• Ana Sayfa
  • Politika
  • ‘Gazetecilerin ve akademisyenlerin adaya gitmesi sürece güveni güçlendirir’

‘Gazetecilerin ve akademisyenlerin adaya gitmesi sürece güveni güçlendirir’

Parlamento muhabirleriyle kahvaltıda bir araya gelen DEM Parti Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan’ın koşullarında herhangi bir değişikliğinin olmadığını vurgulayarak, sürecin devam etmesi için Abdullah Öcalan’ın gazeteciler ve toplumun farklı kesimleriyle görüşmesi gerektiğini söyledi.

‘Gazetecilerin ve akademisyenlerin adaya gitmesi sürece güveni güçlendirir’
‘Gazetecilerin ve akademisyenlerin adaya gitmesi sürece güveni güçlendirir’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Ekim 2026 13:43
  • Güncellenme: 7 Ekim 2026 14:03

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, parlamento muhabirleri ile Meclis’te düzenledikleri kahvaltıda bir araya geldi.

Kahvaltıda konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’nin birçok krizle karşı karşıya olduğunu ve bu krizlerin bedelini Türkiye’nin tüm halklarının ödediğini söyledi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu sorunların çözümü için Meclis’in bir yol haritası ortaya koyması gerekiyor. Çerçeve yasa Meclis’te büyük bir oyla kabul edildi. Yasanın uygulanması için bu yeni yasama döneminde beklentimiz var” dedi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Temelli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Abdullah Öcalan’ın koşulları

Bir gazetecinin PKK’lilerin dönüşüne ilişkin sorusuna yanıt veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Yasanın uygulanması için MGK’nın tespit ve teyidine ihtiyaç var. Bunun için elimizde belirli bir takvim yok. Yasanın bir an önce uygulanmasını umuyoruz. Heyetimiz, Sayın Cevdet Yılmaz’la komisyon çalışmaları konusunda görüşme yaptı. Ayrıca Meclis Başkanı’yla da Meclis’te görüştük” ifadelerini kullandı.

Abdullah Öcalan’ın koşullarına ilişkin soruya da cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Öcalan bu sürece stratejik ve kararlı bir şekilde bakıyor. Sayın Öcalan’ın koşulları her bakımdan süreci etkileyebilir. Elbette koordineli bir şekilde çalışmalara başlanması sürecin hızlanmasını etkiler” dedi.

‘MGK onayının geçmesi için de Meclis’in rol alması lazım’

Toplumun birçok kesiminin ve siyasi partilerin İmralı Adası’na gitmek istediğini belirten Sezai Temelli, “Ancak ne yazık ki bu konuda hala hiçbir adım atılmadı ve adadaki tecrit sona ermiş değil. Gerekli koşullar hala oluşmadı. Meclis’te bir yasa çıktı ama her şeyi bu yasaya yükleyemeyiz. Yasanın yürürlüğe girmesi için MGK onayından geçmesi gerekiyor. MGK onayının geçmesi için de Meclis’in rol alması lazım. Temel beklentimiz Meclis’ten ve kurulacak komisyondan bu yönde. Bu çerçeve yasanın yeni yasalarla desteklenmesi gerekiyor; tıkanıklıkların aşılması da siyasetle mümkündür. Meclis kendini devlet bürokrasisinde sıkıştırmamalı ve güçlü bir zemin olmalıdır” diye konuştu.

‘Gazeteciler bir an önce adaya gitmeli’ 

Abdullah Öcalan’ın gazetecilerle görüşebilmesi ve düşüncelerinin toplumla buluşması gerektiğini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Öcalan da gazetecilerle görüşmek istiyor. Gazetecilerin Sayın Öcalan’la görüşebilmesi ve düşüncelerini doğrudan topluma aktarması sürece olumlu etki yapar. Bunun için Adalet Bakanlığı’na başvurular yapılıyor. Birçok gazeteci de başvuruda bulundu. Gazeteciler bir an önce adaya gidip görüşme yapabilmeli. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve aydınların adaya gitmesi sürece olan güveni de güçlendirir” ifadelerini kullandı.

‘Mesele süreçtir’ 

Temelli ise süreci yalnızca iktidarla değil toplumun tüm kesimleriyle yürütmek istediklerini belirterek “Elbette bizim bakışımızla iktidarın bakışı farklı. Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesinin merkezinde yer alıyor. Şu anda Sayın Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıl dönümünden geçiyoruz. Kalıcı bir çözüm için asıl mesele bu süreçtir” diye konuştu.

‘Sürecin demokratikleşmesi’

Hak ihlallerine dair de sorulara yanıt veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürt sorunu demokratik biçimde çözülmeden Türkiye’nin de demokratikleşemeyeceğini belirtti:

“Şimdiye kadar Kürt sorunu güvenlik çerçevesinde ele alınıyordu. Biz de baskı ve işkence altındaki bir mirastan geliyoruz. Yaşadığımız bu baskılar yeni değil. Tek fark şu: Eskiden bu baskılar yalnızca Kürtlere yönelikti, şimdi tüm topluma yönelik. Bu nedenle Kürt sorununun çözümü için elimizden geleni sonuna kadar yapacağız ve tüm imkânları kullanacağız. Ama bu, Mersin’deki belediyeye yönelik operasyona sessiz kalacağımız anlamına gelmiyor. Fon gasplarına sessiz kalacağımız anlamına gelmiyor. Kadın cinayetlerine sessiz kalacağımız anlamına gelmiyor. Biz bu sürecin demokratikleştirilmesinin asli öznesiyiz. Elbette barış için de ısrarcıyız ve barışın gerçekleşmesi için irade gösteriyoruz. Şu anda bu süreçte ne kadar ilerleme olursa kazanım olarak görüyoruz. İki yıldır kimse hayatını kaybetmiyor. Tek başına bu bile bizim için çok önemli.”

‘Esas gündemimiz süreç’ 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçimlere dair açıklamalarına dikkat çekilen soruya, Sezai Temelli, cumhurbaşkanlığı seçimi ve anayasa değişikliğine ilişkin şunları söyledi:

“Öncelikle herkes eski ‘terör’ dilini bırakmalı. Yeni bir süreçteyiz ve bu süreç çok önemli. Herkes eski kodlara göre değil, sürece göre hareket etmeli. Bu nedenle gündemimizde seçim yok. Esas gündemimiz bu süreç. Anayasa konusunda da yıllardır demokratik bir anayasayı savunuyoruz. Ama ‘anayasa hazırlayacağız’ denirse o da olmaz; o zaman bir paşaya seslenip hazırlatsınlar. Anayasa, tüm tarafların ve sivil toplumun demokratik katılımıyla hazırlanmalıdır.” 

Aynı soruya cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçimlere ilişkin mesajları konusunda, bunun Cumhur İttifakı’nı ilgilendirdiğini, kendilerinin kendi programlarına göre hareket edeceklerini ve ülke yönetimine dair iddialarının olduğunu söyledi.

‘İttifak henüz tartışılmadı’ 

CHP ile ittifak yapacakları iddialarına yönelik soruya, Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi için demokratik bir ittifak kuruyoruz. Bu ittifak işçilerden, kadınlardan, gençlerden ve bileşenlerimizden oluşuyor. Şu anki amacımız bu demokratik ittifakı büyütmek ve Türkiye’yi demokratikleştirmek. Bu nedenle gündemimizde bir ittifak yok” diye yanıt verdi.

Meclis Komisyonu’na dair soruya cevap veren Sezai Temelli ise, “Komisyonun sayısından çok işlevi önemli. Şimdiye kadar Meclis Başkanı tarafından bize bir bilgi ulaşmadı. Bu komisyonun en kısa sürede kurulmasını ve çalışmalara başlamasını umuyoruz” diye belirtti.

‘Öcalan’ın koşullalrında değişiklik yok’ 

Abdullah Öcalan’ın koşullarına ilişkin soruya cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Öcalan’ın koşullarında hiçbir değişiklik yok. Bir ev yapılmış ama gazeteciler hala gidemiyor ve Sayın Öcalan’ın özgür çalışma koşulları da oluşmuş değil. Sürecin baş müzakerecisi olan Sayın Öcalan’ın koşulları bir an önce düzeltilmeli ki süreci yönetebilsin. Yüz yıllık bir sorundan söz ediyoruz. Sayın Öcalan tek başına bir çağrıyla süreci bu aşamaya getirdi. Bu nedenle şunun üzerinde durmalıyız: Sayın Öcalan’ın koşulları neden hala düzeltilmedi? Bu nedenle bir kişinin koşullarından değil, bir sürecin koşullarından söz ediyoruz” diye ifade etti.

‘Yasa çıkmadan kimse dönmez’ 

Gülistan Kılıç Koçyiğit, gazetecilerin sorusu üzerine yasalar çıkmadan kimsenin dönemeyeceğine dikkat çekerek, “1990’lı yıllardan beri yasa çıkmadan Avrupa’dan dönenlerin başına ne geldiğini herkes biliyor. Bu nedenle yasaların çıkması gerekiyor. Siyasi tutuklular için de infaz yasasının değişmesi lazım. Siyasi tutuklular hala keyfi kararlarla tahliye edilmiyor; infazları bitmiş olsa bile tahliyeleri engelleniyor. Bu nedenle infaz yasası eşitlik ilkesine göre değiştirilmelidir” şeklinde konuştu.

Toplumun birçok kesimiyle görüştüklerini belirten Temelli, “Toplum artık sürecin sonuca ulaşmasını istiyor. Herkesin sorumluluk almasını istiyor. Elbette toplumun bize yönelik eleştirileri de var. Ama esas eleştiriler iktidara yönelik. Çünkü iktidar hâlâ somut bir adım atmadı. Son günlerde MGK toplantısı yapıldı. Büyük bir beklenti vardı ama MGK toplantısı Türkiye’de hiçbir şey yokmuş gibi geçti ve 27 Kasım’da yeniden toplanacaklarını söylediler. Yasanın uygulanması bir kez daha iki ay ertelendi. Bu nedenle toplumun iktidara olan güveni düşük” dedi.

‘Koşullar neden iyileştirilmiyor’ 

Toplumu süreçte iktidara güvenmediğini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Toplum diyor ki, madem Kürt sorununun çözümünden söz ediliyor, neden Sayın Öcalan’ın koşulları iyileştirilmiyor? Neden Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve siyasi tutuklular tahliye edilmiyor? Özellikle neden hasta tutuklular bırakılmıyor? Neden anadili hakkı yerine getirilmiyor? Anadili toplumun esas gündemi. Bizi de eleştiriyorlar, ‘neden daha fazla gündeme getirmiyorsunuz’ diyorlar. Ama daha çok iktidarı eleştiriyorlar. Toplum bu durum nedeniyle iktidara güvenmiyor. Toplumun güveni için iktidarın adım atması ve toplumun beklentilerine yanıt vermesi gerekiyor” diye konuştu.

‘Türkiye yasaları açısından büyük çelişki’ 

Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin soruya da cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin üç kararına rağmen Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş tahliye edilmiyor. Bu, Türkiye yasaları açısından da büyük bir çelişki. Bu sorunun çözümünü, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve siyasi tutukluların bir daha cezaevine girmemesi için istiyoruz. Sayın Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğü bir lütuf ya da hata değil. Hukukun uygulanmasıdır” dedi.

‘Çağrı tarihin akışını değiştirdi’ 

Yıl dönümü yaklaşan 7 Ekim Kobani protestolara dair soruya cevap veren Temelli, “12 yıl önce bu saatlerde bir çağrı yaptık. O çağrıdan sonra Ortadoğu’da büyük bir değişim oldu. Bu tüm bölge için iyiydi. Buna rağmen arkadaşlarımız cezalandırıldı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen hâlâ tahliye edilmiyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Bu sorun terör çerçevesinde ele alınamaz’ 

Ardından sürecin diline dair sorulara cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, DEM Parti’nin dil kullanımına yönelik eleştirilere ilişkin olarak iktidarın süreç dilini eleştirdiklerini belirterek şunları söyledi:

“Bu sorun ‘terör’ çerçevesinde ele alınamaz. Bu sorun inkârdan kaynaklanıyor. PKK neden değil, bu sorunun sonucudur. Bu nedenle dilin ve kimliğin tanınması ile Kürtlerin statüsünün anayasada yer alması gerekiyor. Bu yüzden ‘terör’ dilinin kullanımını doğru bulmuyor ve eleştiriyoruz. ‘Teslim oldular, yenildiler’ diyen bir dil sürece zarar veriyor. Ama iktidar medyası hâlâ eski dilden vazgeçmiş değil. Elbette biz de dilimizi değiştireceğiz. Ama dil kullanımımıza yönelik eleştiri ‘kimliğinizi ve dilinizi inkâr edin’ şeklinde olursa bu kabul edilemez. Dilimizin daha genişlemesi ve toplumu kucaklaması gerekiyor. Tüm toplum kesimlerini kucaklayan Demokratik Cumhuriyet Hareketi’ni başlatmak istiyoruz. AKP’ye yönelik eleştiriler de sistemden kaynaklanıyor. AKP’den önce de baskı ve şiddet vardı. Baskı ve şiddet yalnızca AKP’ye indirgenerek okunmamalı.”

Sezai Temelli, aynı soruya ilişkin olarak dillerinin toplumun dili olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Dilimiz kadınların, farklı inançların ve işçilerin dilidir. Bu nedenle bu dilde ısrar edeceğiz. Sınıfsal ve kimlik mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz; kimlik ve sınıf özgürlüğü mücadelesinden de vazgeçmiyoruz. Halk iradesinin üzerinde hiçbir irade görmüyor ve kabul etmiyoruz. Bu nedenle halk iradesi MGK’nın insafına bırakılamaz. Barış dilini kullanmaya ihtiyacımız var.” (MA)