• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ‘Çocuğun üstün yararı’ gözaltında: Şanlıurfa’da 2 aylık bebek günlerdir düzenli beslenemiyor

‘Çocuğun üstün yararı’ gözaltında: Şanlıurfa’da 2 aylık bebek günlerdir düzenli beslenemiyor

Protestolara katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan bir annenin iki buçuk aylık bebeği, günlerdir anne sütüne ulaşamıyor. Avukatların tüm talepleri reddedilirken, bebeğin ailesi maddi zorluklar ve kötü hava koşulları altında Viranşehir-Şanlıurfa arasında gidip geliyor.

‘Çocuğun üstün yararı’ gözaltında: Şanlıurfa’da 2 aylık bebek günlerdir düzenli beslenemiyor
  • Yayınlanma: 23 Ocak 2026 12:26
  • Güncellenme: 23 Ocak 2026 12:36

“Bu bölgede yaşayan Kürtlerin çocukları yaşananlardan etkileniyor. ‘Kamu düzeni bozuluyor’ gibi bahanelere sığınmaya gerek yok. Bu yaşananlar hukukla açıklanamaz. Kesinlikle hukukla açıklanamaz.” 

Suriye’deki geçici hükümete bağlı silahlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı 21 Ocak’ta Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde düzenlenen yürüyüşün ardından gözaltına alınan anne Sevgi Talay ve baba Serhat Talay’ın iki buçuk aylık bebeği, günlerdir anne sütüne erişemiyor. Gözaltı süreci boyunca aile, avukatlar ve hak örgütlerinin tüm girişimlerine rağmen bebek annesiyle yalnızca kısa sürelerle bir araya gelebildi.

Kar yağışı ve kapalı yollar nedeniyle bebek en son dün akşam 18.00 sularında süt içebildi. O vakitten bu yana aç bir şekilde annesine kavuşmayı bekliyor.

ÖHD Şanlıurfa Şubesi Eşbaşkanı Avukat Gül Fehime Binici ve ÖHD üyesi avukat Mustafa Vefa, gözaltının yürüyüş bittikten sonra yapıldığını, annenin eyleme katılmadığını ve dosyada delil toplanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını söyledi. Avukatlar, iki buçuk aylık bir bebeğin annesinden ayrılmasının hukuki bir dayanağı olmadığını vurgularken, gözaltı sürecinin başından itibaren bebeğin düzenli şekilde süt alamadığını aktardı.

Bebeğin bakımını üstlenen aile ise bebeğin biberon ve mama kabul etmediğini, kar yağışı ve maddi imkansızlıklar nedeniyle Şanlıurfa’da kalamadıklarını, bu nedenle bebeğin annesine erişimin kesildiğini anlattı.

‘Bebek düzenli şekilde süt alamıyor’

ÖHD Şanlıurfa Şubesi Eşbaşkanı Avukat Gül Fehime Binici, gözaltı sürecinin 21 Ocak’ta Viranşehir’de düzenlenen yürüyüşün ardından başladığını aktararak, “Yürüyüşün bitmesine yakın, eylemler bittikten hemen sonra anne ve baba alanda gözaltına alınıyor. Anne iki buçuk ay önce doğum yapmıştı. O sırada çocuğun ihtiyaçları için dışarı çıkıyor, yürüyüşte de bulunmuyor, hiçbir şeye karışmıyor. Buna rağmen gözaltına alınıyorlar” diye konuştu.

Bebeğin gözaltı sırasında evde olduğunu ifade eden Binici, anne ve babanın aynı gün Şanlıurfa’ya getirildiğini söyledi.

Binici, “Öncesinde kısa bir süre Viranşehir’de tutuluyorlar. Viranşehir’deyken aile bebeği karakola götürüyor ve anne iki defa emzirebiliyor. Aynı gün Viranşehir’den Urfa’ya getirildiklerinde ise aile ancak gece saat iki gibi TEM Şube’ye ulaşabiliyor. O saatte anne bir kez daha emziriyor. Ertesi gün sabah saatlerinde birkaç defa daha emzirme sağlanıyor” dedi.

Savcılıkla yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını belirten Binici, “Biz bu süreçte savcılıkla iletişim halindeydik, görüşmeye de gittik. Ancak taleplerimize karşılık alamadık. ‘Orası uygun değil, TEM’in koşulları uygun değil, bizim böyle bir uygulamamız yok’ şeklinde yanıtlar aldık” ifadelerini kullandı.

Gözaltı süresinin dün akşam uzatıldığını hatırlatan Binici, kamuoyu baskısı sayesinde bu sabah ifade için çağrıldıklarını belirterek, “Şu an ifade için oraya gideceğiz, ancak yollar kapalı açılmasını bekliyoruz” dedi.

Binici, bebeğin 22 Ocak’tan bu yana düzenli şekilde anne sütü alamadığını söyleyerek, “Dün iki defa emzirmek için aile götürmüştü. Ancak hava şartları çok kötüydü, kar yağışı vardı. Aile, çocuğun daha fazla zarar görmemesi için Viranşehir’e geri dönmek zorunda kaldı. O saatten sonra çocuk süt alamadı” diye konuştu.

‘Bebek de cezalandırılıyor’

Uygulamanın hukuki hiçbir dayanağı olmadığını vurgulayan Binici, şunları söyledi:

“Bunun hukuki anlamda hiçbir prosedürü yok. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya göre hiçbir dayanağı yok. Çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerekiyor. Bu tarz durumlarda anne ve çocuk için özel koşullar tahsis edilebilir. Bunun daha önce örnekleri yaşandı. Ama şu anki durumda biz bunun anne ve bebek için bir cezalandırma olduğunu söyleyebiliriz. Sadece anne ve baba değil, bebek de cezalandırılıyor. Bu, güçsüzlerin cezalandırılması noktasına çekilmiş bir durum.”

ÖHD olarak sürecin takipçisi olacaklarını belirten Binici, “Biz bu gözaltıların masumlar, çocuklar ve kadınlar için bir cezalandırma aracı olarak görülmesine karşıyız. Anne ve bebeğin derhal bir araya gelmesi, aile bütünlüğünün sağlanması ve çocuğun üstün yararının korunması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.

Avukat Mustafa Vefa: ‘Bebeğin cezalandırılması Türkiye’nin ruh haliyle ilgili’

ÖHD üyesi avukat Mustafa Vefa da gözaltı sürecinin cezalandırıcı bir refleksle yürütüldüğünü belirterek yaşananları anlattı. Bebeğin durumuna dair “Boğazımıza bir yumru gibi oturdu” diyen Vefa, şöyle değerlendirdi:

“TEM Şube kötü koşullara sahip. Ama biz hiçbir zaman bebeğin annenin yanında olmasına ilişkin bir ısrar içinde olmadık. Bizim ısrarımız annenin bırakılmasıydı. Bu dosyada propagandadan işlem yapılıyor. Aile o gün olayların olduğu sırada sokakta duruyor. Herhangi bir müdahaleleri yok. Taş atma yok, herhangi bir fiil yok. Bu dosyada delil toplanacak bir süreye ihtiyaç yok. Her şey ortada. İfadeye alacaklar, sonra ne işlem varsa yapacaklar. Ancak süreç uzatılıyor.”

Mevzuatta anne ve bebek lehine düzenlemeler bulunduğunu hatırlatan Vefa, “Ceza infaz mevzuatında bile 1,5 yaşından küçük çocuğu olan bir anne cezaevine girmiyor. Ceza kesinleşse dahi. Hüküm kesinleşse bile cezaevine girmiyorken, bu kadar basit bir suçlama nedeniyle kadını ve eşini alıp, aslında bebeği cezalandırmak, Türkiye’nin içinde bulunduğu genel ruh hali dışında açıklanamaz” dedi.

Süreç boyunca savcılıkla defalarca görüştüklerini belirten Vefa, yaşananları şu sözlerle anlattı:

“Şu an müthiş derecede bir intikam alınıyor Kürtlerden. Hiç kimsenin umurunda değil. Defalarca savcının yanına gittik. Kendisine açık açık söyledim: Bu iş vicdani bir mesele. Babamı öldürmüş olsa bile, iki buçuk aylık bir bebeği annesinden ayıramam. İşlemleri yapın dedik. Hatta en son, ‘Tutuklayacaksanız tutuklayın ama bari bebek annenin yanına geçsin’ dedik.”

‘Bebek ağlaya ağlaya anneden koparılıyor’

Bebeğin yaşadığı durumu aktaran Vefa, şöyle konuştu:

“Dün ısrarla en azından biraz daha uzun süre anneyle kalsın dedik. Bebeği aldılar, içeri götürdüler, anneye verdiler. Ortalama 40 dakika sonra bebeğin amcasını çağırıp ‘Gel al’ dediler. Amcası diyor ki: ‘Çocuk ağlıyor, ben nasıl alayım?’ ‘Alacaksın’ diyorlar. Bebeği tekrar aldı, Viranşehir’e götürdü. Kar yağışı vardı, yollar kapandı. Bugün tekrar yola çıktılar, geri getiriyorlar. Bebek durmuyor, ağlıyor. Yani elimiz kolumuz bağlı. İki gündür bu durum yumru gibi boğazımıza oturmuş halde. Çaresizce izliyoruz.”

‘CMK bir intikam aracı olarak kullanılıyor’

Suçlamanın propaganda olduğunun altını çizen Vefa, uygulamanın hukukla açıklanamayacağını ısrarla vurguladı:

“Suçlama propagandadan. Bugüne kadar Urfa’da propaganda iddiasıyla insanlar ifadeye çağrılır, gider ifade verir, çıkar. Yakalama işlemi yapılmazdı. Ama bugün bu kadın ve bunun gibi Urfa’da, Mardin’de, Van’da, Batman’da ve Türkiye’nin birçok yerinde gözaltında olan yurttaşlar için uygulanan refleksin altında hukuk yok.

Açık ve net söylüyorum: ‘Siz herhangi bir şeye tepki gösteremezsiniz. Benim çizdiğim sınırlar, sizin duygu ve düşünce sınırlarınız’ deniliyor. Propagandadan bu kadar uzun süre gözaltında kalmanın hiçbir mantığı yok. CMK bir intikam aracı olarak kullanılıyor.

Bu bölgede yaşayan Kürtlerin çocukları, bebekleri, anneleri, babaları yaşananlardan etkileniyor. ‘Kamu düzeni bozuluyor’ gibi bahanelere sığınmaya gerek yok. Bu yaşananlar hukukla açıklanamaz. Kesinlikle hukukla açıklanamaz.” 

‘Şanlıurfa’da kalacak yerimiz yoktu Viranşehir’e dönmek zorunda kaldık, yollar kapandı’

Dün akşam Emniyetin önünde daha fazla duramadıkları için Viranşehir’e dönmek zorunda kalan aileyle de konuştuk. Bebeğin bakımını üstlenen babaanne ve amca, Şanlıurfa’ya yeniden yola çıktıkları sırada yaşanan süreci anlattı.

Bebeğin babaannesi Hatice Talay, gözyaşları içinde şöyle konuştu:

“En son dün saat altıda süt içti. O saatten beri hiçbir şey içmedi. Biberon tutmuyor, mama yemiyor. Ben de hastayım, şekerim var. Üç gündür bu haldeyim. Dün gece geri dönmek zorunda kaldık çünkü emniyetin önünde dışarıda kaldık. Geri döndün sonra kar yağdı, yollar kapandı, gidemedim. Arabayı sürecek kimse yoktu. Bebek perişan oldu ya… Ne yapacağım ben? Hep ağladı, sabahtan akşama kadar hiç susmadı.”

Bebeğin amcası İsmail Talay ise maddi imkansızlıklar nedeniyle Şanlıurfa’da kalacak yer bulamadıklarını ve bu yüzden Viranşehir’e dönmek zorunda kaldıklarını söyledi. İsmail Talay, “Adam mı öldürmüş mü ki çocuğu annesinden ayırıyorlar? Türkiye’nin adaleti iyidir diyoruz ama bu nedir? Yürüyüşe mi katılmış, ne yapmış? Neden bir anne çocuğuna gidemiyor?” diye sordu.