• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Barış Anneleri’nin nöbeti başladı: ‘Keşke bugün Türk anneleri de Barış Anneleri olarak yanımızda olsaydı’

Barış Anneleri’nin nöbeti başladı: ‘Keşke bugün Türk anneleri de Barış Anneleri olarak yanımızda olsaydı’

İlke TV’ye konuşan Barış Anneleri çözüm süreci için somut adımlar atılması talebinde bulundu. Barış Anneleri’nden Havva Kıran “Keşke bugün Türk anneleri de Barış Anneleri olarak yanımızda olsaydı; eğer onlar da yanımızda dursaydı belki de barışı çoktan sağlamış olurduk” diye konuştu.

Barış Anneleri’nin nöbeti başladı: ‘Keşke bugün Türk anneleri de Barış Anneleri olarak yanımızda olsaydı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 2 Kasım 2026 21:38
  • Güncellenme: 2 Kasım 2026 23:42

Çözüm süreci kapsamında somut adım atılması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için 24 kentten yola çıkan Barış Anneleri Ankara’da buluştu.

Barış Anneleri Meclisi, Meclis Parkı’nda yaptıkları açıklamanın ardından Kurtuluş Parkı’na geçerek nöbet başlattı.

Gece boyu çadır nöbeti tutacak olan anneler, söyledikleri şarkılarla nöbete başladı.

Geceyi burada geçirecek olan annelerin, nöbetin ardından yarın Meclis’te bulunan siyasi partilerin grup toplantılarına katılması planlanıyor.

‘Öcalan özgür bırakılmalı, statüsü belirlenmeli ki çalışmalarını yürütebilsin’

İlke TV’ye konuşan Barış Anneleri’nden Nezahat Teke, Abdullah Öcalan’ın iki yıl önce Kürt meselesinin çözümü için yaptığı çağrıyı hatırlatarak “Bunun ardından PKK silah bıraktı, kongre yaptı, kendini feshetti ve Türkiye’deki güçlerini sınır dışına çekti. Fakat buna karşılık devlet tek bir adım bile atmadı. Silahlar yakıldı; her şeyden önce silahlarını yakan o grup Türkiye’ye gelmeli, siyasetin içerisine girmeli ve çalışmalara dahil olmalıydı, ancak bunlar da gerçekleşmedi.” dedi.

Cezaevlerindeki hasta tutukluların durumunu da anımsatan Teke “Bunlar serbest bırakılmıyor. Otuz yıldır cezaevinde olup infazlarını tamamlamalarına rağmen tahliye edilmeyenler var. Bunlarla birlikte, Abdullah Öcalan özgür bırakılmalı, statüsü belirlenmeli ki çalışmalarını buna göre yürütebilsin. Eğer Abdullah Öcalan bugün tek bir sözüyle silahların yakılmasını sağlayabiliyor, kongreyi toplayabiliyor ve örgütü feshedebiliyorsa, bugün en büyük rol onun olmalıdır. Onun yer almadığı bir süreçte barış sağlanamaz. Bizler de Öcalan’ın özgür olmasını istiyoruz ve Öcalan’sız özgürlüğü istemiyoruz. O’nun için buradayız” dedi.

‘Öcalan cezaevinden çıkarsa her şey hızla çözülür’

Teke şöyle devam etti:

“Barışı sağlamak kolaydır, yeter ki devlet bunu kabul etsin. Kabul etmeli de. Eğer bir el uzatılmışsa, bu el tutulmalıdır. Bugün Öcalan cezaevinden çıkarsa her şey hızla çözülür. Bugün benim dilim yok, kimliğim yok, kimliğimle ve dilimle konuşamıyorum, kimliğimi tanımıyorlar. Lider olarak kabul ettiğim Öcalan hâlâ cezaevinde, dört duvar arasında. Bir heyetin sadece iki ayda bir gidip üç-dört saat kendisiyle görüşmesiyle çözüm sağlanamaz. Kimse bizi kandırmasın. Biz anneler uzun yıllar acılar çektik. Bugün çocuklarının dönmesini bekleyen anneler, ‘Çocuklarımız gelsin, onları kucaklayalım’ diyorlar. Biz de diyoruz ki o çocuklar dönsün, o annelerle birlikte mutlu olalım. Fakat devlet bir adım atmıyor. Meclis’te bir komisyon kuruldu, bu komisyon herkesi dinledi. Biz anneler de dinlendik fakat bize verilen ‘iyi şeyler olacak’ sözü hâlâ yerine getirilmedi. Hala ortada bir şey yok. Süreç tek taraflı, tek ayakla yürüyemez; tek ayakla bir yere varılamaz. Bugün somut adımların atılmasını istiyoruz. Öncelikle de Öcalan serbest bırakılmalı.”

‘İnsanların bu annelerden utanması lazım. Biz de bunun için buradayız’

Medyada ve sosyal medyada Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki yerinin değiştiği yönündeki haberlere değinen Teke şunları kaydetti:

“Aslında sadece bir odadan başka bir odaya gitmiş. Öcalan eğer bir yer değişikliğiyle yetinseydi, bugün en güzel yerler onun olurdu. Öcalan, ‘Halkım özgür olmadan ben özgür olmayacağım’ diyor. Halk da ‘Öcalan özgür olmadan biz özgür olamayız’ diyor. Biz anneler de istemiyoruz. Bir odadan bir odaya götürüldüğü için yeri değişti deniyor. Bizi kandırmasınlar. Bizim yaşamımız kanla yoğruldu, yiyeceğimizi gözyaşlarımızla yedik. Ama bugün buradayız, yarın gidip Adalet Bakanı’yla görüşeceğiz. Verilen randevu doğrultusunda kendisiyle görüşecek ve dosyamızı sunacağız. AK Parti ve MHP ile görüşeceğiz, diğer partilerle de görüşmek istiyoruz. Onlara vereceğimiz dosyaların rafa kaldırılmasını istemiyoruz; çözüm konusunun tartışılmasını istiyoruz. Bu görüşmelerin ardından, bir grup olarak DEM Parti’nin meclis grubuna katılacağız, sonrasında kentlerimize geri döneceğiz. Bugün 80 yaşındaki anneler buradaysa ve barış istiyorsa, devletin de bu annelere kulak vermesi lazım. Çünkü bu mücadelenin sahibi annelerdir. Evlatlarını, üç-dört çocuğunu yitirseler de hâlâ barış istiyorlar. İnsanların bu annelerden utanması lazım. Biz de bunun için buradayız.”

‘Adalet Bakanı’ndan bir an önce adım atmasını bekliyoruz’

Barış Anneleri’nden Taybet Kalkan da “Barış anneleri olarak savaşın son bulmasını, barışın gelmesini, kardeşinin, eşitliğin ve onurlu bir barışın sağlanmasını istiyoruz. Artık kan akmasın, gençler artık ölmesin. Ne Türk ne Kürt gençleri ölmesin, yani polis, asker kimse ölmesin. Biz bunları istiyoruz, artık kan istemiyoruz, yıllardır süren savaş bitsin barış gelsin diyoruz. Bunun için Ankara’da Meclis’in önündeyiz” diye konuştu.

Kalkan şöyle devam etti:

“Eğer Öcalan’la barışın sağlanması gerekiyor yoksa barış sağlanmaz Öcalan’ın eli güçlenmeli ki barış gelebilsin. Artık yeter, gençlerin hayatını kaybettiği, annelerin ağladığı dönem kapansın. Ne asker ne polis ne de gerilla annesi artık ağlamasın. Bizler de insanız öyle çok büyük şeyler istemiyoruz. Burada adalet nöbeti başlattık. Adalet Bakanı’ndan tek bir şey istiyoruz, sadece barış istiyoruz. Bu konuda bir adım atılsın istiyoruz barış anneleri olarak. Artık kan aksın istemiyoruz

PKK kendini feshetti, devlet de bu konuda artık bir adım atsın. Bunu devletten bekliyoruz. Her iki taraf içinde hayırlı olacak onurlu bir barış gelsin. Burada başlattığımız nöbette bunu istiyor, Adalet Bakanı’ndan bir an önce adım atmasını bekliyoruz. Biz sadece barış istiyoruz.”

‘Yüreği yanan 300 anne burada bekliyor’

Havva Kıran da “Tam 27 senedir anneler barış istiyor. Barış için başvurmadığımız yer kalmadı” diye konuştu.

Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla silahlar yakıldığını anımsatan Kıran “Yani söylenen her şey yerine getirildi. Ancak bugün sürecin önü tıkanmış durumda; devlet hiçbir somut ve halkı inandıracak adımlar atmıyor” dedi.

Kıran şöyle devam etti:

“Bizler, Barış Anneleri olarak artık yeni bir savaşın başlamasını istemiyoruz. Öcalan, 27 yıldır cezaevinde. Barış Anneleri olarak artık statüsünün belirlenmesini ve özgürlüğünün sağlanmasını talep ediyoruz.

Cezaevlerinde 30 yılı aşkın süredir bulunan binlerce insan var. 30-32 yıldır cezaevinde olan bu insanlara tahliye edilebilmeleri için ‘pişmanlık’ dayatılıyor. Bunu kabul etmediklerinde ise infazları yakılarak yeniden ceza veriliyor. Cezaevi kapılarının açılması ve özellikle hasta mahpusların derhal serbest bırakılması gerekiyor.

Bizler Öcalan’ın da diğer liderler gibi halkın arasında yer alarak siyaset yapmasını istiyoruz; onu artık cezaevinde görmek istemiyoruz.

Çözümün adresi de Ankara’dır, savaşın yeri de Ankara’dır. Anneler olarak artık cezaevlerinden tabut gelsin istemiyoruz.

Bugün Öcalan’ın yerinin değiştiği söyleniyor. Biz artık onun özgürlüğünü istiyoruz. Yüzlerce kez yeri değişse de onun özgürlüğünü istiyoruz. Artık o da artık özgür olsun, halkının arasında siyaset yapsın ve onlarla birlikte yaşasın.

Bugün Ankara’nın göbeğindeki bir parkta çadır kurmuş durumdayız. Yüreği yanan yaklaşık 300 anne burada bekliyor. Bizler, kanın kanla yıkanamayacağını, ancak barış ve huzurla temizlenebileceğini biliyoruz.”

‘Keşke bugün Türk anneleri de Barış Anneleri olarak yanımızda olsaydı’

Yarın DEM Parti’nin grup toplantısına katılacaklarını aktaran Kıran “Aramızdan bir anne, 300 anne adına kendi acılarını ve taleplerimizi dile getirecek. Bunun yanı sıra Adalet Bakanı’ndan, AK Parti’den ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den randevu talep ettik. Muhalefetteki diğer partilerle de yarın görüşmek istiyoruz. Bu konuda görüşme heyetlerimizi oluşturduk. Gidip onlarla yüz yüze konuşacak ve bu ülkeye barışın gelmesini isteyeceğiz. Tüm dünya ve Orta Doğu halkları artık barış içinde yaşasın” diye konuştu.

Kıran şöyle devam etti:

“Biz artık kan dökülmesini istemiyoruz. Bugüne kadar çocuklarımızı yitirdik ama hiçbir zaman ‘Bizim canımız yandı, başkalarınınki de yansın’ düşüncesinde ve söyleminde olmadık. Keşke bugün Türk anneleri de Barış Anneleri olarak yanımızda olsaydı; eğer onlar da yanımızda dursaydı belki de barışı çoktan sağlamış olurduk. Artık bu çabalara destek verin ve ‘Yeter!’ deyin. Biz çocuklarımızı ölsünler diye değil; özgür bir yaşam sürsünler, özgür bir ülkede kendi kimlikleri, kültürleri ve dilleriyle yaşasınlar diye büyüttük. Dağlarda ya da zindanlarda olmalarını değil, barışı istiyoruz. İnşallah buraya gelen tüm anneler memleketlerine elleri dolu dönerler.

Artık birbirimizi kandırmayalım. Bugüne kadar kurulan süreçler bozuldu, masalar devrildi; ama biz artık masaların devrilmesini istemiyoruz. Masayı ayakta tutalım ve barışı Orta Doğu’ya; Türk, Kürt ve tüm halklara armağan edelim.

Adalet Bakanlığı, AK Parti ve MHP bizlere görüşme randevusu verdi, bizimle görüşecekler. Diğer partilerle görüşmek için de çabalarımız sürüyor. İlk talebimiz, Öcalan’ın statüsünün belirlenmesidir. Bununla birlikte cezaevlerindeki herkesin serbest bırakılmasını istiyoruz.

Bu halkın çocukları cezaevlerinde kötü koşullar nedeniyle hastalandı, binlerce insan yarım insan haline geldi; onların da serbest bırakılmasını ve cezaevi kapılarının açılmasını talep ediyoruz.

Ayrıca dağdakilerin de tutuklanma veya gözaltına alınma korkusu olmadan geri dönmesini bekliyoruz. Gelsinler; cezaevindekilerle ve dağdan geleceklerle artık kucaklaşalım. Polis, asker ya da gerilla anneleri artık ağlamasın, hiçbir insanımız ölmesin. Hepimizin acısı ve gözyaşı aynıdır; ‘Biri gitti, yerine bir başkasını göndeririz’ demedik, savaşı asla kışkırtmadık. Ancak bizler de Kürt halkının özgürlüğünü, adaleti ve adaletin tam anlamıyla yerleşik olduğu bir Türkiye’yi istiyoruz. Bizim tek isteğimiz budur.”