DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, T24 hakkında verilen erişim engeli kararının ardından T24’ün Ankara ofisine dayanışma ziyaretinde bulundu.
Ziyarette konuşan Tülay Hatimoğulları, T24 hakkında alınan kararı kabul etmediklerini belirterek erişim engelinin kaldırılması çağrısı yaptı.
Hatimoğulları, basına yönelik baskıların yalnızca gazetecileri ve basın kuruluşlarını değil, yurttaşların haber alma hakkını da etkilediğini söyledi.
Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“T24 ile ilgili alınmış olan kararları asla doğru bulmadığımızı burada, T24’ün temsilciliğinden bütün Türkiye kamuoyuna bir kere daha deklare ediyoruz. Türkiye’de basına yönelik olarak bu sansürü asla kabul etmiyoruz. Biz T24’ün kapatılması gibi bir durumu 1980 askeri cunta döneminde basına yönelik yoğun ve ağır baskılarda çok gördük. Birçok hesaba erişim engeli getiriliyor, basın adeta susturulmak isteniyor. Bunu asla kabul etmiyoruz.
Bugün tek susturulan basın değil, aynı zamanda biz yurttaşların, 86 milyonun haber alma hakkı engelleniyor. Benim bir yurttaş olarak haber alma hakkım engelleniyor. Objektif olarak habere ulaşmam engelleniyor. Ben sadece bir siyasi partinin eş başkanı olarak değil, bu ülkenin bir yurttaşı olarak da T24’ün üzerindeki bu baskıyı reddettiğimin altını çizmek istiyorum.”
‘T24 yalnız değildir’
Hatimoğulları, T24 tarafından yapılan itirazın kısa sürede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek erişim engeli kararından dönülmesi çağrısında bulundu.
Basına yönelik erişim engellerinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Hatimoğulları, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik uygulamalara dikkat çekti.
Tülay Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“T24 yalnız değildir. Bugün verilen itiraz dilekçesinin mutlaka, en kısa zamanda değerlendirilmesi gerekiyor. Yapılan bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Türkiye’nin dünya genelinde basına en çok sansür uygulayan ülkeler arasında neredeyse bir Ortadoğu ülkesinden çok daha fazla hatta bir Ortadoğu ülkesinden çok daha beter bir durumda olduğunu biliyoruz ve bu kabul edilemez.
Bugün sosyal medyaya erişim engeli dahil olmak üzere yapılan bu engellemeler hiçbir yurttaşımızın kabul edeceği engellemeler değil. Bizlere 1980’leri yaşatmaktan artık vazgeçin. Basın üzerindeki bu baskılar derhal son bulmalıdır.”
Hatimoğulları, T24 çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini ileterek DEM Parti olarak basın kuruluşunun yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.
Hatimoğulları, T24’ün sınırlı imkanlarla kamusal bir hizmet yürüttüğünü belirterek çalışanlara teşekkür etti ve yayın faaliyetlerinin devam etmesini umduğunu dile getirdi.
Hatimoğulları, “Bir kez daha bütün T24 ekibine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. DEM Parti olarak her daim yanlarında olmaya, bu haksızlığa karşı durmaya devam edeceğiz” dedi.
Bakırhan: Basın özgürlüğü demokrasinin göstergesidir
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da T24 çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek basın ve ifade özgürlüğünün demokratik yaşam açısından önemine dikkat çekti.
Türkiye’de basın kuruluşlarına yönelik kapatma, sansür, erişim engeli ve cezaların demokratik işleyiş açısından sorun oluşturduğunu belirten Bakırhan, T24’ün engellenmesinin veya başka basın kuruluşlarının kapatılmasının demokratikleşmeye katkı sunmayacağını söyledi.
Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“T24 çalışanları ve emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum ve geçmiş olsun diyorum T24 ailesine. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde demokrasi o ülkedeki basın yayın özgürlüğü ile ölçülür. Türkiye’ye bakıldığında basın yayına dönük kapatmalar, sansürler, engellemeler ve cezalar demokratik olarak nerede olduğumuzun göstergesidir.
T24’e engelleyerek ya da başka mecraları kapatarak, çok büyük meblağlarda para cezaları vererek ne demokratikleşebiliriz ne de muhalif sesleri bastırabiliriz. Bu ülkede çok zor koşullarda basın yayın emekçileri, gazeteciler canları pahasına gerçeği savunmaya devam ettiler. Bu konuda çok önemli örnekler, bir geçmiş var.”
‘Basına dönük baskılardan vazgeçilmeli’
Bakırhan, iktidara eleştirel yayın yapan basın kuruluşlarına yönelik baskılardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
Bir yandan çözüm sürecinin ilerlemesine yönelik tartışmalar yürütülürken diğer yandan basın ve iletişim alanında engellemelerin gündeme gelmesinin çelişkili olduğunu belirten Bakırhan, demokratikleşmenin basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını söyledi.
Bakırhan, şöyle konuştu:
“İktidarı, eleştirel yayın yapan basına dönük baskılardan vazgeçemeye çağırıyoruz. Bu dönemin ruhuna da aykırı bir tutumdur. Bir taraftan bir çözüm süreci tartışıyoruz, onun ilerlemesi için çaba sarf ediyoruz ama diğer taraftan hesabı kapatma, basın yayın mecrası engelleme, iletişim cezaları ve yasakları getirilen basın yayın organlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu durumda kimsenin inandırıcılığı olmaz.
Demokrasi herhangi bir kişinin, kurumun, basın yayın organının düşüncesini özgürce ifade etmesidir. Türkiye’de eksik olan budur. Bu eksikliği gidermek yerine kapatmak, engellemek nedir?”
“T24’ün itirazı dikkate alınmalı”
Basın kuruluşlarının farklı görüşleri ifade etmeye devam edeceğini belirten Bakırhan, T24’ün yayın politikasını sürdürmesi gerektiğini söyledi.
T24 hakkında verilen kararın eleştirilmesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, erişim engelinin kaldırılması ve T24’ün itirazının değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Bakırhan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu ülkenin basın yayın organları hiçbir zaman tek sese bürünmedi, bundan sonra da bürünmeyecek. Bu kararı verenleri eleştiriyorum. Bir an önce T24’ün yapmış olduğu itirazın dikkate alınarak T24’ün yayın politikasına özgürce devam etmesi gerektiğini belirtmek istiyorum.
Dayanışma içerisinde olduğumuzu belirtiyorum. Bu baskıların ortadan kalkması için de Meclis’te, sokakta, her zeminde mücadelemize devam edeceğiz. Tekrar geçmiş olsun.”



