İran’da idamların hızla arttığına ilişkin yeni veriler ve değerlendirmeler kamuoyuna yansıdı. İnsan hakları aktivisti Dr. Abbas Mansouran, ülkede idamların yalnızca bir ceza yöntemi değil, aynı zamanda sistematik bir baskı aracı olarak kullanıldığını söyledi.
İran İnsan Hakları Derneği’nin (IHRNGO) verilerine göre, 2025 yılında en az 1639 kişi idam edildi. Bu sayı son 37 yılın en yüksek oranı olarak kaydedildi. Mansouran, “Hâlâ idam tehlikesiyle karşı karşıya olan binlerce kişi var” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.

İdamlar sistematik olarak artıyor
Mansouran, özellikle son dönemde siyasi tutsaklara yönelik idam kararlarının hızlandığını belirtti. Ocak ayından bu yana en az 14 siyasi tutsağın ve onlarca adli mahkûmun idam edildiğini ifade eden Mansouran, yargı süreçlerinin ise temel hukuk kurallarından yoksun olduğunu söyledi.
İran’da sorgulama süreçlerinde işkence uygulandığını, sanıklardan zorla itiraf alındığını ve bağımsız avukatlara erişimin engellendiğini belirten Mansouran, “Yargı çoğu zaman yalnızca verilen kararları onaylayan bir mekanizma haline geliyor” dedi.
Muhalifler ‘güvenlik tehdidi’ olarak görülüyor
Mansouran’a göre İran’da siyasi tutuklu kavramı kabul edilmiyor ve muhalifler doğrudan “güvenlik tehdidi” olarak tanımlanıyor. Bu nedenle muhaliflerin hukuki bir özne olarak değil, ortadan kaldırılması gereken unsurlar olarak görüldüğünü ifade etti.
Cezaevlerinde sistematik ihlaller
İran’daki cezaevlerinde ağır hak ihlallerinin yaşandığını belirten Mansouran, tutsakların sağlık hizmetlerine erişiminin engellendiğini söyledi. Özellikle Qerçekê Veramîn Cezaevi’ni örnek gösteren Mansouran, burada yaşanan ölümlerin “sistematik ihmal” sonucu gerçekleştiğini ifade etti.
Kadın tutsakların da idam riski altında olduğunu belirten Mansouran, Verîşe Muradî, Pexşan Ezîzî, Nesîm Qolamî ve Şerîfe Muhammedî gibi isimlerin ağır cezalarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
‘Amaç toplumsal hafızayı silmek’
İşkencenin yalnızca fiziksel olmadığını vurgulayan Mansouran, “İşkencenin en önemli işlevlerinden biri unutturmaktır. Yaşananlar kolektif hafızadan silinmek isteniliyor” dedi.
Mansouran, bu nedenle uluslararası kamuoyunun daha güçlü bir şekilde devreye girmesi gerektiğini belirterek, idamların durdurulması için dayanışma çağrısında bulundu.
Uluslararası çağrı
İran’da binlerce kişinin idam tehdidi altında olduğunu hatırlatan Mansouran, uluslararası kurumların ve toplumların daha aktif rol alması gerektiğini ifade etti.
“İdama karşı çıkmak yalnızca bir cezaya karşı durmak değil, daha geniş bir baskı ve şiddet sistemine karşı tutum almaktır” diyen Mansouran, toplumsal mücadele ve uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekti.



