Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Çorum Katliamı’nın 46. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.
Çorum’da 1980 yılının Mayıs ve Temmuz ayları arasında meydana gelen, resmi verilere göre 57 sivilin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı olaylar, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en derin toplumsal kırılma noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Bakırhan: Geçmişle samimi ve cesur bir yüzleşme…
Tuncer Bakırhan, 46 yıl önce Çorum’da Alevi yurttaşlara yönelik saldırılarda onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini, yüzlerce kişinin yaralandığını belirterek, olayların toplumsal hafızada “derin ve silinmez yaralar” açtığını ifade etti.
Bakırhan paylaşımında şunları kaydetti:
“Çorum Katliamı; halkları, inançları ve kimlikleri birbirine düşman etmeyi amaçlayan karanlık politikaların, nefret dilinin ve örgütlü kötülüğün acı bir sonucudur. Aradan geçen bunca yıla rağmen gerçek sorumluların tüm yönleriyle ortaya çıkarılmamış olması ve cezasızlık anlayışının sürdürülmesi, adalet duygusunu zedelemekte ve acıları canlı tutmaktadır.
Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olarak güçlenebilmesi; halkların, inançların ve kimliklerin eşit, özgür ve güven içinde yaşayacağı kalıcı bir toplumsal barışın kurulmasıyla mümkündür. Bunun yolu ise geçmişle samimi ve cesur bir yüzleşmeden, hakikatin açığa çıkarılmasından ve adaletin eksiksiz biçimde tesis edilmesinden geçmektedir.
Çorum’da yitirdiğimiz canları saygı, özlem ve rahmetle anıyor; bu organize katliamı gerçekleştirenleri, azmettirenleri ve karanlık zihniyeti bir kez daha lanetliyoruz. Hakikat, adalet, eşit yurttaşlık ve ortak yaşam mücadelemizi kararlılıkla büyütmeye devam edeceğiz.”
Hatimoğulları: Hakikat arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da paylaşımında şunları kaydetti:
“Çorum Katliamı, bu ülkenin karanlıkta bırakılan hafızasıdır; acısı dinmeyen, adaleti sağlanmayan, hakikatiyle hâlâ yüzleşilmeyen büyük bir yaradır.
Çorum’dan Maraş’a, Sivas’tan Gazi’ye uzanan bu karanlık hafıza hâlâ canlıdır. Alevilere yönelen nefretin, inkârın ve cezasızlık düzeninin karşısında; hafızayı diri tutacak, hakikat ve adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum. Eşit yurttaşlık temelinde; inancımızla, kimliğimizle, farklılıklarımızla bir arada ve özgür yaşayacağımız ortak yaşamı hep birlikte var edeceğiz.”




