• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ‘Çerçeve yasa’ için gözler Kabine ve Meclis’te: Kritik hafta başladı

‘Çerçeve yasa’ için gözler Kabine ve Meclis’te: Kritik hafta başladı

Kürt meselesinin çözümünde kritik bir eşik olarak görülen çerçeve yasa tasarısının bu hafta Meclis’e sunulması beklenirken, tasarı Kabine Toplantısı’nda da ele alınacak.

‘Çerçeve yasa’ için gözler Kabine ve Meclis’te: Kritik hafta başladı
‘Çerçeve yasa’ için gözler Kabine ve Meclis’te: Kritik hafta başladı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Temmuz 2026 10:04
  • Güncellenme: 27 Temmuz 2026 10:05

Kürt meselesinin çözümü için devam eden süreç kapsamında uzun zamandır beklenen ‘çerçeve yasa’nın bu hafta Meclis’e sunulması bekleniyor.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un geride kalan hafta içi Meclis’te grubu bulunan tüm partilerle yaptığı görüşmelerin de tek gündem maddesi olan yasa tasarısının, Meclis’e sunulduktan sonra Adalet Komisyonu’nda ele alınması ve ardından Genel Kurul gündemine gelmesi bekleniyor.

Kabine toplanıyor

Kabine, 2 aylık aradan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda çerçeve yasaya dair son hazırlıklar masaya yatırılacak. Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki son duruma dair raporlarının da değerlendirilmesi bekleniyor. Toplantının ana gündem maddelerinden birinin de çerçeve yasa olması bekleniyor.

DEM Parti’den açıklama

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, güncel gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenleyecek. Gülistan Kılıç Koçyiğit’in ele alacağı başlıklardan birinin de çerçeve yasa olması bekleniyor.

Bakırhan: Kategorik ayrımlar yapmamalı

Mersin’de dün konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da bu hafta Meclis’e gelmesi beklenen Çerçeve Yasa hakkında şunları dedi:

“Bu yasayı küçümsememek gerekiyor. Bu yasa 50 yıllık acının, kanın, çatışmanın ve şiddetin ortadan kalkarak Kürt meselesinin siyasal ve hukuk zeminine geçmesini sağlayacak bir yasadır. Kürt meselesini şiddet zemininden alarak diyalog ve müzakere ile çözümünü sağlayacak olan bir süreç içerisindeyiz. Bir tarihi süreç içerisinde yaşıyoruz. Bunu ıskalamamamız gerekiyor.

Tarihte bazı dönemler var. Iskalarsanız 50 yıl boyunca belki de daha fazla uğraşarak ancak bir düzlüğe çıkarabilirsiniz. Yeterince acıların çekildiği, neredeyse yurdun her karışına kanın düştüğü, acının düştüğü bir süreçte barışı aramamız, diyalog ve müzakere ile yüz yıllık bir meseleyi çözmeye çalışmamız çok kıymetli ve çok değerlidir. Dolayısıyla Meclise gelecek olan yasanın kategorik ayrımlar yapmaması gerekiyor.

Yüreğinde ve aklında barışa inanan ve barışa gelmek isteyen hiç kimseye o yasa kapıları kapatmamalıdır. Yönetici, şuraya bulaşmış, buraya bulaşmamış ayrımı yapmamalıdır bu yasada. Yasa gelmek isteyen hiç kimseyi dışarıda bırakmamalıdır. Yarım bir yasa değil, tam bir yasa olmalıdır. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sonucu ortaya çıkan PKK ve bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak kadar kapsayıcı bir yasanın Meclis’e gelmesi gerekiyor. Yine bu yasa Sayın Öcalan’ın bu süreci yürütebilecek koşulların altyapısını hazırlamalıdır. Sayın Öcalan’ın yaşam, iletişim ve çalışma koşullarını düzenlemelidir. Sayın Öcalan’ın halkıyla buluşması önündeki engelleri ortadan kaldıran bir yasa olmalıdır.

Yine bu yasayla eş zamanlı belki de bu yasadan önce aramızda olan Nuri Aslan, Hoşyar Sarıyıldız gibi sizin seçmiş olduğunuz ve yerine kayyum atanan belediye iş başkanlarımızın görevine dönmesi gerekiyor.”

Baluken: Kalıcı çözüm silahsızlanmayla sınırlanamaz

Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasaya ilişkin ANF’ye konuşan siyasetçi İdris Baluken; sürece yönelik beklentileri, yasanın içeriğine dair öngörülerini, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin etkilerini ve Türkiye’deki siyasal tabloyu değerlendirerek, kalıcı çözümün demokratikleşme temelinde ilerlemesi gerektiğini vurguladı.

Baluken, sürecin başladığı günden bu yana toplumda büyük beklentilerin oluştuğunu, ancak iktidar ve devlet cenahının gerekli hukuksal ve siyasal zemini hazırlamamış olmasının belirsizlik yarattığını belirtti. Son İmralı görüşmesinin ardından Abdullah Öcalan’ın mesajlarıyla umudun yeniden yeşerdiğini ifade eden Baluken, benzer tabloların geçmişte de yaşandığına dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:

“Neredeyse her İmralı görüşmesinden önce benzer bir durum yaşanıyordu. Yükselen umudun üzerine somut adımlarla demokratik ve barışçıl geleceğin inşasını hayata geçirmek mümkünken, bu fırsat her defasında heba edilip belirsizlik ortamı sürdürüldü. Bu sefer de aynı durumun yaşanmaması gerekiyor. Yani yeniden bir belirsizlik ortamının oluşmaması için sürecin gerektirdiği hukuksal ve siyasal zeminin demokratik bir eksende şekillenmesine ihtiyaç var.”

Sürece dair beklentinin basit bir yasal düzenlemenin ötesinde olduğunu belirten Baluken, “Bu yönüyle aslında beklenti, siyaset kurumunun veya Meclis’in bir yasa yapması değil, bir tarih yazması olarak ifade edilebilir. Çünkü Kürt meselesinin çözümü, sadece güncele dair bir sorun alanının giderilmesi olarak okunamaz. Tam tersine, tarihin seyrini değiştiren ve yepyeni bir başlangıcın inşasını ortaya koyan bir milat olarak ele alınabilir. O nedenle mevcut siyasal ortamı, temkinli bir iyimserlikle beraber hâlâ bir bekleyiş durumu üzerinde tanımlayabiliriz” dedi.

Çıkarılması planlanan yasaların süreç açısından önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Baluken, meselenin kültür, kimlik ve yönetsel boyutları olan çok katmanlı bir yapısının bulunduğunu belirtti. Devlet ve iktidar cenahının tüm bu başlıkları kapsayacak bir zemin hazırlamadığına dikkat çeken Baluken, şunları söyledi:

“Anlaşılıyor ki ideal bir yasa yerine mümkün olan bir yasa çıkacak. Mevcut koşullarda bu mümkün olan yasanın da salt teknik bir boyuta, salt silahsızlanma meselesine hapsolmaması gerekiyor. Bu konu öne çıksa bile, mutlaka Kürt meselesinin kökündeki ana nedenler olan eşit yurttaşlık meselesi, temel hak ve özgürlüklerin tanınması, dil, kimlik, kültür özgürlüğü ve demokratik siyaset hakkı gibi başlıkların yasada ya irade olarak ortaya konması veya ilerisine dönük yapılacaklar noktasında bir atıfla yer almasının önemli olduğu kanaatindeyim.”

‘Sorun kökteyse dalı budayarak çözemezsiniz’

Silahsızlanmayı önceleyen ve demokratik siyaseti öne çıkaran gelişmeleri önemsediklerini belirten Baluken, Kürt meselesinin kalıcı çözümü için temel sorunların hedef alınması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bunu şuna benzetmek lazım: Bir ağacın kökünde sorun varsa, ağacın dalını budayarak bir şeyleri geçirtmeye çalışmazsınız. O kökü iyileştirmeye çalışırsınız. Dolayısıyla Kürt meselesi nihai olarak çözülecekse, bu kök ana sorunlar üzerinden de belli bir tahayyülü, belli bir planlamayı, bu anlamda taraflar arası güven inşa etmeyi esas alan bir yerden, bu yasanın içerisine atıflarının olmasını önemsiyorum.”

‘Sürecin kendisi stratejik bir zorunluluktur’

Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin ve bölgesel fay hatlarının sıcaklığını koruduğu bir dönemde Türkiye’de yürütülen çerçeve yasa tartışmalarını değerlendiren İdris Baluken, bölgesel dinamiklerin istikrarsız ve çok katmanlı riskler barındırdığını söyledi. Bu koşulların, ülkenin kendi içinde güçlü ve istikrarlı bir barış inşa etmesini daha da kritik hale getirdiğini belirten Baluken, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yönüyle süreç, bir tercihten çok stratejik bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor. Taşların henüz yerine oturmadığı ve yeni bir yüz yıllık dizaynın söz konusu olduğu bir ortamda, bir yüz yıl boyunca herkese kaybettiren bir denklemin artık herkese kazandıran bir noktadan yeniden ele alınmasına ihtiyaç var. Kürt meselesini çözmüş ve demokratikleşmesini sağlamış bir Türkiye örneği, aslında Ortadoğu içerisinde de mevcut çatışma ve savaş süreçlerinin getirdiği o yakıcı gündem içerisinde yeni bir nefes alanı yaratabilir ve yeni bir model olarak öne çıkabilir.”

Tasarının içeriğinde ne var?

Kürt meselesinin demokratik çözümünde kritik öneme sahip çerçeve yasa tasarısının içeriği büyük merak konusu. Bugüne kadar hükümete yakın medya organlarında içeriğe dönük kimi haberler yapılsa da tasarı resmi olarak henüz kamuoyuna duyurulmadı. İki ay aradan sonra İmralı heyetinin 20 Temmuz’da Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmenin ardından süreç trafiği de hız kazandı. Öcalan’ın bu görüşmede “Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir” dediği paylaşılmıştı.