Türkiye’de çocuk, yaşlı ve hasta bakımına yönelik ihtiyaç artarken, bu hizmetlerin maliyeti de giderek ağırlaşıyor. Özellikle profesyonel bakım hizmetlerine erişmekte zorlanan aileler, bakım sorumluluğunu kendi imkânlarıyla karşılamaya çalışıyor. Bu sorumluluk ise büyük ölçüde kadınların omuzlarına yükleniyor.
TÜİK’in 2025 yılı İş ve Aile Yaşamının Uyumu Araştırması’na göre, Türkiye’de 18-74 yaş grubundaki yaklaşık 25,5 milyon kişi düzenli bakım sorumluluğu üstleniyor. Bakım sorumluluğu bulunanların yüzde 45,6’sını kadınlar, yüzde 40,6’sını ise erkekler oluşturuyor.
Bakım sorumluluğu kadınları iş hayatından koparıyor
Bakım yükünün kadınlar üzerindeki etkisi yalnızca ev içindeki sorumluluklarla sınırlı kalmıyor. Çocuk veya yetişkin bakımı, kadınların çalışma hayatından ayrılmalarının da önemli nedenleri arasında yer alıyor.
2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin verilerin derlemesine göre, 536 bin kadın çocuk veya yetişkin bakımı nedeniyle son işinden ayrıldı. Böylece bakım sorumluluğu, kadınların istihdamda kalmasının önündeki engellerden biri olarak öne çıktı.
Bakıcı ücretleri 80 bin liraya kadar çıkıyor
Bakım hizmetlerinin aile bütçelerine getirdiği yük, profesyonel destek almayı da güçleştiriyor. İstanbul’da 2026 yılı itibarıyla aylık çocuk bakıcısı ücretleri 35 bin ila 50 bin lira arasında değişiyor. Yatılı çocuk bakıcısı ücretleri 45 bin ila 60 bin liraya kadar çıkıyor.
Yaşlı bakımında ise gündüzlü hizmetin aylık bedeli 45 bin ila 65 bin lira, yatılı bakım hizmetinin bedeli ise 60 bin ila 80 bin lira arasında değişiyor.
Bu ücretler, özellikle tek maaşla geçinen veya emekli aylığıyla yaşamını sürdüren aileler açısından profesyonel bakım hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor. Aileler, yüksek maliyetler nedeniyle bakım ihtiyacını çoğu zaman kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kalıyor.
TÜİK verilerine göre, çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmeti kullanmıyor. Hizmet almayanların yüzde 17,6’sı yüksek maliyeti gerekçe gösteriyor.
ANKA’ya konuşan, Sinop’ta yaşayan emekli Kemal Ünverir, bakım hizmetlerinin ekonomik açıdan karşılanamaz hale geldiğini şu sözlerle anlattı:
“Emeklilikte zor geçiniyorum. Şimdi hasta olacağım diye korkuyorum. Bakıcı tutsam maaşım bakıcıya yetmiyor. Ne yiyeceğim, ne içeceğim, nasıl bakacağım, nasıl bakılacağım?”
Bu tablo, bakım ihtiyacının önemli ölçüde aile bireylerinin ücretsiz emeğiyle karşılandığını gösterirken, söz konusu sorumluluğun kadınların istihdamı ve ekonomik bağımsızlığı üzerindeki etkisini de gündeme getiriyor.
Yaşlı nüfus artıyor, bakım ihtiyacı büyüyor
Bakım hizmetlerine duyulan ihtiyaç yalnızca çocuklarla sınırlı değil. Türkiye’de yaşlı nüfusun artması da profesyonel bakım ihtiyacını büyüten başlıca etkenler arasında yer alıyor.
2025 yılında 65 yaş ve üzerindeki nüfus 9 milyon 583 bini aşarken, yaşlıların toplam nüfus içindeki payı yüzde 11,1’e ulaştı. Yaşlı nüfustaki artışla birlikte hasta ve yaşlı bakımına yönelik ihtiyaç da genişliyor.
Ancak bakım hizmetlerinin yüksek maliyeti ve hizmetlere erişimde yaşanan güçlükler, hem bakım ihtiyacı bulunan kişileri hem de yakınlarını ekonomik açıdan zorluyor. Bakım sorumluluğunun aile içinde, özellikle de kadınlar tarafından üstlenilmesi ise kadınların çalışma hayatına katılımını ve istihdamda kalmasını etkiliyor.
Kadın yoksulluğuna ve bakım emeğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan kadın örgütleri, hayat pahalılığının kadınların ekonomik koşullarını ağırlaştırdığını belirterek bakım sorumluluğunu kadınların üzerinden alacak kamusal sosyal politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.




