• Ana Sayfa
  • Dünya - Diplomasi
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Newsweek’e konuştu: ‘Mekke Anlaşması üçüncü ülkeye karşı bir ittifak değil’

Cumhurbaşkanı Erdoğan Newsweek’e konuştu: ‘Mekke Anlaşması üçüncü ülkeye karşı bir ittifak değil’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Newsweek dergisine verdiği röportajda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın İran, İsrail veya başka bir ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olmadığını söyledi. Erdoğan, çözüm süreci konusunda da örgütün “illegal yapısının tasfiyesinin teyidine” işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Newsweek’e konuştu: ‘Mekke Anlaşması üçüncü ülkeye karşı bir ittifak değil’
Cumhurbaşkanı Erdoğan Newsweek’e konuştu: ‘Mekke Anlaşması üçüncü ülkeye karşı bir ittifak değil’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 25 Eylül 2026 18:43

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’de yayınlanan Newsweek dergisine verdiği röportajda bölgesel gelişmeler, çözüm süreci, Türkiye’nin dış politikası ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çözüm süreci konusunda da örgütün “illegal yapısının tasfiyesinin teyidine” işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’nin fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararların önemli bir eşik olduğunu, ancak kararların sahada eksiksiz uygulanmasının esas olduğunu söyledi.

Erdoğan’dan Mekke Anlaşması mesajı

Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın İran, İsrail veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Erdoğan, anlaşmanın daha güvenli ve istikrarlı bir bölge oluşturma amacı taşıdığını söyledi.

Erdoğan, anlaşmanın Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkına dayandığını belirterek, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını ifade etti.

Anlaşma kapsamında verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçlarına göre belirlenebileceğini söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu ihtiyaç istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir, tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir. Bunların nasıl hayata geçirileceğine ilgili siyasi ve askeri mekanizmalar dayanışmalar yoluyla karar verir. Dolayısıyla Irak’ta, Yemen’de veya başka bir yerde meydana gelebilecek her hadiseye bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmak doğru olmaz.”

BM reformu ve çatışmaların yayılmasının önlenmesi

Erdoğan BM Genel Kurulu’ndaki başlıca hedeflerinin sorulması üzerine Erdoğan, dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini belirtti.

Türkiye’nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, güneyinde ve doğusunda ise farklı çatışmaların sürdüğünü belirten Erdoğan, bu gelişmelerin bölgenin güvenliği, ekonomisi ve istikrarını doğrudan etkilediğini söyledi.

Türkiye’nin Genel Kurul’daki önceliğinin çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamak olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan Orta Doğu’daki gerilimlere kadar ihtilafların taraflarıyla temas kurabildiğini ifade etti.

Dünyanın güç merkezlerinin değiştiğini belirten Erdoğan, BM’nin bu değişime uyum sağlaması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi’nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Erdoğan, Genel Kurul iradesinin karar süreçlerine daha güçlü yansıdığı bir uluslararası sistem için reformun ertelenmemesi gerektiğini kaydetti.

“ABD müttefikimiz, İran komşumuz”

ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilime ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması ve tarafların yeniden müzakere zeminine çekilmesi gerektiğini belirtti.

Erdoğan, ABD’nin NATO’da müttefik, İran’ın ise Türkiye’nin komşusu olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Sayın Trump’la son görüşmemizde de İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini ifade ettim. İranlı muhataplarımızla da temas kanallarımız açıktır. Türkiye’nin önemli bir imkanı ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesidir. Bu imkanımızı da gerilimi düşürmek için kullanıyoruz.”

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji arzı ve küresel ticaret açısından doğrudan sonuçları olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek olduğunu söyledi.

“Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü ülke üzerinden tarif etmiyorum”

ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık bir iletişim kurabildiğini belirten Erdoğan, bunun Türkiye-ABD ilişkileri ve bölgesel gelişmeler açısından önemli olduğunu söyledi.

Türkiye ile ABD arasında savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere çok boyutlu ilişkiler bulunduğunu belirten Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin muhtemel senaryolar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

İran ile ABD arasındaki gerilim konusunda Trump ile açık bir diyaloğu bulunduğunu belirten Erdoğan, gelişmeleri zamanı geldiğinde ABD Başkanı ile doğrudan görüşebileceğini söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini gözeterek hareket edeceğini kaydetti.

“İsrail halkıyla sorunumuz yok”

İsrail yetkililerinin açıklamaları ve ABD-İsrail ilişkileri hakkındaki soruyu da yanıtlayan Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinin üçüncü bir ülke üzerinden tanımlanmadığını belirtti.

İsrail yönetimiyle ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu ifade eden Erdoğan, İsrail’de Türkiye’yi yeni bir tehdit kaynağı olarak göstermeye yönelik söylemlerin bölgesel barışa katkı sağlamadığını söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti olmadığını belirterek, itirazlarının uluslararası hukuka aykırı gördüğü politikalara ve bölgede istikrarsızlığı derinleştiren adımlara yönelik olduğunu ifade etti.

“Suriye’nin istikrarı İsrail’e de katkı sağlayacak”

Suriye’deki gelişmeler ve İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları hakkında da konuşan Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmadığını söyledi.

Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve birliğinin korunmasını istediklerini belirten Erdoğan, ülkenin yeniden ayağa kalkmasının ve devlet kurumlarının güçlenmesinin bölgenin tamamının yararına olacağını ifade etti.

İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının Suriye’nin egemenliğine zarar verdiğini belirten Erdoğan, Suriye’nin istikrarının İsrail dahil bölge ülkelerinin barış ve gelişmesine katkı sağlayacağını söyledi.

Türkiye’nin NATO içindeki konumuna da değinen Erdoğan, Türkiye’nin her ikili ilişkiyi kendisine yönelmiş bir tehdit olarak değerlendirmediğini, ancak milli güvenliğe, meşru haklara ve çıkarlara yönelik adımları yakından takip ettiğini belirtti.

Erdoğan, varsayımsal askeri çatışmaların sonuçlarını tartışmak yerine bu ihtimalin ortaya çıkmasını engelleyecek diplomasiye odaklanılması gerektiğini ifade etti.

Çözüm süreci  ve Suriye mesajı

Çözüm süreciyle ortaya konulan  vizyonunun stratejik bir hedef olduğunu belirten Erdoğan, PKK’nin fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararların önemli bir eşik olduğunu, ancak kararların sahada eksiksiz uygulanmasının esas olduğunu söyledi.

Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve sürecin devletin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Suriye’deki silahlı unsurların da merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliği açısından gerekli olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Suriye’deki sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini ve Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha emniyetli, özgür ve müreffeh hissedeceği bir düzenin kurulmasını desteklediklerini söyledi.

İran’daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK’ın ortaya çıkan şartlardan yararlanma girişimlerini de takip ettiklerini belirten Erdoğan, İran’ın iç meselelerinin dış müdahalelerden uzak biçimde İran halkı tarafından çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, etnik ve mezhebi fay hatlarının harekete geçirilmesinin İran ve bölge açısından uzun süreli istikrarsızlık yaratabileceğini belirterek buna izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

“Kürtler, bizim kardeşlerimiz” diyen Erdoğan, Türkiye’nin ölçüsünün etnik kimlik değil, “terör”, şiddet ve milli güvenliğe yönelik tehditler olduğunu belirtti.

Rusya-Ukrayna Savaşı için diplomasi vurgusu

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yayılma riskine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, sağduyuyla hareket edilmesi, iddiaların sağlam deliller üzerinden değerlendirilmesi ve gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin savaşın yeni ülkeleri içine çeken bir çatışmaya dönüşmesini önlemeyi amaçladığını belirten Erdoğan, İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarını Türkiye’nin her iki tarafla iletişim kurabilmesinin somut sonuçları arasında gösterdi.

Türkiye’nin NATO’nun güçlü bir müttefiki olduğunu belirten Erdoğan, aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabilmelerinin bir çelişki oluşturmadığını söyledi.

Erdoğan, arabuluculuk için ihtilafın her iki tarafıyla da iletişim kurulabilmesi gerektiğini ifade ederek Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için taraflarla temasların sürdüğünü kaydetti.

“Türkiye’ye Batı mı, Doğu mu tercihi dayatılmasını doğru bulmuyoruz”

Türkiye’nin dış politikasında “Batı mı, Doğu mu?” şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmadıklarını belirten Erdoğan, NATO’daki konumu sürdürürken Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İş Birliği Teşkilatı, Şanghay İş Birliği Örgütü, G20 ve D-8 gibi farklı platformlardaki ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, ASEAN ile işbirliğinin “Diyalog Ortaklığı” seviyesine yükseltilmesini de bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösterdi. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın da bölge ülkeleriyle yürütülen işbirliğinin örneklerinden biri olduğunu ifade etti.

Çin ile ticaret, yatırım ve bağlantısallığı geliştirmek istediklerini belirten Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor’un küresel lojistik ve ticarette daha büyük rol üstlenmesini önemsediklerini söyledi.

Erdoğan ayrıca TRIPP girişimini desteklediklerini, Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’ni Irak ile birlikte yürüttüklerini ve Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’a yönelik yeni demir yolu ve kara yolu bağlantıları için vizyon ortaya koyduklarını belirtti.

Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki konumunun çok boyutlu bir dış politika yürütmeyi gerektirdiğini belirten Erdoğan, ülkenin milli menfaatleri, bölgesel istikrar ve küresel barışı birlikte gözeten politikayı sürdüreceğini ifade etti.