde sahada neler yaşanabileceğini, maç sonrasında ise doksan dakikanın bize neler anlattığını futbolun içinden, bağımsız ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalışacağım.
Umarım faydalı olur.
hdeniz@orange.fr




