• Ana Sayfa
  • Manşet
  • DEM Parti’den Karadeniz cezaevleri raporu: Hak ihlalleri ve tecrit uygulamaları gündemde

DEM Parti’den Karadeniz cezaevleri raporu: Hak ihlalleri ve tecrit uygulamaları gündemde

DEM Parti milletvekilleri Newroz Uysal Aslan, Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Onur Düşünmez ve Ömer Faruk Hülakü, 8-12 Haziran 2026 tarihlerinde Karadeniz Bölgesi’ndeki altı cezaevinde gerçekleştirdikleri inceleme ve gözlemlere ilişkin raporu açıkladı.

DEM Parti’den Karadeniz cezaevleri raporu: Hak ihlalleri ve tecrit uygulamaları gündemde
DEM Parti’den Karadeniz cezaevleri raporu: Hak ihlalleri ve tecrit uygulamaları gündemde
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Ağustos 2026 20:47

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Karadeniz Bölgesi’ndeki altı cezaevine yaptığı ziyaretlerin ardından hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, sağlık hakkına erişimden sosyal faaliyetlere, ağız içi arama uygulamalarından İdare ve Gözlem Kurulları’nın kararlarına kadar birçok başlıkta hak ihlali yaşandığına ilişkin tespit ve tutukluların beyanlarına yer verildi.

DEM Parti milletvekilleri Newroz Uysal Aslan, Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Onur Düşünmez ve Ömer Faruk Hülakü, 8-12 Haziran 2026 tarihlerinde Karadeniz Bölgesi’ndeki altı cezaevinde gerçekleştirdikleri inceleme ve gözlemlere ilişkin raporu açıkladı.

Raporda Tokat T Tipi, Samsun Kavak S Tipi, Samsun Bafra T Tipi, Samsun Çarşamba S Tipi, Giresun Espiye L Tipi ve Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevleri’nde yapılan ziyaretlerde elde edilen tespitlere yer verildi.

Raporda; sağlık hakkına erişimin engellenmesi, ağız içi arama uygulamaları, tecrit, sosyal izolasyon, haber alma hakkına getirilen kısıtlamalar, sosyal ve kültürel faaliyetlere erişimin sınırlandırılması, ailelerden uzak cezaevlerine sevk ve kötü muamele iddiaları öne çıktı.

DEM Parti’nin raporunda, “Hapishanelerin fiziki yapıları, kapasite durumları, güvenlik seviyeleri ve idari uygulamaları arasında çeşitli farklılıklar bulunmasına rağmen, tutukluların aktarımları ortak sorun alanlarının varlığına işaret etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Sağlık hakkına erişimde yapısal sorun vurgusu

Raporda, kronik hastalıklar, yaşlılığa bağlı rahatsızlıklar, ortopedik, kalp-damar, nörolojik, göz ve diş sağlığı sorunları bulunan çok sayıda tutuklunun tedavi süreçlerinde aksaklıklar yaşadığı belirtildi.

Hekim muayeneleri, hastane sevkleri, tetkik, ameliyat ve düzenli kontrollerde gecikmeler yaşandığı, bazı hastalıkların yeterince takip edilmediği ifade edilen raporda, özellikle uzmanlık gerektiren tedaviler ile ruh sağlığı hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar bulunduğu aktarıldı.

Raporda, benzer şikâyetlerin farklı cezaevlerinde de dile getirilmesinin sağlık hakkına ilişkin sorunların bireysel değil yapısal nitelik taşıdığı değerlendirmesine yer verildi.

Ağız içi arama uygulamasına tepki

Raporda, görüşülen çok sayıda tutuklunun hastane sevkleri öncesinde veya sonrasında ağız içi arama uygulamasına maruz kaldığını aktardığı belirtildi.

Tutukluların, insan onuruna aykırı buldukları gerekçesiyle bu uygulamayı kabul etmedikleri ve bunun sonucunda sağlık hizmetlerine erişemediklerini ifade ettikleri kaydedildi.

Raporda, özellikle Samsun Kavak S Tipi, Samsun Bafra T Tipi ve Giresun Espiye L Tipi Cezaevleri’nde bu uygulamanın yaygın şekilde sürdüğü belirtilirken, tutukluların konuya ilişkin beyanlarına da yer verildi.

Tecrit ve İdare ve Gözlem Kurulları eleştirildi

Raporda, cezaevlerinde tecrit uygulamalarının arttığı belirtilerek tutukluların sosyal faaliyetlere, ortak yaşam alanlarına ve diğer kişilerle iletişime erişimlerinin sınırlandırıldığı ifade edildi.

Görüşmelerde birçok tutuklunun uzun süreli izolasyon, yetersiz sosyal olanaklar ve ağırlaşan cezaevi koşullarından şikâyet ettiği aktarıldı.

Raporda ayrıca İdare ve Gözlem Kurulları’nın koşullu salıverilme süreçlerinde belirleyici hale geldiği, değerlendirmelerin şeffaf olmadığı ve öznel kriterlere dayandığı yönündeki beyanlara dikkat çekildi.

Bazı tutukluların kurul kararları nedeniyle tahliyelerinin ertelendiğini ifade ettiği belirtilirken, özellikle 30 yıl ve üzeri süredir cezaevinde bulunan tutuklular açısından bu durumun daha belirgin hale geldiği kaydedildi.

Raporda, bazı tutukluların hiç düzenlenmeyen etkinliklere katılmamış gibi değerlendirildiğini, bazılarının ise psikolog görüşmelerine katılmış olmalarına rağmen resmi kayıtlarda farklı değerlendirmeler yapıldığını aktardıkları ifade edildi.

Haber alma ve sosyal faaliyet haklarına kısıtlama

Raporda, birçok cezaevinde muhalif basın yayın organlarına erişimde kısıtlamalar bulunduğu, bazı gazete, televizyon kanalı ve dergilerin kuruma alınmadığı veya taleplerin uzun süre karşılanmadığı belirtildi.

Bazı cezaevlerinde yalnızca sınırlı sayıdaki yayın organına erişim sağlanabildiği, farklı görüşleri yansıtan yayınların ise tutuklulara ulaştırılmadığı ifade edildi.

Sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere erişimde de ciddi kısıtlamalar bulunduğu belirtilen raporda, spor faaliyetlerinin haftada bir kez veya kısa sürelerle yapılabildiği, bazı cezaevlerinde ise fiilen uygulanmadığı aktarıldı.

Özellikle yüksek güvenlikli cezaevlerinde spor, sohbet ve ortak etkinliklerin idari kararlarla sınırlandırıldığı, eğitim ve kurs faaliyetlerinde de çeşitli sorunlar yaşandığı ifade edildi.

Raporda, resim, müzik ve el sanatları gibi atölye çalışmalarına erişimin yetersiz olduğu da kaydedildi.

Aile görüşleri ve sevk taleplerine ilişkin tespitler

Raporda, birçok tutuklunun ailelerinden yüzlerce kilometre uzaklıktaki cezaevlerinde tutulduğu belirtildi.

Ekonomik güçlükler, yaşlılık ve sağlık sorunları nedeniyle ailelerin görüşlere gelemediği, bazı tutukluların ise yıllardır aileleriyle yüz yüze görüşemediği ifade edildi.

Ailelerine yakın cezaevlerine sevk taleplerinin kapasite yetersizliği, uygun kurum bulunmaması ve idari gerekçelerle reddedildiği belirtilen raporda, hasta ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü tutukluların sevk taleplerinin de karşılanmadığı kaydedildi.

Raporda ayrıca Rojavalı tutukluların ailelerinin sınır dışında yaşaması nedeniyle uzun süredir yüz yüze görüşme yapamadıkları ifade edildi.

Kötü muamele ve Rojavalı tutukluların yaşadığı sorunlar

Raporda, bazı cezaevlerinde sık aramalar yapıldığı, gece gerçekleştirilen aramalarda odaların dağıtıldığı ve bazı uygulamaların baskı amacı taşıdığı yönündeki tutuklu beyanlarına yer verildi.

Ayakta sayım ve ayakta görüş uygulamalarının birçok cezaevinde sürdüğü, yağmur altında bekletilme, uzun süre ayakta tutulma, disiplin soruşturmalarıyla baskı kurulması, kişisel eşyalara zarar verilmesi ve keyfi uygulamalara ilişkin anlatımların rapora yansıdığı belirtildi.

Rojavalı ve Rojhilatlı tutukluların ise genel sorunların yanı sıra aileleriyle görüşememe, dil engeli, ekonomik güçlükler ve hukuki belirsizlikler gibi kendilerine özgü sorunlarla karşı karşıya kaldıkları ifade edildi.

Raporda ayrıca Rojavalı tutukluların Kürtçe kitap ve sözlüklere erişimde sınırlamalar yaşadıklarını, eğitim olanaklarının yetersiz olduğunu ve bazı tutukluların yargı süreçlerine ilişkin yeterli bilgiye ulaşamadıklarını aktardıkları belirtildi.

Raporun devamında, Karadeniz Bölgesi’ndeki çeşitli cezaevlerinde bulunan siyasi tutuklularla yapılan birebir görüşmelerde aktarılan beyanlara da yer verildi.