6 Şubat depremlerinin en ağır yıkımı yarattığı yerlerden biri olan Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesi, şimdi de taş ocağı ve maden arama projelerinin kıskacında. Halkın çevre ve sürgün tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkoğlu’na bağlı Kürt Alevi köyleri olan Cennetpınarı, Bayramgazi ve Kelbişli sınırlarında hayata geçirilmek istenen taş ocağı projesini Meclis gündemine taşıdı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Kordu, projenin hem ekolojik bir yıkıma yol açacağını hem de deprem sonrası zaten kırılganlaşan demografik yapıyı göçe zorlayarak insansızlaştıracağını vurguladı.
Evrensel’in haberine göre, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde yaklaşık 100 hektarlık (1.000 dönüm) bir alan için maden arama ruhsatı verildi. Bölgede sondaj ve karot (kaya örneği alma) çalışmalarına başlanması planlanırken, bu durum tarımla geçinen köylülerin tepkisine yol açtı.
Arama sahasının hemen yanı başında bin 500 dönümlük birinci sınıf verimli tarım arazisi, asırlık zeytinlikler ve bölgenin en önemli ekonomik girdisini oluşturan küçükbaş hayvan çiftlikleri bulunuyor. Taş ocağının yaratacağı toz, gürültü ve doğa tahribatının tarımsal üretimi bitireceği, su kaynaklarını kurutacağı ve meraları yok edeceği belirtiliyor. Halkın örgütlü ve kararlı itirazları sonucu sondaj çalışmaları bir hafta ertelenmiş olsa da köylüler kalıcı bir çözüm ve projenin tamamen iptal edilmesini talep ediyor.
“Deprem bölgesinde bilimsel inceleme olmadan çivi çakılamaz”
Milletvekili Ayten Kordu önergesinde, bölgenin 6 Şubat depremlerinde çok ağır bir tahribat yaşadığını hatırlatarak jeolojik risklere dikkat çekti. Depremlerle birlikte yer altı su rejiminin ve fay hatlarının yapısının değiştiğini belirten Kordu, böylesi kırılgan bir coğrafyada Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci işletilmeden, yarma ve sondaj faaliyetlerine izin verilmesinin kamu yararı ilkesiyle bağdaşmadığının altını çizdi.
“Taş ocakları göç politikasına mı hizmet ediyor?”
Maraş’ın Pazarcık-Türkoğlu hattındaki Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır ekonomik ve siyasal baskılarla süregelen göç dalgasının, deprem felaketiyle birlikte daha da derinleştiğini ifade eden Kordu, köylülerin tersine göçle topraklarına dönmeye çalıştığı bir dönemde, geçim kaynaklarını ellerinden alacak bu projelerin bölgeyi insansızlaştırma riski taşıdığını vurguladı.
Bakan Kurum’un yanıtlaması istemiyle 8 soru
Ayten Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
Söz konusu mahalleler civarında yürütülmesi planlanan arama ve/veya taş ocağı faaliyetlerine ilişkin Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde verilmiş herhangi bir çevresel izin veya uygunluk görüşü bulunmakta mıdır?
Ruhsat sahasının çevresindeki zeytinlikler, tarım alanları ve su kaynakları gözetilerek herhangi bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır?
Bölgedeki sondaj ve karot çalışmalarının kapsamı nedir? Bunlar ileri aşama bir işletme faaliyetine hazırlık niteliği taşımakta mıdır?
ÇED süreci işletilmeden bu kapsamda bir detay arama çalışmasına izin verilmesi hukuken mümkün müdür?
6 Şubat depremleri sonrasında bölgedeki jeolojik riskler ve yer altı su rejimine dair bilimsel bir risk analizi yapılmış mıdır?
Bölge halkının yoğun itirazları ve açılan davalar dikkate alınarak izin süreçlerinin askıya alınması yönünde bir değerlendirmeniz var mıdır?
Kürt Alevi yerleşimlerinde deprem sonrası artan göç olgusu düşünüldüğünde, bu projenin göçü tetikleyeceğine dair bir sosyal etki değerlendirmesi yapılmış mıdır?
Yerel halkın geçim kaynaklarının yok edilmesiyle ortaya çıkacak ekonomik kayıplara dair bir analiziniz var mıdır; kırsal alanların insansızlaşması riski nasıl değerlendirilmektedir?



