• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Dünya basını, Kobani’ye yönelik saldırıları nasıl görüyor?

Dünya basını, Kobani’ye yönelik saldırıları nasıl görüyor?

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarda Türkiye’nin rolü ve Avrupa’nın sessizliği dünya basının gündeminde yer aldı.

Dünya basını, Kobani’ye yönelik saldırıları nasıl görüyor?
Dünya basını, Kobani’ye yönelik saldırıları nasıl görüyor?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 26 Ocak 2026 08:46
  • Güncellenme: 26 Ocak 2026 10:04

ABD merkezli haber ajansı The Jacobin, “Kuzey ve Doğu Suriye varoluş mücadelesi veriyor” başlıklı yazısında Batı’nın Kuzey ve Doğu Suriye’ye ilişkin siyasetini eleştirdi.

Yazıda, “Suriye’nin geçici hükümeti, İslamcı paralı askerlerin desteğiyle özerk Kuzey ve Doğu Suriye bölgesine karşı geniş çaplı saldırılar başlattı. Batılı devletler Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’yı desteklerken, hükümet ülke içinde yönetimini şiddet ve baskıya dayandırıyor” denildi.

Türkiye’nin rolüne de vurgu yapan yazıda şu ifadelere yer aldı:

“Saldırılar, perde arkasında hareket etmeyen; aksine Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ile Şam arasındaki ilişkilere büyük ölçüde yön veren Türkiye devletinin de açık izlerini taşıyor.”

Türkiye’nin Kürt politikasının da eleştirildiği yazıda, “Türkiye ciddi bir jeopolitik baskı altında. Filistin’den İran’a uzanan çatışmaların tırmandığı Ortadoğu’da Ankara da hızla stratejik ağırlığını kaybediyor.” İfadeleri de yer aldı.

‘Kürtler saldırı altındayken batı Şara’yı destekliyor’

Berliner Zeitung Gazetesi ise “Suriye yeniden kaosa sürükleniyor: Kürtlere yönelik bir katliam tehdidi var” manşetli haberinde “IŞİD militanları kaçarken ve Kürtler saldırı altında kalırken, Batı geçici başkan Şara’yı desteklemeye devam ediyor. Ülke uçurumun eşiğinde” dedi.

Deutsch Welle (DW) haberinde Kobani halkının durumuna yer verdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) tarafından Kobani’nin felaket durumda olarak tanımlanmasına yer verilen haberde,  “Kobani, Türkiye sınırına kuzeyden komşu olup diğer yönlerden hükümet güçleri tarafından çevrili durumda” denildi.

Amerikan Wall Street Journal gazetesi yayınladığı bir raporda, ABD yönetiminin Suriye’den tamamen askeri çekilmeyi tartıştığını, bunun SDG’den “bir kerede ve tamamen vazgeçmek” olarak görüldüğünü yazdı. Özel Temsilci Tom Barrack, “SDG’nin IŞİD’e karşı ana güç olarak rolü büyük ölçüde sona erdi” şeklindeki sözleri nedeniyle sert eleştirilere maruz kaldı.

Rapora göre bu karara karşı çıkanlar, durumu “ahlaki ve stratejik bir başarısızlık” olarak nitelendiriyor. Barrack, Şam ve Ahmed Şara ile anlaşmayı öncelik haline getirip “IŞİD savaşının ana gücü olan” sadık ortaklara sırt çevirmekle suçlanıyor.

Fransa basını

Fransız Le Monde gazetesi bir raporunda, Batılı ülkeler gözlerini Şam’daki yeni duruma dikmişken, Kuzey ve Doğu Suriye’nin izole edilmesinden bahsediyor.

Fransız medyasının raporuna göre; “Fransa ve Avrupa, Kürt projesine yönelik diplomatik desteklerinden geri adım atıyor. Kürtler, hayatta kalabilmek için çok zayıf bir konumdan müzakere etmeye terk edildi.”

Rapor bu değişikliği, bölgedeki yeni güçlerle, özellikle de Suriye ile Batı’nın çıkarlarını korumak uğruna Kürtlerle olan ittifakın kurban edildiği bir tür “Real-politik” olarak tanımlıyor.

İngiltere basını

İngiliz ‘UnHerd’ gazetesi, Batılı ülkelerin dış politikasını sert bir dille eleştirerek Kürtlerin mevcut durumunu “öngörülebilir ihanet” olarak adlandırdı.

Makalede, Batılı ülkelerin Kürtleri IŞİD’e karşı kullandığı, ancak tehlike geçtiğinde desteklerini kestikleri belirtiliyor. Bu sırt çevirmenin “Batı’ya olan inanç ve güveni yıktığı” ve dünyaya Batı ile ittifakın “sadece geçici olduğu ve ortakları için uzun vadeli hiçbir güvenlik sağlamadığı” yönünde tehlikeli bir mesaj gönderdiği ifade ediliyor.

Finlandiya basını

“Helsinki Times” gazetesi, SDG’nin El-Hol kampından çekilmesiyle oluşan güvenlik boşluğuna vurgu yapıyor.

Medya organı şunları belirtti:

“Uluslararası koordinasyon ve desteğin eksikliği, Kürtleri geri çekilmeye zorlayan ana neden oldu. Bu durum, Batı tarafından sorumluluktan vazgeçme olarak görülüyor; Kürtler yıllarca ‘dünyanın en tehlikeli mahkumlarını yönetmek üzere’ yalnız bırakıldı.”

Medya organı, bu sırt çevirmenin Avrupalı vatandaşlar ve kamptaki çocuklar için de tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.

Şu ana kadar SDG, Hol kampı dışında IŞİD militanlarının bulunduğu üç hapishaneyi daha terk etti. Bu durum, IŞİD militanlarının bir kısmının ve ailelerinin bu kamp ve hapishanelerden kaçmasına neden oldu.

İsveç basını

İsveçli Global Bar dergisi yayınladığı raporda, Avrupalı liderlere Kürtlere yönelik şiddeti durdurmaları için acil çağrıda bulundu ve mevcut sessizliği “demokratik değerlere ihanet” olarak tanımladı.

Raporda, Avrupa’nın ABD desteğinin çekilmesine bir alternatif oluşturamadığı ve fiilen “Kürt gücünün marjinalleştirilmesi için yeşil ışık yaktığı” belirtildi.

Ayrıca Kürtlere sırt çevirmenin, “Avrupa dış politikasının alnında kara bir leke” olduğu, çünkü bölgedeki tek demokrasi ve laiklik deneyiminin yalnız bırakıldığı vurgulandı.

ABD’li yetkililerin Kürtlerden temel ve resmi talebi; hiçbir ön koşul, güvenlik, siyasi veya yasal garanti olmaksızın Suriye Arap Ordusu ve hükümetine karışmaları. Bu talep henüz bir anlaşma sağlanamamışken müzakerelerin ortasında duruyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS), bir raporda Şam ve SDG arasındaki sorunların çözümü için bir öneri yayınladı.

Raporda, askeri değil siyasi bir anlaşma yoluyla değişime odaklanılması gerektiği belirtiliyor. Suriye için “eşit olmayan ademi merkeziyetçilik” sistemi öneriliyor. Bu sistem; Kürt çoğunluklu bölgelere (Rojava), özellikle yerel yönetim, eğitim ve kaynaklar konusunda geniş bir idari özerklik verilmesini içeriyor. Bu, aynı zamanda Kürtlerin özyönetim taleplerini karşılarken Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyor ve Türkiye’nin güvenlik endişelerini de gideriyor.

Raporda askeri sektördeki reformlara da değiniliyor; SDG hiyerarşisinin, mezhepçilikten uzak yeni bir ulusal ordu içinde birleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu, ordunun belirli bir tarafa değil devlete hizmet ettiğinden emin olmak için uluslararası denetim ve inceleme süreçlerini gerektiriyor.

Raporun sonunda, yeni Suriye anayasasının katı Arap milliyetçiliği kimliğinden uzaklaşıp daha geniş bir “Suriyelilik” kavramına doğru adım atması; siyaset, kültür ve dil gibi hakların ve Kürtlerin yasal olarak tanınması öneriliyor. Bu yolla Suriye hükümeti, Kürtleri ülkenin yeniden inşasında temel bir ortak haline getirebilir.

The Guardian, BBC, Financial Times, The Economist, The Wall Street Journal ise devam eden saldırılara rağmen ateşkesin ilan edildiğini duyuran haberlerinin dışında sessizliklerini koruyor.

Öte yandan Fransa ve Almanya’nın birçok yerel gazetesi, Avrupa’da Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları protesto etme amacıyla gerçekleştirilen eylemleri gündemlerinde işliyor. (MA/Rudaw)