• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Çerçeve yasa Adalet Komisyonu’nda: DEM Parti’den 4’üncü maddede değişiklik önerisi

Çerçeve yasa Adalet Komisyonu’nda: DEM Parti’den 4’üncü maddede değişiklik önerisi

Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifine dair konuşan DEM Parti’li Dilan Kunt Ayan, “Teklifin 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrası değiştirilmeli ya da 4’üncü fıkra eklenmeli” dedi.

Çerçeve yasa Adalet Komisyonu’nda: DEM Parti’den 4’üncü maddede değişiklik önerisi
Çerçeve yasa Adalet Komisyonu’nda: DEM Parti’den 4’üncü maddede değişiklik önerisi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Ağustos 2026 06:00
  • Güncellenme: 8 Ağustos 2026 09:14

Kürt mesleesinin çözümü için başlatılan süreç kapsamında Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi maddelerine dair siyasi partilerin değerlendirmeleri sürüyor.

Kanun teklifinin 4’üncü ve 7’nci maddesi üzerine söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şanlırufa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, “Eşitlik ve özgürlük yolunda kendisini adayanların hatırasını saygıyla anarak başlamak istiyorum” diyerek konuşmasına başladı. Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder’i anan Dilan Kunt Ayan, Önder’in Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne verdiği emeklerinden dolayı kendisine teşekkür etti.

Kürt ve Türk halkları arasında bin yıllık bir kardeşlik ve kader birliği olduğunu söyleyen Dilan Kunt Ayan, “Son 100 yılda yanlış politikalar, ayrımcılıklar, katliamlar ve sürgünler bu bağı zedelemiş olsa da hiçbir zaman koparamamıştır ve koparamayacaktır. Çünkü bu bağ halkların ortak iradesine, ortak acısına ve ortak umuduna dayanır. Kürt sorunu bir demokrasi sorunudur. Kürt sorununu reddetmek, inkâr etmek, yok saymak ya da güvenlikçi politikalarla yönetmeye devam etmek Türkiye halklarına yalnızca acı, zarar ve kayıp getirmiştir. Baskı ve inkâr hiçbir zaman çözüm olmamıştır, olamaz da. Bugün ise silahların sustuğu, çatışmaların kalıcı bir şekilde sona erdiği, güvenlikçi politikaların yerini hukukun ve siyasetin aldığı tarihi bir eşikteyiz. Bu, kök yasanın başlangıç yasası olacaktır. Bu kökten, demokrasi ve barış yolunda dallanıp budaklanacak yeni demokratikleşme adımları doğacaktır” dedi.

‘Yasa bir geçiş hukuku çerçevesidir’ 

Abdullah Öcalan’ın kök yasa nitelendirmesine işaret eden Dilan Kunt Ayan kanun teklifinin teknik düzenlemelerden çok daha fazla anlam taşıdığını söyledi. Teklifin Kürt meselesinin siyaset ve hukukla çözülmesini hedefleyen irade olduğunu belirten Dilan Kunt Ayan, devamla şunları söyledi:

“Bu yasanın arkasında milyonların barışa, eşitliğe, özgürlüğe ve demokrasiye duyduğu derin özlem, umut ve güven vardır. Tam da bu yüzden bütün katılımcıların, bütün tarafların ve toplumun tüm kesimlerinin karşılıklı hassasiyeti, saygı ve diyaloğu anlamlı ve kıymetlidir. Uzun erimli bir yolun başlangıcındayız. Bu yolu hep birlikte başarıya ulaştırma sorumluluğumuzu unutmadan, atılan bu ilk adımın tüm halklarımız için hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Bu kanun teklifi yalnızca teknik düzenlemelerden ibaret değildir. Teklif, çatışma döneminden demokratik siyaset zeminine geçişi düzenleyen bir geçiş hukuku çerçevesidir. Aynı zamanda barış ve demokratik toplum hedefi istikametimiz olan herkes için barış hukuku yöneliminin ifadesidir.

‘Kurucu özneliği bizim için vazgeçilmezdir’

Kanun kapsamında oluşturulacak uygulama ve koordinasyon mekanizmalarının demokratik meşruiyetinin ve toplumsal kapsayıcılığının güvence altına alınması, ancak kadın iradesinin de bu sürece eşit ve tam katılımıyla mümkün kılınacaktır. Kadınlar, çatışma süreçlerinden en fazla etkilenen kesimlerden biri olmanın ötesinde, barışın kurulması ve toplumsal uzlaşının inşasında asli öznedir. Kadınların karar alma mekanizmalarına etkin katılımı yalnızca bir eşit temsiliyet meselesi değildir. Süreçlerin kalıcılığının, toplumsallaşmasının ve başarıya ulaşmasının temel koşullarından biridir. Bu noktaya gelinmesinde kadınların mücadelesi, emeği ve kararlılığı nasıl etkili olmuşsa, bundan sonrası için de barışın inşasında kadınların kurucu özneliği bizim için vazgeçilmezdir.

Teklifte 7’nci maddenin 1’inci fıkrasının sonuna ‘Alt komisyonların oluşturulmasında kadın temsiliyeti gözetilir’ cümlesinin eklenmesini, ayrıca toplumsal bütünleşmenin sağlanması, demokratik entegrasyon geçiş sürecinin ilerlemesi ve bundan sonra hazırlanacak yasal düzenlemelerin kadınların ihtiyaç, deneyim ve talepleri doğrultusunda şekillenebilmesi amacıyla kadın özgün alt komisyonunun kurulmasını önemsiyoruz. Yasanın uygulanmaya başlamasından itibaren ortaya çıkabilecek risk ve sorunları daha bu aşamada çözmeye çalışmak bu komisyonun asli sorumluluğudur. Bu bağlamda 4’üncü maddeyi ele aldığımızda, madde gerekçesinde açık olarak düzenlenmiş bir hususun madde lafzında yer almaması yasa uygulayıcıları açısından muğlaklık yaratma riski taşımaktadır.

‘Maddenin güçlendirilmesi gerekiyor’

İlk derece mahkemesince beraat kararı verilen ve istinaf incelemesinde bulunan bir dosyada gerekçeye göre bölge adliye mahkemesinin beraat kararını esastan inceleyerek onaması gerekirken, mevcut madde metni lafzi yorumlandığında ‘bozma kararı verir’ hükmü nedeniyle beraat kararının teknik bir bozma ile kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi ve burada erteleme kararı verilmesi durumunda kanunun amacına aykırı bir durum meydana gelebilir. Bu nedenle maddenin güçlendirilmesi gerekiyor. Kamuoyunda spekülasyonlara mahal vermemesi adına aşağıdaki değişikliklerden birinin yapılması, kanunilik ilkesi ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından gereklidir.

Maddelerde değişiklik önerisi 

Teklifin 4’üncü maddesinin 2’nci Fıkrasının: ‘3’üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında sadece erteleme için bozma kararı verilir. Bozma üzerine sanık lehine olan hukuki duruma göre ilk derece mahkemesince karar verilir’ şeklinde değiştirilmesini öneriyoruz. Yada teklife 4’üncü fıkra olarak ‘devam eden soruşturma ve kovuşturmalarda erteleme kararı kapsam değerlendirmesi sanık lehine sonuç doğuran hukuki nitelendirme esas alınarak yapılır. İddianame sevk vasfı, yerel mahkeme karar vasfı ile istinaf kararındaki sevk vasfından sanık lehine olan hukuki durum uygulanır’ şeklinde ekleme yapılmasını öneriyoruz. Barış, eşitlik ve demokratik toplum yolunda atılan her adım halkların ortak iradesiyle anlam kazanır. Bu iradeyi güçlendirmek, eksiklikleri gidermek ve hukuku adaletle buluşturmak hepimizin sorumluluğudur.” (MA)