• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Cizre’de ‘Adalet ve Haklar Temelinde Barış’ paneli: ‘Barışı savunmak, olmazsa olmaz bir görevdir’

Cizre’de ‘Adalet ve Haklar Temelinde Barış’ paneli: ‘Barışı savunmak, olmazsa olmaz bir görevdir’

Şırnak’ın Cizre ilçesinde düzenlenen “Adalet ve Haklar Temelinde Barışın İnşası” başlıklı panelde konuşmacılar barış sürecine destek vurgusu yaptı. Barış, demokrasi ve emek mücadeleleri arasındaki diyaloğa dikkat çekilden panelin ikinci oturumu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen’in katılımıyla devam edecek.

Cizre’de ‘Adalet ve Haklar Temelinde Barış’ paneli: ‘Barışı savunmak, olmazsa olmaz bir görevdir’
Cizre’de ‘Adalet ve Haklar Temelinde Barış’ paneli: ‘Barışı savunmak, olmazsa olmaz bir görevdir’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 2 Eylül 2026 17:15
  • Güncellenme: 2 Eylül 2026 17:26

Emek ve Demokrasi Platformu, Şırnak’ın Cizre ilçesinde “Adalet ve Haklar Temelinde Barışın İnşası” başlıklı panel düzenledi. Panelde barışın toplumsallaşması, medyanın dili, savaşın toplumsal sonuçları ve demokratikleşme başlıkları tartışıldı.
Cizre Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Panelist olarak Gazeteci Tuğçe Tatari ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, konuşma yaptılar.
‘Taziye evleri sadece bölgenin değil, tüm ülkenin gündemi haline gelmeli’
Tuğçe Tatari, barışın toplumsallaşmasında medya dilinin değiştirilmesinin önemine dikkat çekerek, devletin kullandığı dil değişmeden yaygın medyanın dilinin değişmesinin zor olduğunu söyledi. Özgür medyanın bu noktada önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten  Tatari, Kürt kentlerinde yaşananların ve insanların hikayelerinin Türkiye’nin batısındaki toplumla buluşturulması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin batısı ile Kürt kentleri arasında yaşananlara ilişkin ciddi bir gündem farkı bulunduğunu belirten Tuğçe Tatari, bölgede yaşanan acıların ve taziye süreçlerinin ülkenin tamamının gündemine taşınması gerektiğini söyledi. Tatari konuşmasına şöyle devam etti: “Sonuçta burası Türkiye’nin bir parçası ve burada günlerdir acılar, vedalar ve taziyeler yaşanıyor. Ama Türkiye’nin çoğunluğunun bundan haberi yok. Sadece iktidara yakın birkaç kişi sanki böyle bir tehdit varmış gibi olayı dillendiriyor ama baktığınız zaman Batı’da bu konuların hiç yeri yok, bir gündem olamıyorlar. Bunu gündem etmek gerekiyor. Ne yaşanıyorsa onun gerçeğini insanların önüne koymak ve insanların birbirlerini bir şekilde tanımalarına fırsat vermek gerekiyor. Taziye evlerinin hissini ve duygusunu iyi taşımak gerekiyor. Sadece bir kişinin, iki kişinin me selesi değil, bunun bir ülke gündemi haline gelmesi gerekiyor” diye konuştu. Tatari, medyanın bu konuda sorumluluk alması gerektiğini ve yaşananların Batı kamuoyuna aktarılmasının barışın toplumsallaşmasına katkı sunacağını kaydetti.
Ayfer Koçak: Kürt halkı 30 yıldır barış mücadelesi veriyor
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, savaş ve çatışmalı süreçlerin yalnızca yaşamını yitirenlerle sınırlı olmayan ağır sonuçlar yarattığını belirterek, cezaevlerinde yaşamını yitirenler, işkenceler, zorunlu göçler ve yoksullaşmanın da bu sürecin bir parçası olduğunu söyledi. Kürt halkının uzun yıllardır barış talebiyle mücadele yürüttüğünü ifade eden Ayfer Koçak, “Kürt meselesi denildiğinde benim aklıma ilk gelen şey barış mücadelesidir. Kürt halkı 1993’ten beri fiilen her dönem, zaman zaman karşılıklı görüşmelere kadar ilerlemiş ama en nihayetinde barış mücadelesi veriyor. Batıdan bakıldığında biraz anlaşılması güç; bu kadar insanını, bu kadar çocuğunu kaybetmiş anneler bugün hala barış deyince ilk başta onlar yola çıkıyorlar ve barış istiyorlar deniyor. Ama biz bu 30 yıllık sürecin birebir tanığıyız. Bu dönem boyunca istenilen şey barıştı ve bunun mücadelesi yürütülüyordu” dedi.
‘Kürtler yoksullaştırıldı’
Savaşın toplumsal ve ekonomik sonuçlarına da dikkat çeken Ayfer Koçak, özellikle Kürt kentlerinde yaşayan emekçilerin, kadınların ve gençlerin ağır bir yoksullaşma sürecinden geçtiğini söyledi. Zorunlu göçlerin insanların yaşamlarını değiştirdiğini, tarım ve hayvancılığın zayıflatıldığını ve kadın emeğinin görünmez hale getirildiğini belirten Ayfer Koçak, “Savaşın bir ekonomisi vardı; gizli ve resmi ekonomisi. Savaşın bir çatışma rejimi, çalışma rejimi vardı. Yine bir hukuku vardı; bize istisnai olarak yansıyan bir hukuk. Savaşın bir de toplumsal psikolojisi vardı ve bütün bunları hep birlikte yaşadık. En çok da emekçiler, gençler ve kadınlar yaşadı. Kürt illerinde yalnızca kayıplar gerçekleşmedi. Bölgesel eşitsizlikler büyüdü, yoksulluk ve işsizlik derinleşti, zorunlu göçlere maruz kalan insanlar gittikleri yerlerde ucuz iş gücü haline geldi. Tarım ve hayvancılık zayıflatıldı, kadın emeği daha görünmez hale geldi. Tam da bu yüzden savaş aynı zamanda bir sınıf meselesiydi. Kürt halkı yoksullaştırıldı ve bundan dolayı biz emekçiler açısından savaşın karşısında durmak ve barışın savunuculuğunu yapmak olmazsa olmaz bir görevdir” ifadelerini kullandı.
‘Barış ve demokratikleşme eş zamanlı yürümeli’
Kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın yalnızca çatışmasızlıkla sağlanamayacağını belirten Ayfer Koçak, demokratikleşme, eşitlik, adalet ve temel hakların güvence altına alınmasının sürecin temel başlıkları olması gerektiğini söyledi. Anadil hakkına da dikkat çeken Ayfer Koçak, barışın toplumsallaşması için emekçilerin iş yerlerinde, okullarda, hastanelerde ve fabrikalarda süreci tartışması gerektiğini belirterek, “Barış demokratikleşmenin önüne konulabilecek bir alternatif değil. Barış ve demokratikleşme eş zamanlı yürüyebilecek, birlikte güçlenebilecek iki kavram. Biz barışı aynı zamanda kutuplaşma zemininden çıkma şansı olarak değerlendirmek zorundayız. İş yerlerimizde, okullarda, hastanelerde, fabrikalarda yan yana geldiğimiz her kesimle bu süreci tartışmalı ve onları bunun ortağı haline getirmeliyiz. Onlara şunu söyleyebilmeliyiz: Barış senin maaş meselendir, barış senin vergi meselendir, barış çocuğunun geleceği meselesidir, barış sendikal örgütlenme ve demokratikleşme meselesidir” dedi.
Panelin ikinci oturumu ise Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen’in katılımıyla devam edecek.