Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi İşkence ile Mücadele Komisyonu’nun takip ettiği Kevser Demir’in başvurusunda Anayasa Mahkemesi (AYM) olayın koşulları ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, kolluğun güç kullanımının kesin olarak gerekli olup olmadığına ve kullanılan gücün orantılılığının etkili biçimde soruşturulmadığını tespit etti.
17 Temmuz 2026 tarihli yayımlanan AYM kararında, Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti.
Mahkeme, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyayı yeninden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.
AYM ayrıca Kevser Demir’e 100 bin lira manevi tazminat ve 40 bin 487 lira 60 kuruş yargılama gideri ödenmesine hükmetti.
‘Hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz’
Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi, kararla ilgili yaptığı yazılı açıklamada “İşkence ve kötü muamele yasağı, hiçbir koşulda istisnası bulunmayan temel bir insan hakkıdır. Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak; işkence ve kötü muamele iddialarının etkili biçimde soruşturulması, sorumluların tespit edilmesi ve cezasızlıkla mücadele edilmesi için hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Ne olmuştu?
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Kevser Demir, 18 Mayıs 2021 tarihinde oğlu gözaltına alınırken polis tarafından kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmişti. Demir’in iddiasına göre polis; kolunu ve 3 dişini kırdı. Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nden darp raporu alan Demir, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi ile CİMER’e de şikâyette bulundu.
Diyarbakır Barosu da olayla ilgili rapor hazırladı. Mahallede ikamet eden yurttaşlara yönelik; görgü tanıkları ve mağdur beyanlarının tutarlı olduğunun belirtildiği raporda, “kolluk görevlilerinin işkence, tehdit ve hakaret suçlarını oluşturan eylemlerinin olduğu yönünde kuvvetli bir şüphe oluştuğu” belirtildi.
Diyarbakır Barosu İşkenceyi Önleme Komisyonu üyelerinden oluşan heyetin tespit ve değerlendirme raporunda şu ifadeler yer aldı:
“Mağdurlar ve görgü tanıklarıyla yapılan görüşme sonucunda; aile üyelerinin çoğunun hakaret ve tehditlere maruz kaldıkları ve bu eylemlerin hakaret ve tehdit suçunun unsurlarını oluşturduğu tespit edilmiştir.”




