• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Tülay Hatimoğulları: ‘Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı’

Tülay Hatimoğulları: ‘Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı’

DEM Parti Grup Toplantısında Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları açıklamalarda bulundu. Kürt meselesinin çözüme dair devam eden süreçte beklenen çerçeve yasa için “son düzlüğe girildi” ifadesini kullanan Hatimoğulları “Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı” diye konuştu.

Tülay Hatimoğulları: ‘Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı’
Foto: DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katılarak konuşma yaptı. ( Muhammed Abdullah Kurtar - Anadolu Ajansı )
Tülay Hatimoğulları: ‘Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 28 Temmuz 2026 12:45
  • Güncellenme: 28 Temmuz 2026 15:59

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında konuştu.

Hatimoğulları konuşmasına Özgür Özel öncülüğünde kurulan YENİ Parti’yi kutlayarak başladı: “Meclis’e ve Türkiye siyasetine yeni bir parti daha katıldı. Yeni Parti çatısı altında yoluna devam etme kararı alan Sayın Özgür Özel’i ve partinin bütün üyelerini kutluyorum. Hayırlı olsun. Yeni Parti’nin ülkemizin demokrasisine ve hukukuna önemli katkılar sunmasını temenni ediyor, başarılar diliyorum.”

Hatimoğullarının konuşmasından satır başları şöyle:

Asgari ücretli kardeşlerime sesleniyorum. Evde işyerinde emeği görünmeyen kadınlar, işsiz kardeşlerim bu sistemle daha iyiye gitmek diye bir şey yok. Kurutuluşumuzu hep birlikte örgütleyebiliriz. Barış ve demokrasi adil bir düzen içine kalıcı olur. Mücadeleye devam.

Açıklamasında Gülistan Doku soruşturmasına değinen Hatimoğulları kamu gücünün kullanıldığını belirterek “Bu tablo Süleyman Soylu döneminin özetidir” diye konuştu.

Hatimoğulları şöyle devam etti:

“Bunun ucu dönemin valisiyle, polisiyle, doktoruyla, kolluk kuvvetiyle, memuruyla filan sınırlı değil. Bunun ucu biraz önce ismini zikrettiğimiz bakana kadar ve orada bu karanlık işlerin örgütleyicisi olan çetelere, devletin içindeki karanlık çetelere kadar uzanmaktadır. DEM Parti olarak katledilen bütün kadınların davalarını takip edeceğiz.”

 

‘Çerçeve yasa için son düzlüğe girildi’

Abdullah Öcalan ile 2 ay boyunca görüşülemediğini aktaran Hatimoğulları şunları kaydetti:

“Yaklaşık iki yıldır devam eden süreç kapsamında üzerinde çok konuşulan çerçeve yasanın artık Meclis’e gelmesini bekliyoruz.

Bildiğiniz gibi, iki aylık aranın ardından DEM Parti heyeti 20 Temmuz’da İmralı’ya gitti. 21 Temmuz’da ise Sayın Numan Kurtulmuş bizi ve diğer siyasi partileri ziyaret etti. Çerçeve yasa teklifinin Meclis kapanmadan önce gündeme geleceği bilgisini bizimle paylaştı.

Artık çerçeve yasa konusunda son düzlüğe giriliyor. Bu, yalnızca bir partiyi ya da belirli bir kesimi değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir meseledir. Bu süreç dar tartışmalara, polemiklere ve tarafların birbirini yıprattığı bir zemine dönüştürülmemelidir. Herkesin büyük bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

Elbette her siyasi parti farklı düşünebilir. Bu son derece doğaldır. Ancak ortada bu ülkenin yüz yılı aşkın süredir çözülemeyen en büyük meselelerinden biri olan Kürt meselesi vardır.

Bütün siyasi partilerin bu tarihsel sorumlulukla hareket etmesi, barışın kapısını açacak bir yasanın çıkarılması için elini taşın altına koyması son derece önemli ve tarihîdir.

Sayın Öcalan da son görüşmede, 27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalma iradesini ve kardeşlik hukukunu gözeten yasal bir zeminin gerekliliğini vurguluyor. “Dar ve günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlardan çıkılmalı. Yasa, bir dönemin ve yeni bir sayfanın başlangıcı olmalıdır” diyor.

Sayın Öcalan’ın bu yaklaşımı, on yıllardır devam eden çatışmaların sona erdirilmesi, hukuki ve yasal adımların atılması bakımından tarihî bir zemin sunuyor.

Bu zeminin özü açıktır: Ortak ve eşit yaşam ancak hukukla tanımlandığında, yasayla somutlaştırıldığında gerçek anlamına kavuşur.

Kürt meselesinin demokratik çözümü, devletin sürekli ertelediği bir dosya olmaktan artık çıkarılmalıdır. Kürtler yıllarca inkâr edildi. Bugün ise Kürtler ve onların dostları toplumsal barışı inşa etmek için çaba gösteriyor, mücadele ediyor. Dönüş meselesini de dar bir biçimde yorumlamamak gerekir. Dönüş, yalnızca sınır kapılarından geçip ülkeye gelmekten ibaret değildir.

Bu süreç İmralı’da Sayın Öcalan’la yürütülüyor. Çerçeve yasa da bu gerçeği yok saymayan, üzerinde ortaklaşılmış bir formülü içermelidir. Sayın Öcalan’ın süreci ileriye taşıyabilmesinin imkânları bu yasayla açılmalıdır. Gerçekçi olan da budur.

Hiç vakit kaybetmeden, bu haftadan itibaren gazeteciler, siyasetçiler, hukukçular, kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve toplumun farklı kesimleri İmralı’ya gidebilmeli, Sayın Öcalan’la görüşebilmelidir.  Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı. Bakın bunun altını bir kez daha çiziyorum. Üzerinde konuşulan, ortaklaşılmış her şeyin bu yasaya yansıması lazım. Çerçeve yasanın kapsamı, içeriği bir mutabakatla çıkmalı ki pratikte karşılığı olsun, kağıt üzerinde kalmasın. Hiçbir şey oldubittiye de getirilmemeli. Yeni sürprizlerle de bu süreç uzamamalı, uzatılmamalı. 

Evet değerli halklarımız bakın Türkiye siyasi en ağır eşiklerinden birindeyiz şu an. Bu süreçte birçok kesimin farklı duygu ve düşüncesi var. Olmaması da mümkün değil. Önemli olan farklılıklarımıza rağmen, bu süreci değerlendirme biçimimize rağmen toplumsal barış paydasında buluşabilmektir. Şu hakikatler bir an bile aklımızdan çıkmaz, çıkamaz da. Halkların iradesi tanınmadan demokrasi kurulamaz. Adalet ertelenerek barış inşa edilemez. Hukuk herkese işlemeden cumhuriyet tamamlanamaz. Bu, devasa bir süreçtir. Bu süreci örmek siyasal ve toplumsal bir mücadeleyi adım adım büyütmekten geçer. Çerçeve yasanın çıkması bu tedrici gelişmenin bir basamağıdır. Yeni bir aşamanın başlangıcıdır. Buradan barış, demokrasi, özgürlük, hak, adalet, hukuk mücadelesini yürüten bütün öznelere sesleniyorum. Savunduğumuz bütün bu değerlerin bu ülkenin bir yönetim biçimine dönüşmesi için ortak mücadelemizi daha güçlü bir şekilde yürütmeliyiz. Ülkenin içinde bulunduğu ağır baskı koşullarından kurtulmanın yolu en geniş yelpazedeki demokrasi cephesini örgütlemek ve mücadele yürütmektir. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin ve doğanın kurtuluşu da buradan geçer. Alevilerin, Kürtlerin, inkar edilen bütün farklı halkların ve inançların kurtuluşu buradan geçer.”

Kongre hazırlıkları
Partisinin 20 Eylül’de gerçekleşecek kongresine ilişkin de değerlendirmeler yapan Tülay Hatimoğulları, “Kongremize giderken DEM Parti olarak demokratik mücadeleyi büyütmek, derinleştirmek konusundaki kararlılığımızı ve etkinliğimizi daha da arttıracak ve daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Kongre hazırlığı kapsamında il konferanslarımız bitti. Bölge konferanslarımız devam ediyor. Akabinde de merkezi konferansımızı gerçekleştireceğiz. Birçok kesimle bu konuları daha detaylı bir şekilde tartışmak üzere çalıştaylarımız da gerçekleşiyor. Demokratik toplumu inşa etmek İçin en geniş yelpazede büyük bir cesaretle tartışıyoruz. Kararlılıkla ve umutlu adımlarla yol alıyoruz ve 86 milyon yurttaşımızın bu coğrafyada eşit ve özgür  adil bir düzende yaşayana dek mücadelemizin devam edeceği bilinciyle kongremizi örgütlüyoruz. Bu anlamda hepimize çok ama çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Büyük kongremize giderken başta barış gündemi, bu ülkenin adalet gündemi, özgürlükler gündemi olmak üzere bu ülkenin temel gündemleri bizim de temel gündemimizdir ve biz bunun hazırlıkları, bunun mücadelesi, alternatif yönetim biçimleri bütün bunları ortaya koyan bir kongre hazırlığı içindeyiz. Burada hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor” dedi.