Batman’ın Beşiri ilçesinde 18 yaşındaki İpek Er’e cinsel saldırıda bulunmaktan 10 yıl hapis cezası alan eski uzman çavuş Musa Orhan’ın, “intihara yönlendirme” suçlamasıyla yargılandığı davadan beraat etmesi geniş yankı uyandırdı. Mahkemenin kararı kamuoyunda tepkilere neden olurken, İpek Er’in ailesi çıkan sonuca isyan etti.
Beraat kararına itiraz eden İpek Er’in annesi Hikmet Kılınç, kamuoyuna dayanışma çağrısında bulunarak fail tutuklanana kadar adalet aramaktan vazgeçmeyeceğini vurguladı. JinNews’e konuşan anne Kılınç, kızının son nefesine kadar hakkını arayacağına söz verdiğini belirtti.
‘Söz verdiler ama beraat kararı çıktı’
Olayın yaşandığı dönemde dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun taziye sürecinde kendisine verdiği sözleri hatırlatan Hikmet Kılınç, vaatlerin tutulmadığını ve adalete olan inancının sarsıldığını söyledi:
“Süleyman Soylu, kızım yaşamını yitirdiği zaman Siirt’ten, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan ve Kurtalan’dan Hamdûna’ya (Kurukavak) 20 tane koruma göndermişti. Kendisi de köye kadar geldi ve bana, ‘Hiçbir şekilde Kürtçe konuşma, devlete karşı kendini lekeleme. Senin kızının hakkını yerde bırakmayacağım’ dedi. Süleyman Soylu kendi ağzıyla bana bu sözleri söyledi. Ben de bir anne olarak onun bu sözlerine güvendim ve ‘Tek istediğim katilin yakalanması. Katil yakalanırsa ben Türkiye’yi lekelemem’ diyerek bekledim. Ancak aradan geçen altı yılın ardından Musa hakkında beraat kararı verildi. Devlete güvendim ama verilen bu beraat kararıyla kızımın hakkı açıkça yerde bırakıldı. Bundan sonra artık ne söylenmesi gerekiyorsa her şeyi söyleyeceğim.”
‘Mücadele edeceğim’
Kızını toprağa verdikten sonra failin serbestçe dışarıda dolaşmasını kabul edemediğini belirten Hikmet Kılınç, bu sürecin cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kızımı toprağın altına koyduktan sonra onun dışarıda elini kolunu sallayarak rahat rahat gezmeye hakkı yok. Arkadaşıyla bir olup kızımı kandırdı, ilaç verdi, onu İzmir’e ve otellere götürdü. Çevredeki başka insanlar bile kızımı uyarmış, ‘Buradan git, seni satacaklar’ demişler. Kızımı mahvetti, kızıma bunu yapmaya hiçbir şekilde hakkı yoktu. Devlet bana zamanında ‘Kızının hakkını yerde bırakmayacağız’ diyordu ama öyle olmadı. Kızımın bana bıraktığı son sözü, ‘Hakkımı yerde bırakmamalısın’ oldu. Eğer devlet onu tutuklamazsa ben yerin altında bile olsam elimden gelen ne varsa yapacağım. Kızımın hakkını aramak için ister Avrupa’dan ister Türkiye’den olsun, kimseyi dinlemeyeceğim ve mücadeleme devam edeceğim.”
‘Bugün tutuklanmazsa başka canlar yanacak’
Musa Orhan’ın o dönem taşıdığı kamu görevlisi unvanı ve üniformasının sağladığı imtiyazlarla korunduğunu savunan Hikmet Kılınç, cezasızlık politikasının yeni mağduriyetlere yol açacağı uyarısında bulundu:
“Musa elindeki silahın ve şarjörünün gücüyle kızıma tüm bunları yaptı. O dönem devletin adamıydı, şimdi de korunduğu için beraat etti. Onların kendi kızları bu halde olsaydı asla sessiz kalmazlardı. Ben de bilmiyorum, neden tutuklanmıyor? Musa bugün tutuklanmazsa yarın öbür gün gidip başka bir genç kıza daha tecavüz edecek. Annelere yazık değil mi, bu genç kızlara yazık değil mi? İnsanların ceplerine paralar koyup milletin kızlarına tecavüz edilmesine göz yumuluyor. Bu yaşananlar Suriye’de, Irak’ta ya da İran’da değil; doğrudan Türkiye’nin bir kurumunun içinde gerçekleşti. Ya Musa’yı tutuklarlar ya da ben ömrümün sonuna kadar bu gerçekleri haykırmaya devam edeceğim.”
‘Susmayacağım’
Dayanışma çağrısında bulunan anne Hikmet Kılınç, adalet sağlanana kadar geri adım atmayacağını vurgulayarak şunları kaydetti:
“Devlet Musa’yı tutuklamadığı sürece içimde kalan her şeyi söylemeye ve adaleti haykırmaya devam edeceğim. Sadece kendi kızım için değil, başka İpek’ler solmasın diye herkesin ayağa kalkmasını ve İpek’in hakkını aramasını istiyorum. Son nefesime, ömrümün sonuna kadar kızım için bu mücadeleyi sürdüreceğim.”
Ne olmuştu?
İpek Er, 7 Temmuz 2020’de Siirt Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak Beşiri’de görevli uzman çavuş Musa Orhan’dan şikayetçi olmuş ve cinsel saldırıya uğradığını belirtmişti. 16 Temmuz 2020’de bıraktığı mektupla yaşamına son verme girişiminde bulunan İpek Er, 34 günlük yaşam mücadelesinin ardından 18 Ağustos 2020’de hayatını kaybetmişti.
Olayın ardından gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Musa Orhan, kamuoyunda büyüyen tepkiler üzerine 19 Ağustos 2020’de tutuklanmış, ancak bir hafta sonra itiraz üzerine tahliye edilmişti. Jandarma Genel Komutanlığından ihraç edilen Orhan hakkında Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, Aralık 2021’de “nitelikli cinsel saldırı” suçundan takdiri indirim uygulanarak 10 yıl hapis cezası verilmişti. Cinsel saldırı davasından ayrı olarak açılan “intihara yönlendirme” davası ise Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sonuçlanarak beraat kararıyla sonuçlandı.
Musa Orhan, “intihara yönlendirme” suçlamasıyla yargılandığı davada da beraat etti.
Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 22 Ekim 2026’da verdiği kararda, Er’in bıraktığı mektubu, tanık beyanlarını, İpek Er’in hastanede ilk muayeneyi yapan sağlık çalışanlarına anlattıklarını ve cinsel saldırı davasındaki mahkûmiyet kararını değerlendirdi. Mahkeme, bu delillerin suçun oluştuğunu kanıtlamak için yeterli olmadığına hükmetti.




