Van’da faaliyet yürüten Star Kadın Derneği Yöneticisi Pınar Kutevi, artan erkek şiddetini ve buna yönelik atılması gereken adımları MA’ya değerlendirdi.
Bazen günde 6 kadının katledildiğini belirten Pınar Kutevi, bu durumun münferit olmadığını söyledi:
“Olayların arkasında bir fail aramaktan ziyade, kadının bedeni ve özgür yaşamı üzerine tahakküm kuran, cezasızlıkların getirdiği erkek egemen zihniyet vardır. Kadınlar işten eve, maalesef her yerde zan altındalar. Kadın katliamları bireysel bir olaydan ziyade politik bir olay haline geldi. Erkek katlettiği gibi cezasızlık politikasıyla karşılaşıyor ve bu cezasızlık erkeği güçlendirerek kadın bedeni üzerinde tahakküm kurmaya kadar gidebiliyor. Artık devlet ve kurumlar elini taşın altına koysun. Kurumlar üzerine düşen görevi yapmadığı takdirde kadın katliamı günlük rutin bir olay haline geliyor. Kadınların kendilerini örgütleyerek özgürleştirecekleri bir alan kurmaları bir zorunluluk ve gereklilik haline geldi.”
‘Kurumlar koordineli çalışmalı’
Devletin mekanizmalarına dikkati çeken Pınar Kutevi, 6284 sayılı kanunun önemine vurgu yaptı. Kanunların sadece kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğinin altını çizen Pınar Kutevi, şunları ifade etti:
“Kadın cinayetleri olmadan bu durumun önlenmesi gerekiyor. Kadınlar şiddete uğradıklarını bildirdiklerinde kurumların bunu hafife almaması gerekiyor. Bütün kurumların koordineli çalışması ve mekanizmaların çalışır durumda olması gerekiyor. Bir kadın şiddete maruz kaldığında karakola gittiğinde ifade veriyor, savcıya gittiğinde ifade veriyor, hâkimin yanına gittiğinde ifade veriyor, hastanede ifade veriyor ve bu kadını yıpratıyor. Bu mekanizmalar koordineli iş yapmalıdır. Böylelikle kadının yaşam hakkı daha çok güvence altına alınır. Burada önemli olan, 6284 sayılı kanunun sadece kâğıt üzerinde kalmamasıdır. Bu noktada mekanizmaların işletilmesi çok önemlidir. Bir kadını tehdit eden failin takip edilip cezalandırılması gerekiyor. Geçmişi ve psikolojik sorunlarının olup olmamasına da dikkat edilmelidir. Elektronik kelepçe bile bir seçenek olarak görülmelidir.”
‘Kadın ve devlet kurumları iş birliği yapmalı’
Kadın kurumları ve devlet mekanizmalarının, kadınları korumak için ortak çalışması gerektiğini vurgulayan Pınar Kutevi, “Hatayı bir bireye yüklemekten ziyade toplumun ve sistemin faile verdiği hakları göz ardı edemeyiz. Fail suçludur ancak toplum ve sistem mekanizması da hatalıdır. Politik ve toplumsal düzenin bir an önce değişmesi gerekiyor. Egemen erkek sisteminin değişmesi, bu zihniyetin cezalarla sınırlandırılması lazım. Cezasızlık politikalarına son verilmeli. Kadın yaşamının bu kadar basit olmadığını, katledilmesinin bir son olmayacağını ve bunun bir cezasının olduğunu bilmesi gerekiyor. Bu noktada kamu kurumlarına çok ciddi sorumluluk düşüyor. Kadınların ekonomik, hukuki, psikolojik ve eğitim açısından güçlendirilmesi gerekiyor. Kadın güvenli alanda olmadığı sürece bu eşitsizlik ortadan kalkmayacaktır” ifadelerini kullandı.
‘Kadının yaşam hakkı güvenceye alınmalı’
İstanbul Sözleşmesi’ne işaret eden Pınar Kutevi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sistem faili takip etmek zorunda. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olduğunun belirtilmesi gerekiyor. Uluslararası bir sözleşme olduğu için kadın kendini güvende hisseder. Kadınların başvurdukları mekanizmalar çok hızlı bir şekilde işletilmelidir. Kadın şiddet karşısında başvuruda bulunduğu zaman sadece koruma kararı ile sınırlı kalmamalıdır. Uzaklaştırma verilen failin sonrasında neler yapacağı çok önemlidir. Kadını koruma kararının bittiği günün ertesi günü failin kadını katlettiği ya da daha koruma kararı olduğu hâlde kadını katlettiği çok fazla örnekle karşılaştık. Kadının yaşam hakkının tam anlamıyla güvence altına alınması gerekiyor. 6284 sayılı kanun kadına güven veren bir kanundur. Bunun yaşama geçmesi bizler açısından çok önemlidir ve İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olunması çok daha önemlidir.”



