Bölge baroları, hukuk örgütleri ve çok sayıda avukatın katılımıyla 4-5 Temmuz tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenecek Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı için hazırlıklar tamamlandı. “Özgürlük, statü ve barış için demokratik hukuk” sloganıyla gerçekleştirilecek iki günlük konferansa binin üzerinde avukatın katılması bekleniyor. Konferansta demokratikleşme, yeni anayasa, anadilde eğitim, yerel demokrasi, kayyım uygulamaları, barış süreci, kadın, ekoloji ve hukukçuların toplumsal rolü gibi başlıklar ele alınacak. Binin üzerinde hukukçunun katılması bekleniyor.
Konferansın hazırlık komitesinde yer alan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, konferansın amacının hukukçuların perspektifinden özgürlük, statü ve barış meselelerini tartışmak olduğunu söyledi. Çakmak, “Özgürlük, statü ve barış meselesi bu ülkede yıllardır dillendirilen ve ihtiyaç duyulan temel başlıkların başında geliyor. Biz de demokratik Kürt avukatlar olarak bu üç temel konuyu kendi penceremizden tartışma ihtiyacı duyduk. İki gün boyunca bu başlıklar etrafında çok yönlü oturumlar gerçekleştirilecek” dedi.
Konferansa 600’ü delege olmak üzere binin üzerinde avukatın katılmasının beklendiğini belirten Çakmak, hazırlık komisyonunda bölge barolarının yanı sıra Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı gibi birçok hukuk kurumunun yer aldığını ifade etti. “Kürtlerin statü sorunu hukuksal açıdan ele alınacak” Konferansta Kürt meselesinin tarihsel ve hukuksal boyutlarının kapsamlı biçimde tartışılacağını söyleyen Çakmak, “Kürtlerin yüz yıllık statüsüz bırakılma halinin tarihsel gelişimi hukuksal bağlamda ele alınacak. Bunun hukuk camiası açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiği tartışılacak” diye konuştu.
Çakmak, konferansın yalnızca statü tartışmalarıyla sınırlı kalmayacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülkenin temel sorunlarından biri yerel demokrasi, kayyım uygulamaları, demokratikleşme ve hukuk devleti sorunudur. Bunun yanında anadil meselesi, kadın hakları, ekoloji ve hukukçuların tarihsel süreç içerisindeki rolü ile misyonu da konferansın önemli gündemleri arasında yer alacak.” Irak, Suriye, Rojava ve İran’daki Kürtlerin hak ve özgürlük sorunlarının da bulunduğunu belirten Çakmak, bu coğrafyalardaki hukuksal gelişmelerin de konferansta değerlendirileceğini söyledi. “Çerçeve yasa süreci güvence altına almalı” Çakmak, barış sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için hukuki güvence sağlayacak bir çerçeve yasaya ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı.
“Çerçeve yasa bu süreci koruyacak, kollayacak ve bir üst aşamaya taşıyacak zorunlu bir ihtiyaçtır” diyen Çakmak, geçmiş deneyimlerin böyle bir düzenlemenin gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade etti. Kamuoyunda “Oslo süreci” olarak bilinen görüşmeler ile 2013-2015 çözüm sürecini hatırlatan Çakmak, “Oslo süreci hukuki koruma altında değildi ve dağıldı. 2013-2015 çözüm süreci de yasal güvenceye sahip değildi. Dolmabahçe Mutabakatı açıklandı ancak kısa süre sonra tanınmadığı ifade edildi. Oysa bir çerçeve yasa yürürlüğe girdiğinde, hiç kimse ‘Ben bu yasayı tanımıyorum’ diyemez” dedi.
İmralı’da yürütüldüğünü belirttiği görüşmelerin de hukuki zemine kavuşturulması gerektiğini söyleyen Çakmak, “Bugün fiili olarak yürütülen bir süreç var. Bunun resmileşmesi ve yasal zemine oturtulması gerekiyor. Böylece kimlerin hangi sorumluluğu üstlendiği hukuki güvence altına alınmış olur. Aksi halde yürütülen müzakere süreçlerinin olumsuz sonuçlanma, sabotaj ya da farklı müdahalelere açık olma ihtimali devam eder” ifadelerini kullandı.
‘Sonuç bildirgesi taraflara çağrı niteliği taşıyacak’
Çakmak, konferans sonunda açıklanacak sonuç bildirgesinin yalnızca değerlendirme metni olmayacağını, aynı zamanda çözüm ve müzakere sürecinin taraflarına yönelik hukuki çağrılar da içerebileceğini söyledi ve ekledi: “Sonuç bildirgesinin muhatapları olacak. Çözüm ve müzakere masasının taraflarına, hukuksal değişikliklerin hangi zeminde yapılması gerektiğine ilişkin çağrılar yer alacak. Demokratikleşme, hukuk devleti ve temel haklar konusunda atılması gereken adımlar ortaya konulacak.” İki gün sürecek konferansta yapılacak oturumlar ve tartışmaların ardından hazırlanacak sonuç bildirgesinin kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.



