Kuzey ve Doğu Suriye’de 6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan çatışmalar, Der Hafir hattı üzerinden Rakka, Kobani ve Haseke kırsalına yayılarak sürerken, Türkiye’nin birçok kentinde saldırılara karşı tepkiler de büyüyor. Ateşkes ilanlarına rağmen devam eden saldırılar, sivillere yönelik ihlaller ve IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevlerinin hedef alınması kamuoyunda endişeyi artırırken, bugün yapılan açıklamalarda Suriye’deki Kürtler ile dayanışma ve saldırıların durdurulması çağrıları öne çıktı.
Viranşehir’de yürüyüş: ‘Rojava onurumuzdur’
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde bulunan Karacadağ Caddesi’nde yürüyüş gerçekleştirildi. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşamını yitiren Ziyad Heleb ve Deniz Çiya’nın fotoğraflarının taşındığı yürüyüşte, sık sık “Bijî berxwedana Rojava” ve “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı.
Yürüyüşü sonrası yapılan açıklamada DEM Parti Şanlıurfa il Eşbaşkanı Ayşe sürücü, saldırıları kınayarak, yarın Suruç-Kobani sınırında yapılacak olan yürüyüşe katılım çağrısı yaptı.
Ardından konuşan DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, “Rojava bizim için paradigmadır. Kürtler dirilişini tüm dünyaya gösterdi. Biz Kürtler olarak yüz yıllardır direniyoruz. Direnmeye devam edeceğiz. Kürdün anayasal hakları için Sayın Öcalan mücadele ediyor. Bu masayı yıkmak isteyen eller Rojava’da katliam yapıyorlar. 15 Şubat komplosu gibi Rojava’ya saldırı da uluslararası bir komplodur. Alanda ve direnişte olacağız. Katliam çığırtkanlığından vazgeçin. Dört parçada mücadele eden halkımızı görmezden gelenlere söylüyoruz. Rojava onurumuzdur. Kırmızı çizgimizdir” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, ise şunları söyledi:
“Tek ruhla direnelim. Ulusal ruhla alanlarda olalım. Kürtleri tanımayanlara da huzur yok. Önderlik saldırıların önünü almak istiyor. Bunun için mücadele içerisinde. Şuan Rojava şahsında Kürtler üzerinde soykırım uygulanmak istiyor. Nasıl ki Başûr’da Enfal yapıldıysa, burada da yapmak istiyorlar. Bunun farkında olalım, direnelim. Alanları bırakmayalım.”
Açıklama sloganlar ve alkışlar eşliğinde son buldu.
Yürüyüş sonrası alandan ayrılan kitleye gaz bombaları ile müdahale eden polis gerginliğe yol açtı. Kitle saldırıya sloganlarla karşılık verdi.
İdil’de binlerce kişi sokakta: Direne direne kazanacağız

Şırnak’ın İdil ilçesine ise 7’den 70’e binlerce kişinin katılımıyla yürüyüş düzenlendi. Alanya Caddesi üzerinde bir araya gelen siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin içinde olduğu kitle, eski belediye binasının yer aldığı alana yürümek istedi. Ancak polisler, güzergah boyunca bariyer kurarak, yürüyüşe katılımı engellemek istedi. Sadece bir yerden kitleyi üst aramasından sonra güzergaha alacaklarını belirten polislerin uygulamasına tepki gösteren kitle, bariyerlerin olduğu alana gitmeyerek uygulamaya “Direne direne kazanacağız” sloganıyla tepki gösterdi. Kitlenin tepkisi üzerine polisler üst arama uygulamasından vazgeçti.
Kitle “Savaşa dur de”, “Rojava rûmeta meyê”, “Bijî berxwedana gelê kurd” yazılı dövizler ile “Şoreşa Rojava bû tirs û xofa dilê neyar û hovan” yazılı pankart taşıdı. Binlerin katıldığı yürüyüşte sık sık “Bijî berxwedana Rojava”, “Rojava DAİŞ’e mezar olacak” sloganları ve zılgıtlar atıldı. Yürüyüş boyunca katılımın arttığı yürüyüşte Barış Anneleri de yer aldı. Açıklamanın yapıldığı alana ulaşıldığında kitlenin sayısı binlerce kişiye ulaştı.

Saygı duruşu ile başlayan açıklamada konuşan DEM Parti İdil ilçe Eşbaşkanı Niyazi Çevrim, Kürt halkı özgür olana kadar direnmeye devam edeceklerini belirtti.
DEM Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, İdil halkının IŞİD zihniyetine gereken mesajı verdiğini belirterek, “Her alanda biriz. Bu Birliğimiz ile kazanacağız. 10 yıl önce Rojava halkımız katliamlara karşı kendini korudu ve devrim yaptı. Demokratik, eşitlikçi, bütün halkları içine alan bir sistem inşa edildi. Bu sistemde herkesin yeri vardı ve herkes kendini içinde gördü. Ancak bazı karanlık güçler buna tahammül etmedi. 10 yıldır bu saldırılar devam ediyor” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, saldırılara karşı Kürt halkının bir olduğuna dikkati çekerek “Kürt halkı her yerde biz barış tarafıyız diyor. Savaş dışında bir seçenek kalmaz ise Kürtler direnmek zorunda. Savaş nasıl farz kınlındıysa direnişte farzdır. Kürt halkı bugüne kadar diz çökmedi ve çökmeyecek. Nisêbîn, Agirî, Amed ve her yerde Kürt halkı ayakta. Bir heyetimiz şuan Rojava’ya geçiyor. Birlik ve direniş bize lazım olan. Kürt halkı birdir. Sonuna kadar Rojava ile dayanışma içinde olacağız” diye konuştu.
Şanlıurfa Barosu: Siviller hedef alınıyor, bu bir savaş suçudur
Şanlıurfa Barosu saldırılara ve yaşanan ihlallerine dikkat çekmek amacıyla binalarının önünde açıklama yaptı.

Saldırıların devam ettiğine dikkat çeken Baro Başkanı Abdullah Öncel, sivillerin hedef alındığını ifade etti. “Saldırılar, baskınlar; Cenevre Sözleşmeleri’nin açık ve ağır ihlalidir” diyen Öncel, “Ayrım gözetme ilkesi, orantılılık ilkesi ve sivillerin korunmasına ilişkin mutlak yasaklar, bilinçli biçimde çiğnenmektedir. Bu saldırılar, yalnızca bireysel ihlaller değil; zorla yerinden etme, demografik yapıyı değiştirme ve kolektif cezalandırma amacı taşıyan organize bir savaş stratejisidir. Nitekim Suriye geçici hükümeti tarafından yayınlanan bildiri ile Kürt halkına soykırım dayatılmakta, ikinci Enfal katliamı yaşatılmak istenmektedir. HTŞ ve bağlı silahlı yapıların DAİŞ mensuplarının tutulduğu hapishanelere yönelik saldırıları, bu suç tablosunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu eylemler, Suriye’de ve bölgede bilinçli bir istikrarsızlaştırma politikası izlendiğini, DAİŞ tehdidinin yeniden sahaya sürülmek istendiğini açıkça göstermektedir” denildi.
‘Türkiye’de hukuka aykırı gözaltılar gerçekleşti’
Saldırıların başından bu yana yapılan ateşkes kararlarına uyulmadığını kaydeden Öncel, Türkiye kentlerinde yapılan protestolarda birçok hak ihlali yaşandığı belirtti. Öncel, “Van’da Van Barosu Başkanı’nın gözaltına alınması, müdahalelerin yalnızca yurttaşları değil, doğrudan savunma makamını ve avukatlık mesleğini hedef aldığını açıkça ortaya koymuştur. Benzer şekilde Türkiye’nin birçok kentinde de hukuka aykırı biçimde gözaltılar gerçekleştirilmekte, demokratik haklarını kullanan yurttaşlar sistematik baskı altına alınmaktadır. Oysa Anayasa’nın 34. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğü, önceden izin şartına bağlanamaz; hukuka uygun biçimde gerçekleştirilen basın açıklamaları kolluk müdahalesiyle engellenemez. Bu müdahaleler, açıkça anayasal düzenin ve uluslararası insan hakları hukukunun ihlali niteliğinde olup, demokratik hak kullanımının cezalandırılması anlamına gelmektedir ve kabul edilemezdir” diye ifade etti.
Barodan uluslararası topluma çağrı
Saldırıların Cenevre Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliği taşıdığını dile getiren Öncel, “Bu suçlar zamanaşımına uğramaz ve cezasız bırakılamaz. Bu noktada sorumluluk yalnızca sahadaki silahlı unsurlarla sınırlı değildir. HTŞ’yi fiilen meşrulaştıran, onun geçiş hükümeti iddiaları ile yaptığı katliamlara sessiz kalan, siyasi ve askeri alan açan tüm devletler ve uluslararası aktörler, bu suçların sürdürülmesinde dolaylı sorumluluk taşımaktadır. Suriye sahasında etkisi bulunan devletler ve 10 mart mutabakatının garantör devletleri, ateşkesin korunması ve sivillerin güvenliği yönündeki yükümlülüklerini yerine getirmemekte; uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarını açık biçimde ihlal etmektedir. Buradan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, BM İnsan Hakları Konseyi’ni, Avrupa Birliği’ni, Avrupa Konseyi’ni, Uluslararası ceza adaleti ve insan hakları mekanizmalarını derhal, gecikmeksizin ve etkili biçimde harekete geçmeye çağırıyoruz” dedi.




