• Ana Sayfa
  • Manşet
  • AYM’den kitap ve yayın yasakları için emsal karar: Kitap ve yayınların toplatılması ifade özgürlüğünü ihlal etti

AYM’den kitap ve yayın yasakları için emsal karar: Kitap ve yayınların toplatılması ifade özgürlüğünü ihlal etti

Anayasa Mahkemesi (AYM), yıllar içinde çeşitli kitap, dergi, gazete ve broşürlere yönelik verilen toplatma ile basım, dağıtım ve satış yasaklarının kanunilik şartını karşılamadığına karar verdi.

AYM’den kitap ve yayın yasakları için emsal karar: Kitap ve yayınların toplatılması ifade özgürlüğünü ihlal etti
AYM’den kitap ve yayın yasakları için emsal karar: Kitap ve yayınların toplatılması ifade özgürlüğünü ihlal etti
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 17 Eylül 2026 16:57

Anayasa Mahkemesi, Hasan Cemal, Tuğçe Tatari, Rojbin Perişan ve Yavuz Ekinci’nin kitapları ile çeşitli yayınevleri, dergi, gazete ve broşürlere yönelik toplatma, basım, çoğaltma, dağıtım ve satış yasağı kararlarının ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğine hükmetti.

AYM, yayın yasaklarına ilişkin başvuruları birlikte değerlendirdi

Anayasa Mahkemesi (AYM), yıllar içinde çeşitli kitap, dergi, gazete ve broşürlere yönelik verilen toplatma ile basım, dağıtım ve satış yasaklarının kanunilik şartını karşılamadığına karar verdi.

AYM Genel Kurulu’nun 16 Aralık 2025’te verdiği “Hasan Cemal ve diğerleri” başlıklı karar, 17 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlandı.

bianet’in haberine göre AYM; gazeteci ve yazarlar Hasan Cemal, Tuğçe Tatari, Rojbin Perişan ve Yavuz Ekinci’nin yanı sıra Aram, Gelenek, İmera, Payiz ve Avesta yayınevleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) başvurularını birlikte inceledi.

Başvurular, basılmış eserler hakkında verilen toplatma, basım, çoğaltma, dağıtım ve satış yasağı kararlarının ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği gerekçesine dayanıyordu.

2014 ile 2020 yılları arasında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” veya “terör örgütü propagandası” gerekçeleriyle sansürlenen ve başvurulara konu olan yayınlar şöyle:

Hasan Cemal’in “Çözüm Sürecinde Kürdistan Günlükleri” ve “Delila Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri” kitapları,

Tuğçe Tatari’nin “Anneanne Ben Aslında Diyarbakır’da Değildim” kitabı,

Rojbin Perişan’ın “Toprağın Şarkısı” ve “Meleklerin Küllerinden-Günahkâr Bir Irkın Yasaklanmış Mirası” kitapları,

Yavuz Ekinci’nin “Rüyası Bölünenler” kitabı,

Avesta Yayınları’ndan çıkan “Kürtler ve Kürdistan”, “1880 Kürt Ayaklanması”, “Kürt Ulusal Hareketi” ve “Kürdistan Tarihi” kitapları,

Aram Yayınları’ndan çıkan “Yağmur Kokuyordu Karadeniz (Karadeniz Anıları-1)” kitabı,

Payiz Yayınları tarafından yayımlanan “Güneş Ülkesinde Diriliş” serisinin üç cildi,

İmera Yayınları’nın yayımladığı “Xwebûn” gazetesi,

Gelecek Yayınları’nın “Boyun Eğme” dergisinin 190. sayısı,

HDP’nin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için hazırladığı broşürler,

CHP’nin yayımladığı “21 Soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitabı.

AYM: Yasaklar ifade ve basın özgürlüğüne müdahale oluşturuyor

AYM, başvurucuların tüm şikâyetlerini ifade ve basın özgürlüğü kapsamında ele aldı.

Mahkeme, kitap, gazete, dergi ve diğer basılı eserlerin toplatılması ile bunların basım, çoğaltma, dağıtım ve satışının yasaklanmasının ifade ve basın özgürlüklerine müdahale anlamına geldiğini belirtti.

Bu tür müdahalelerin Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca kanuna dayanması, meşru bir amaç taşıması, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiğini hatırlatan AYM, temel hakları sınırlandıran kanunların yalnızca şeklen var olmasının yeterli olmadığını vurguladı.

Mahkemeye göre, ilgili düzenlemelerin erişilebilir, öngörülebilir ve belirli olması gerekiyor. Kişilerin hangi davranışın hangi hukuki sonucu doğuracağını, kamu makamlarının ise hangi koşullarda müdahalede bulunabileceğini öngörebilmesi gerekiyor.

AYM, başvurulara konu toplatma ve yasaklama kararlarının dayandırıldığı Basın Kanunu hükümlerinin bu koşulları karşılamadığı sonucuna vardı.

Türkiye’de basılan eserler için ilgili hüküm uygulanamaz

AYM, Basın Kanunu’nun 25. maddesinin üçüncü fıkrasının Türkiye dışında basılan eserlerin Türkiye’de dağıtılması ve satışını düzenlediğini kaydetti.

Başvurulara konu eserlerin tamamının Türkiye’de basıldığını belirten Mahkeme, söz konusu hükmün Türkiye’de basılmış eserlerin toplatılması açısından kanuni dayanak oluşturamayacağına hükmetti.

AYM ayrıca aynı hükme dayanılarak Türkiye’de basılmış eserler hakkında basım, çoğaltma, dağıtım ve satış yasağı getirilemeyeceğine karar verdi.

Toplatma kararları geçici tedbir olmaktan çıktı

AYM incelemesinde, başvurulara konu toplatma kararlarının tamamının hâlâ geçerli olduğunu tespit etti.

Mahkeme, başlangıçta geçici bir koruma tedbiri olarak verilen kararların zaman içinde amaçlarını aşarak “eserin yok edilmesiyle aynı etkiyi yaratan nihai bir yaptırım” niteliğine dönüştüğünü belirtti.

Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari’nin kitaplarına ilişkin dosyalarda, yazarlar hakkında yaklaşık dokuz yıl önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen toplatma kararlarının yürürlükte kalması da bu kapsamda değerlendirildi.

AYM, müdahalelerin Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen kanunilik şartını karşılamadığına ve Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleriyle güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verdi.

Gerekçeli kararların ilgililere bildirilmesi gerekiyor

AYM, kararında toplatma kararlarının ilgililere bildirilme biçimini de ele aldı.

Başvurulara konu toplatma, basım, çoğaltma, dağıtım ve satış yasağı kararlarının gerekçeli hâllerinin başvuruculara tebliğ edilmediğini belirten Mahkeme, başvurucuların kararları başka yollarla elde ettiğini veya kararları uygulanırken öğrendiğini kaydetti.

Toplatma kararlarının ilgililere tebliğ edilmemesinin uygulamadaki sorunları “yapısal bir hâle dönüştürme riski” taşıdığını belirten AYM’ye göre, eser sahibi, yayıncı ve basımcıların gerekçeli karardan derhal haberdar edilmesi gerekiyor.

Mahkeme, bunun toplatma gibi ağır bir tedbire karşı etkili biçimde itiraz edilebilmesi açısından zorunlu olduğunu vurguladı.

AYM ayrıca başka soruşturmalar kapsamında yapılan ev veya üst aramalarında bulunan çok sayıda yayın hakkında topluca toplatma kararı verilmesini de sorunlu buldu.

Her yayın bakımından ayrı gerekçe gösterilmesi gerektiğini belirten Mahkeme, toplu kararların etkili itiraz ve yargısal denetim imkânını ortadan kaldırabileceğine dikkat çekti.

Müsadere kararı için yargısal güvenceler gerekli

AYM kararında yayınların toplatılması ile müsadere edilmesi arasındaki ayrıma da dikkat çekildi.

Yüksek Mahkeme, dava açma sürelerinin geçmesi veya başka bir nedenle ceza soruşturması ya da kovuşturması yürütülememesi hâlinde, eserlerin bir koruma tedbiri olarak müsadere amacıyla toplatılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Bununla birlikte üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan yayınlar bakımından ayrıca müsadere kararı verilebileceği kaydedildi.

AYM’ye göre böyle bir müsadere kararının duruşmalı olarak verilmesi ve istinaf incelemesine açık olması gerekiyor. Eser üzerinde hak sahibi olan kişilerin duruşmaya çağrılması, görüş ve delillerini sunabilmesi ve müsadere talebindeki iddialara karşı savunma yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanması gerekiyor.

Bu güvencelerin sağlanmamasının ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği belirtildi.

Yeniden yargılama ve manevi tazminat kararı

AYM, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine Ömer Çınar’ın karşı oyuyla ve oyçokluğuyla karar verdi.

İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın ilgili mahkemelere gönderilerek yeniden yargılama yapılmasına hükmeden AYM, başvuruculara manevi tazminat ve yargılama giderlerinin ödenmesine de karar verdi.