Diyarbakır’da Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütlenme Çalıştayı başladı

Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) düzenlediği “Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütlenme Çalıştayı” Diyarbakır’da başladı.

Diyarbakır’da Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütlenme Çalıştayı başladı
  • Yayınlanma: 4 Temmuz 2026 12:01
  • Güncellenme: 4 Temmuz 2026 17:18

Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) düzenlediği “Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütlenme Çalıştayı” Diyarbakır’da başladı.

“Kent ve Kırsal Ekonomisi, Demokratik Yerel Ekonomi ve Toplumsal Yeniden İnşa Arayışları” temasıyla gerçekleştirilen ve saygı duruşuyla başlayan çalıştayın açılış konuşmasını DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile İmralı Sekreteryası’ndan Çetin Arkaş yaptı.

Çiğdem Kılıçgün Uçar konuşmasında, ekonominin yalnızca teknik bir yönetim alanı olmadığını, toplumu doğrudan şekillendiren siyasal bir alan haline geldiğini söyledi. Mevcut ekonomik sistemin yoksulluğu, işsizliği ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini belirten Kılıçgün Uçar, demokratik ve komünal ekonomi modelinin tartışılması gerektiğini ifade etti.

Ekonominin tarihsel olarak toplumsal ve komünal bir niteliğe sahip olduğunu dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadınların ekonomi içerisindeki belirleyici rolünün zamanla ortadan kaldırılmasının bugünkü ekonomik krizlerin temel nedenlerinden biri olduğunu söyledi.

Ekonominin devletin değil, toplumun ortak yaşamını örgütleyen bir alan olduğunu vurgulayan DBP Eş Genel Başkanı, kolektif üretim ve adil paylaşımı esas alan yeni bir ekonomi modelinin inşa edilmesi çağrısında bulundu.

Konuşmasında demokratik ekonomi kooperatifler temelinde geliştirilen üretim modelinin tekelleşmeyi reddettiğini ve kamusal yararı esas aldığını belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, bu deneyimin yeni bir ekonomik model açısından önemli bir örnek oluşturduğunu ifade etti.

İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş ise konuşmasında ekonomik krizin toplumsal yaşamın bütün alanlarını etkilediğini söyledi.

TÜİK verileri ile çeşitli saha araştırmalarına atıfta bulunan Arkaş, Diyarbakır’da madde bağımlılığı oranının Türkiye ortalamasının üç ila dört katına ulaştığını, genç işsizliğinin ise yüzde 66 seviyesinde seyrettiğini belirtti. Gençlerin önemli bir bölümünün sigortasız ve güvencesiz işlerde çalıştığını, yaklaşık yarısının ise geleceğe dair umut taşımadığını ifade etti.

Çocuk ve genç intiharlarına dikkat çeken Arkaş, bölgede intihar yaşının Türkiye ortalamasının altında olduğunu öne sürerek, Diyarbakır’ın çocuk intiharlarında ilk sırada yer aldığını söyledi. Bu tablo karşısında toplumun kendi sorumluluğunu da tartışması gerektiğini belirten Arkaş, “Çocuklarımızı ve gençlerimizi neden koruyamıyoruz?” sorusunun sorulması gerektiğini dile getirdi.

Uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğünü, suç örgütleri ve madde ticaretinin yaygınlaştığını ifade eden Arkaş, bu sorunların yalnızca devlet politikalarıyla açıklanamayacağını söyledi. Toplumun kendi dinamikleriyle çözüm üretmesi gerektiğini belirten Arkaş, “Devlet politikaları buna zemin hazırlamış olabilir. Ancak biz toplum olarak buna karşı ne yapacağız, buna çare üretmek zorundayız” dedi.

Ekonomik sorunların kültürel erozyon, eğitimsizlik, çaresizlik ve ahlaki çözülmeyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Arkaş, bölgenin tarım ve hayvancılık açısından tarihsel bir potansiyele sahip olmasına rağmen bugün derin bir yoksulluk yaşandığını ifade etti.

Toplumun ihtiyaçlarını esas alan demokratik ve toplumcu bir üretim modelinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Arkaş, mevcut sorunlara yalnızca gerekçeler üretmenin yeterli olmadığını belirterek, “Çare üretmek için gerekçelere sığınmak bizi bir yere götürmez. Buna rağmen neler yapabileceğimiz üzerine kafa yormamız gerekiyor” diye kaydetti.

Açılış konuşmalarının ardından başlayan birinci oturumun programı şöyle:

Başka Bir Ekonomi Mümkün: Demokratik Komünal Ekonomi

Moderasyon ve Çerçeve Sunum:

“Bir İhtiyaç Olarak Komünal Ekonomi” – Metin Yeğin

Sunumlar:

– Karşı Hegemonya Projesi Olarak Demokratik Modernite – Yılmaz Atlığ

– Ataerkil Kapitalizme ve Endüstriyalizme Karşı Kadın Komünal Eko-Ekonomi – Zehra Buylakutluyurga

– Tekellere ve Merkeziyetçiliğe Karşı Yerel Katılımcı Ekonomi – Sezai Temelli

Modetörlüğünü Yazar Metin Yeğin’in yaptığı oturumda 30 yıllık tutuklu ve yazar Yılmaz Atlığ “Karşı hegemonya projesi olarak Demokratik Modernite”, Akademisyen Zehra Buylakutluyurga “Ataerkil Kapitalizme ve Endüstrilyalizme karşı kadın Komünal eko-ekonomi” DEM Parti Milletvekilli Sezai Temelli ise “Tekellere ve merkeziyetçiliğe karşı yerel katılımcı ekonomi” konusunu anlattı.

Metin Yeğin, makarnanın ham maddesinin Diyarbakır’dan çıktığını ancak kente tek bir fabrikanın olmadığına dikkat çekti.

Yeğin, “İspanya da sosyal ekonomi diye bir yapı var. İki buçuk insan burada çalışıyor. Burada insanlar yapıyor ve üretiyorlar. Mondrogon koperatifi var. Yıllık cirosu 13 Milyar Euro’dur. Hepimiz kar üzerinde bir ekonomi kuruyoruz. Ne kadar birlikte hareket ediyoruz, yoksullar ne kadar yararlanabiliyor, birbirleri ile ilişkileri nasıl olacağının gösterilmesi gerekiyor” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise, çalıştayın önemli olduğunu belirterek, “Kapitalizm erkektir onu bilmek gerekiyor. Kadın mücadelesi bu süreçlerin önemli noktasında yer alıyor. Dijital çağda gerçekleştirdiğimiz her işlem artı değere katkıdır. Kapitalist devletin nasıl bir toplum tasarımı olduğunu görebiliriz. 1914-45 arası faşist devletlerin dönemi. 45 sonrası kapitalizmin altın çağı. İçinde insanı bir şey yok. 1968’de ise bir kriz ile karşı karşıya kalıyor. Kendini yerinden üretme çabası içerisinde. Daha yoğun bir şekilde teknoloji kullanarak bunu yapıyor. Yapay zeka bunlardan biri. İnsanlığın mezar kazıcılığıdır bunlar. Dünyanın birkaç kişinin elinde olacağı tehlikeli bir gelecek bizi bekliyor. Sosyalistler ne yaptı? Lenin ekonomiyi siyasallaştırırdı. Burjuva aklına göre sekilenmiş devleti yönlendirmeye çalışıldı ve reel sosyalizm çöker. Sayın Öcalan’ın paradigması yeni toplumsal emek formuna uygun bir yapıyı önümüze çıkarıyor. ‘Kapitalizm devlettir’ diyor. Kapitalizm devlet organizasyonu ile yürür. Bundan kaynaklı devlet formlarından uzak durmamız lazım. Komünal alan bir örgütlenme ve düşünsel alan olmalı. Artı değerinin yanıtı yeni bir kamusal alan yaratmaktan geçiyor” diye konuştu.

Çalıştayın ikinci oturumunda ise Kadın Özgürlükçü Ekonomi Perspektifi konusu ele alındı.

Dilek Başalan’ın mederasyonluğunu yaptığı oturum “Kadın Özgürlükçü Ekonominin
Örgütlenmesi ve Dünya Örnekler” konusuyla başladı.

İkinci oturumda yapılan sunumlar ise şu şekilde:

– Kadın Kooperatifleri ve Kadınların Ekonomik Karar Mekanizmalarına Katılımı – Peri Orun

– Kadın Yoksulluğuna Karşı Kadın İstihdamı – Semiha Arı

– Sömürülen Kadın Emeği: Bakım Emeğinin Desteklenmesi – Nadire Karakoyun Çapuk

Çalıştayın üçüncü oturumunda ise Kent Yoksulluğu ve Dayanışma Ağları konulu panelin moderasyon ve Çerçeve sunumu olan “Devletli Müşterekler”i Begüm Özden Fırat tarafından gerçekleştirildi.

Üçüncü oturumun sunumları şu şekilde:

– Sosyal Destek Ağları: Gıda Temini – Şerif Camcı

– İşsizliğe Karşı Yerel Çözüm Modelleri ve İmkanlar – Sinan Ok

– Borçluluk ve Dayanışma Fonları – Mustafa Durmuş

Günün son oturumunda ise Dayanışma Ekonomileri Deneyimleri ve Uygulanabilir Model Tartışmaları konulu son panelin moderasyon ve çerçeve Sunumu olan “İnsan-Doğa İlişkisinin Dönüşümü: Kriz ve Alternatifler”i Sina Güneş tarafından gerçekleştirildi.

Panelin sunumları şu şekilde:

– Topluluk Mülkiyeti Deneyimlerinde Uluslararası Modeller – Deniz Gürler

– Rojava Demokratik Ekonomi ve Komünal Özyönetim Deneyimi – Azize Aslan

– Agroekoloji Deneyimleri – Abdullah Aysu