• Ana Sayfa
  • Manşet
  • DEM Parti’den belediye operasyonlarına tepki: ‘Yargı siyasi hesaplaşma alanı olmamalı’

DEM Parti’den belediye operasyonlarına tepki: ‘Yargı siyasi hesaplaşma alanı olmamalı’

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik operasyonda aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 59 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

DEM Parti’den belediye operasyonlarına tepki: ‘Yargı siyasi hesaplaşma alanı olmamalı’
DEM Parti’den belediye operasyonlarına tepki: ‘Yargı siyasi hesaplaşma alanı olmamalı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Ekim 2026 19:50

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik operasyon ve belediye başkanlarının gözaltına alınmasına ilişkin ortak açıklama yaptı.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişi gözaltına alındı.

Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, ortak açıklamalarında operasyona tepki göstererek Mersin halkının iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Eş Genel Başkanların açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişiye yönelik gözaltı operasyonlarını kabul etmiyoruz.

Türkiye’de seçilmişlerin sabah operasyonlarıyla gözaltına alınması artık münferit bir uygulama olmaktan çıkmıştır. Kentler değişiyor, isimler değişiyor; fakat yöntem değişmiyor. Sandıkta ortaya çıkan halk iradesi, yargısal süreçler üzerinden sürekli olarak baskı altına alınıyor.

Defalarca belirttiğimiz üzere, yönlendirilmiş yargılamalar demokratik ve siyasi rekabeti engelleyemez. Suç isnadı başka şeydir; seçilmiş yöneticilerin daha yargılama dahi başlamadan kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesi, gözaltı ve tutuklama yapılması, halkın iradesinin fiilen işlemez hale getirilmesi başka şeydir.

Biz bu yöntemi çok iyi tanıyoruz. Kayyımlarla belediyelerimize el konulurken de aynı anlayışla karşılaştık. Halkın seçme hakkı tanındı ama seçtiği kişinin yönetme hakkı tanınmadı. Bir yerde seçme ve seçilme hakkı çiğneniyorsa bunun sınırı orada kalmaz.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni gerilim hatları açmak değil; demokratik siyasetin alanını büyütmek, hukuka güveni yeniden kurmak ve toplumsal barışı güçlendirmektir. Seçilmişlere yönelik her müdahale, zaten ağır biçimde aşınmış olan siyaset, demokrasi ve hukuk ilişkisini daha da sorunlu hale getirmektedir.

Halkın iradesi ancak sandık sonucu beğenildiğinde geçerli olacaksa bunun adı demokrasi değildir. Mersin halkı kimi seçtiyse Mersin’i o yönetmelidir. Halkın iradesine saygı gösterilmeli, yargı siyasi hesaplaşmaların alanı olmaktan çıkarılmalıdır.”