Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve İlke TV’nin medya sponsorluğunda düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamındaki atölyelerden biri de “Tabandan Barış Pratiklerini Birlikte Üretmek” atölyesiydi.
Bu çalışmanın konuşmacılarından Dr. Thia Sagherian-Dickey, sorularımızı yanıtladı ve barışın yalnızca müzakerelerle değil, gündelik yaşam içinde kurulan ilişkiler ve toplumsal dayanışma pratikleriyle inşa edilebileceği vurguladı.
Dr. Thia Sagherian-Dickey, barış süreçlerinin kolay olmadığını, çünkü toplumların çoğu zaman derin acılar ve travmalar taşıdığını söyledi.
Buna rağmen ilk adımın barış ve uzlaşı arzusunu ortaya koymak olduğunu belirten Sagherian-Dickey, “İnsanların atabileceği adımları konuşmaya başlaması bile başlı başına bir başlangıçtır” dedi.
“Diyalog kurmaya istekliysek bu bir başlangıçtır”
Atölyelerin tam da bu nedenle önemli olduğunu vurgulayan Sagherian-Dickey, insanların burada kurduğu diyalogları evlerine, mahallelerine ve iş yerlerine taşıyabileceğini söyledi.
Gündelik ilişkilerin önemine dikkat çeken Sagherian-Dickey, “Eğer iki kişi ya da beş kişi birbirleriyle diyalog kurmaya istekliyse bu bir başlangıç noktasıdır” dedi.
Barışın yalnızca konuşmakla sınırlı olmadığını belirten Sagherian-Dickey, toplumsal ilişkilerin aynı zamanda dayanışma ve somut destek pratiklerine dönüşmesi gerektiğini ifade etti.
Dışlanmış ya da haksızlığa uğramış grupların görülmesinin önemli olduğunu söyleyen Sagherian-Dickey, bunun insanları harekete geçmeye yöneltebileceğini kaydetti.
“Devletin özür dilemesi yetmez”
Çalışmalarının bir bölümünün siyasi özürler üzerine olduğunu anlatan Sagherian-Dickey, yalnızca devlet düzeyindeki özürlerle değil, toplumsal düzeyde gelişebilecek yüzleşme biçimleriyle de ilgilendiğini söyledi.
Sagherian-Dickey, “Kendi grubumun ya da atalarımın geçmişte başkalarına zarar verdiğini fark edersem, onlar adına özür dileyebilirim. Çünkü bunun ilişkiyi onarmak için atılabilecek ilk adımlardan biri olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘Eve dönme hissi’
Diyarbakır’a ikinci kez geldiğini belirten Sagherian-Dickey, kente yeniden dönmenin kendisinde “eve dönme hissi” yarattığını söyledi.
Özellikle Sur’da yürümekten, tarihi mekanları ziyaret etmekten büyük keyif aldığını dile getiren Sagherian-Dickey, Ermeni kökenli olduğunu ve bu nedenle şehirle güçlü bir bağ hissettiğini ifade etti.
Forumla ilgili gözlemlerini de paylaşan Sagherian-Dickey, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederek, barış, özgürlük, ekoloji ve toplumsal meselelerin atölyeler, paneller, sanat ve müzik aracılığıyla tartışılmasının önemli olduğunu söyledi.
“İnsanların gelecekleri konusunda ne kadar tutkulu olduklarını görmek çok etkileyici” diyen Sagherian-Dickey, forumun yalnızca politik değil, aynı zamanda toplumsal bir karşılaşma ve dayanışma zemini oluşturduğunu belirtti.



