BM araştırma misyonu: ABD de İran da suç işledi

Birleşmiş Milletler’in bir araştırma heyeti, ABD’nin İran savaşı sırasında savaş suçları işlediğine dair kanıtlar bulundukların belirtti. Heyet, ayrıca İran’ın da Ocak ayı eylemleri sırasında insanlığa karşı suçlar işlediğini vurguladı.

BM araştırma misyonu: ABD de İran da suç işledi
BM araştırma misyonu: ABD de İran da suç işledi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 18 Eylül 2026 10:03

Birleşmiş Milletler’in (BM) İran’la ilgili Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına dair, rapor açıkladı. Rapor, BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunuldu. Raporda, İran’daki sivillerin, İran rejiminin işlediği “ağır insan hak ihlalleri ve insanlığa karşı suçlar ile ABD ve İsrail’in çatışmaları arasında kaldığı vurgulandı.

Savaş suçu için ‘makul gerekçe’ vurgusu

ABD’nin hava saldırılarına değinilen raporda, “Misyon, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 178 sivilin ölümüne yol açan iki hava saldırısı sırasında ABD’nin savaş suçları işlediğine inanmak için makul gerekçeler bulunduğu sonucuna vardı” ifadelerine yer verdi.

ABD’nin saldırılarında sivil halkı gözetmediği vurgulanan raporda, “28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıların ardından, Misyon, ABD’nin sivillerin ölümü veya yaralanması ya da sivil yapılara zarar verilmesiyle sonuçlanan, ayrım gözetmeyen saldırılar gerçekleştirme savaş suçunu işlediğine inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu belirledi. Minab’daki Şajareh Tayyebeh İlkokulu’na yönelik Tomahawk füzesi saldırılarında, 120’si kız ve erkek çocuk olmak üzere 150’den fazla kişinin öldüğü belirtildi. Bir diğer hava saldırısında ise füzelerinin, açıkça tanımlanabilir durumdaki bir spor kompleksi ve yerleşim bölgesinin üzerine tungsten parçacıklarından oluşan bulutlar yaydığı ve bunun sonucunda, 22 sivil erkek ve kadının öldüğü ifade edildi” denildi.

İran, halkına karşı suç işledi

Sunulan raporda, İran’ın da İran halkına yönelik savaş suçu işlediğine yer verildi. Raporda, İran hükümetinin 2025-2026 protestolarına yönelik şiddetli baskısının, geçmişteki müdahalelere kıyasla eşi benzeri görülmemiş bir tırmanış olduğu belirtildi. “Ölümcül” gücün eylemleri bastırmak için bilerek kullanıldığı vurgulanan raporda, en çok ölümünün Tahran, Kerec, Meşhed, İsfahan ve Reşt’te yaşandığı ifade edildi. Güvenlik güçlerinin çatılara ve diğer yüksek noktalara konuşlanarak kalabalıkların üzerine otomatik tüfeklerle ateş açtığı söylenen raporda, eylemler sırasında en 221 çocuğun öldürüldüğü ifade edildi.

Rejimin halka yönelik baskılarına dikkat çekilen raporda, on binlerce kişi, geniş çaplı keyfi tutuklama ve gözaltılar sonucunda özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Gözaltındaki kişilerin işkenceye, hücre hapsine ve hukuki yardım alma hakkından mahrum bırakılmaya maruz kaldığı belirtildi. Ailelerin ise yakınlarının nerede olduğu konusunda bilgilendirilmediği ve bunun “zorla kaybetme” vakalarına ilişkin endişelere yol açtığı ifade edildi. İranlı yetkililerin cenazeleri teslim etmeyi geciktirerek veya reddederek ailelerin yaşadığı acıyı daha da artırdığı belirtildi. Birden fazla vakada yetkililerin para talep ettiği, yakınlarını kurbanların devlet görevlileri olduğunu öne süren sahte ifadeleri imzalamaya zorladığı ve anma ile yas törenlerini kısıtladığı veya tehdit ettiği kaydedildi. Eyleme katılan onlarca kişinin idam edildiği belirtilen raporda, 70’ten 70’ten fazla kişinin hâlâ yakın zamanda idam edilme riski altında olduğu vurgulandı.

Yaşanan bütün ihlallerin “insanlığa karşı suçlar” kapsamında olduğu belirtilen raporda, cinayet, hapis, işkence ve sivillere yönelik yaygın ve sistematik bir saldırının parçası olarak gerçekleştirilen diğer insanlık dışı eylemler sayıldı.

Tazminat ve garanti çağrısı

Raporda, ABD ve İran’ın tüm ihlalleri ve suçları derhal durdurması, mağdurlara tam tazminat sağlaması ve bu tür olayların tekrarlanmayacağına dair garanti vermesi istendi.

Misyon ayrıca, çatışmaların derhal sona erdirilmesini, tüm BM üyesi devletlerin kalıcı barış için diplomatik girişimlerini yeniden başlatmasını ve üçüncü ülkelerin “evrensel yargı yetkisi” yoluyla sorumluluk mekanizmalarını işletmesini talep etti.

(MA)