• Ana Sayfa
  • Dünya - Diplomasi
  • Ermenistanlı siyasetçi Sargis Khandanyan: Vizyonumuz barışı kurumsallaştırmak ve komşularımızla ilişkileri normalleştirmek

Ermenistanlı siyasetçi Sargis Khandanyan: Vizyonumuz barışı kurumsallaştırmak ve komşularımızla ilişkileri normalleştirmek

Ermenistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı ve iktidar partisi milletvekili Sargis Khandanyan ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; Ermenistan-Azerbaycan barış sürecini, TRIPP projesini, Türkiye ile ilişkilerin geleceğini ve ülkenin yeni jeopolitik vizyonunu konuştuk.

Ermenistanlı siyasetçi Sargis Khandanyan: Vizyonumuz barışı kurumsallaştırmak ve komşularımızla ilişkileri normalleştirmek
Foto: Ararat'ın Erivan'dan görünümü / Evin Jiyan Kışanak
  • Yayınlanma: 6 Haziran 2026 11:08
  • Güncellenme: 6 Haziran 2026 12:03

Ermenistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Sargis Khandanyan, İlke TV’ye verdiği röportajda Ermenistan’ın önümüzdeki dönemdeki siyasi ve ekonomik önceliklerini anlattı. Ermenistan ile Azerbaycan arasında yürütülen barış sürecinin toplum tarafından desteklendiğini söyleyen Khandanyan, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinin önünde Ermenistan açısından herhangi bir engel bulunmadığını belirtti. Sınırların açılmasının hem Ermenistan hem de Türkiye’nin doğu bölgeleri için önemli ekonomik fırsatlar yaratacağını ifade eden Khandanyan, ABD destekli TRIPP projesinin ise Ermenistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü temelinde bölgesel ulaşım sorunlarına çözüm sunduğunu savundu. Rusya ile yaşanan ticari gerilimlere de değinen Khandanyan, Avrupa pazarlarının Ermeni ürünlerine açılmasının ülkeye yeni imkanlar sunduğunu söyledi.

İktidar partisi saflarında yer alan bir siyasetçi olarak, partinizin mevcut programından ve topluma vaat ettiğiniz temel vizyondan bahseder misiniz?

Parti programımızın ana odağı ve temel mottomuz, Ermenistan halkı için barışın yanında saf tutmaktır. Bu doğrultuda en büyük vizyonumuz; Ermenistan ile Azerbaycan arasında başlayan barış sürecini kalıcı hale getirmek ve bölgede istikrarlı bir gelecek inşa etmektir. Önümüzdeki beş yıllık projeksiyonumuz tamamen bunun üzerine kurulu. Barış sürecini kurumsallaştırmak ve komşularımızla ilişkilerimizi tamamen normalleştirmek adına Ermenistan halkından güçlü bir yetki istiyoruz.

Bunun yanı sıra, barışın tesisiyle birlikte Ermenistan için çok ciddi ekonomik fırsatların doğacağına inanıyoruz. Özellikle komşularımızla sınırların açılması ve bizim için hayati önem taşıyan TRIPP projesinin hayata geçmesi, Ermenistan’ı yoğun bir ekonomik trafiğin merkezi haline getirecektir. Bu ekonomik hareketlilik; eğitimden sağlığa kadar pek çok alanda sosyal refahı ve gelişimi de beraberinde getirecek. Halkımıza, son beş yıldır attığımız bu adımları önümüzdeki beş yılda da kararlılıkla sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.

“Ekonomimiz son beş yılda iki kat büyüdü”

Peki, sahada durum nasıl? Son dönemde halkın arasında, meydanlardaydınız. Toplum bu barış sürecini nasıl karşılıyor, tepkiler ne yönde?

Sargis Khandanyan: Son dört haftadır Ermenistan’ın kuzeyinden güneyine kadar neredeyse tüm bölgelerini ziyaret ettik. Gözlemimiz şu ki; halkımız barış sürecinin getirdiği somut sonuçları gerçekten takdir ediyor. En önemlisi, çatışmalar yüzünden kimsenin hayatını kaybetmediği veya yaralanmadığı iki yılı geride bıraktık. Bu durum, uzun yıllar bu travma ve stresle yaşamak zorunda kalan Ermenistan halkı için paha biçilemez bir nefes oldu.

Geçmişteki çatışma ortamı, Ermenistan’a yatırım yapılmasının ve iş dünyasının büyümesinin önündeki en büyük engeli oluşturuyordu. Barışın ekonomik yansımasını rakamlarla da görüyoruz: Ermenistan’ın GSYİH’si ve kişi başına düşen milli geliri son beş yılda iki katına çıktı. Toplum, bu refah artışının doğrudan barışın bir sonucu olduğunun bilincinde. Üstelik bu süreç sadece kağıt üzerinde de kalmadı; Ermenistan ile Azerbaycan arasında başlayan ticaret, yolların açılması, Azerbaycan demiryollarının kullanımı ve artık Ermeni ürünlerinin Gürcistan ile Türkiye yolları üzerinden taşınabilmesi gibi çok somut, üreticimiz için can suyu olan gelişmeler yaşıyoruz.


Foto: Evin Jiyan Kışanak / Erivan

“TRIPP Projesi egemenliğimizin güvencesidir”

Türkiye-İran sınırına ve bölgesel projelere değineceğim ancak öncesinde ABD boyutu var. Trump yönetiminin Başbakan Paşinyan’a ve bu sürece desteği çok konuşuldu. Bu destek iç ve dış politikada nasıl bir yankı buldu?

Başkan Trump’ın ve ABD yönetiminin bu bölgeye barış getirilmesindeki rolü son derece kritikti. Kuşkusuz Ermenistan ve Azerbaycan barış anlaşmasını ikili düzeyde müzakere etti ve şimdiden pek çok önemli aşamayı kaydetti. Sınır belirleme sürecini de yine ikili görüşmelerle başlattık. Ancak tarafların uzlaşmakta zorlandığı son virajlarda, ABD’nin pozisyonları yakınlaştırıcı rolü hayati bir işlev gördü.

Burada TRIPP projesinin Ermenistan halkı nezdinde neden bu kadar büyük bir destek gördüğünü açmak gerekir. Müzakerelerde en çetin başlık, bölgesel bağlantı yolları ve koridorlar meselesiydi. Azerbaycan, Ermenistan toprakları üzerinden “bölge dışı koridor” (ekstra-teritoryal) anlatısını sürekli gündemde tutuyordu ki bu bizim kırmızı çizgimizdi. Biz her zaman sınırlarımızı, yollarımızı ve demiryollarımızı komşularımıza açmaya hazır olduğumuzu ancak bunun mutlaka Ermenistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü dahilinde olması gerektiğini savunduk. İşte TRIPP projesi, pek çok aktörün pay sahibi olmak istediği o karmaşık jeopolitik krize harika bir “ekonomik iş çözümü” getirdi. Ermenistan ve ABD hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, bu projenin tamamen Ermenistan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü altında yürütüleceğini garanti altına alıyor.

Başkan Trump’ın desteğine gelince; halkımız bunu çok olumlu algıladı. Çünkü bu destek şahıslara veya partimize değil, Ermenistan ile ABD arasındaki stratejik ortaklığa verilen bir destekti. Başlangıçta içeride “49-50 yıllık bir proje çok uzun değil mi?” yönünde tartışmalar olduysa da, halkımıza ABD’nin Ermenistan için önümüzdeki 100 yılı kapsayan bir vizyonu olduğunu, bunun bölgeye istikrar ve büyük ekonomik faydalar sağlayacağını anlattık ve bu destek toplumda karşılık buldu.


Foto: Evin Jiyan Kışanak / Erivan

“Rusya’nın ticari engellerine karşı Avrupa alternatifini geliştiriyoruz”

Bu süreçte Rusya’dan bir baskı hissediyor musunuz? Son günlerde ticari alanda bazı gelişmeler yaşandı galiba…

Evet, son birkaç gündür Rus hükümetinden şaşırtıcı bazı hamleler gördük. Biliyorsunuz Rusya, özellikle tarım ürünlerimiz için Ermeni üreticilerin en büyük pazarı konumunda. Rus yetkililer, bazı laboratuvar ve inceleme testlerini gerekçe göstererek Ermeni tarım ürünlerinin ülkeye girişini engelledi. Ancak biz bu ürünlerin kalitesinden ve standartlara uygunluğundan eminiz; keza aynı ürünler kendi iç pazarımızda da tüketiliyor. Dolayısıyla bu hamlelerin arkasında siyasi bir arka plan olduğunu görüyoruz.

Ancak bu durum bizi aşırı derecede endişelendirmiyor. Geçmişte de Rusya ile benzer krizler yaşadık; genellikle hükümetler düzeyinde masaya oturup bu sorunları diyalogla çözüyoruz. Diğer taraftan bu tür krizler bizi alternatif pazarlar aramaya teşvik ediyor ve şimdiden çok olumlu sonuçlar alıyoruz. Bugün pek çok Avrupa ülkesi, kapılarını Ermeni tarım ürünlerine açmış durumda. İşte bu yüzden bölgesel işbirliği ve sınırların açılması bizim için kritik önemde. Ermeni üreticiye ne kadar çok alternatif sunabilirsek o kadar güçlü oluruz. Bu bağlamda Ermenistan-Türkiye sınırının açılmasını da dört gözle bekliyoruz; çünkü bu sınır bizim için hayati bir lojistik rota anlamına geliyor.


Foto: Evin Jiyan Kışanak / Erivan

“Türkiye sınırının açılması için Ermenistan tarafında hiçbir engel yok”

Türkiye sınırına değinmişken, bu aslında çok uzun ve köklü bir hikaye. Türkiye tarafında nasıl bir yaklaşım bekliyorsunuz? Sürecin tıkanmaması için daha fazla ne yapılmalı?

Tüm komşularınızla açık sınırlara sahip olmak, modern dünyada sürdürülebilir bir ekonomi için şarttır. Bu durumun sadece Ermenistan için değil, Türkiye’nin özellikle doğu bölgeleri için de ciddi bir ekonomik sıçrama yaratacağına inanıyorum. Sahada her iki toplumda da bu yönde güçlü bir beklenti var.

Normalleşme müzakerelerine gelecek olursak; şu an Ermenistan tarafında Türkiye ile ilişkileri tamamen normalleştirmek, diplomatik misyonları başlatmak ve sınırı açmak için hiçbir engel bulunmuyor. Bizim Türk hükümetinden beklentimiz, somut ve cesur adımlar atmasıdır; zira sınır Türkiye tarafından kapatılmıştır. Özel temsilcilerin daha önce vardığı mutabakat doğrultusunda, sınırın en azından üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahipleri için bu yılın başına kadar açılmasını umuyorduk, ancak bu henüz gerçekleşmedi.

Yine de iyimserliğimizi koruyoruz. Son dönemde Türk Hava Yolları’nın Ermenistan uçuşlarına başlaması, Ahılkelek-Kars demiryolunun Ermeni işletmelerine açılması ve tarihi Ani Köprüsü’nün restorasyonu projesindeki ilerlemeler umut verici gelişmeler. Özetle, Ermenistan hükümeti ve toplumu ilişkileri normalleştirmeye ve sınırları herkes için açmaya tamamen hazırdır.

“29.743 kilometrekare bizim gerçek anavatanımızdır”

Ülke içinde yürüttüğünüz harita tartışmalarına değinmek istiyorum. Ermenistan haritasını meydanlarda göstererek neyi amaçlıyorsunuz? Toplumun buna reaksiyonu ne oldu?

Bu tartışma esasen 2022 sonbaharında, Ermenistan ve Azerbaycan’ın Almatı Deklarasyonu’nu temel alarak birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanımasıyla başladı. Bu deklarasyon, eski Sovyet cumhuriyetlerinin 1991 yılındaki idari sınırlarının devlet sınırı olarak kabul edilmesi anlamına geliyor.

Biz halkımıza çok net bir şey söyledik: “Burası Ermenistan Cumhuriyeti’dir ve yüzölçümü tam olarak 29.743 kilometrekaredir. Burası bizim gerçek anavatanımızdır.” Eğer biz bu sınırlar içerisinde kendi toprak bütünlüğümüzü kesin olarak tanımlamaz ve sahiplenmezsek, bu durum komşularımızın da bizim toprak bütünlüğümüzü tanımamasına ve farklı jeopolitik iştahların kabarmasına yol açar. Biz yeni bir anavatan arayışında değiliz, var olan anavatanımızı koruyoruz. Tarihimizde büyük sınırlarımızın olduğu kahramanlık dönemleri de var, çok trajik kayıplar yaşadığımız dönemler de… Geçmişi unutmadan, ondan ders çıkararak geleceğe bakmak zorundayız. Kendi sınırını bilmeyen bir devletin, gelecek için doğru bir planı olamaz. Kampanyamız boyunca insanlara bunu anlattık ve gördük ki halkımız sahip olduğumuz bu egemen ülkenin değerini çok iyi biliyor. Dünyada kendi devletine sahip olamamış binlerce ulus varken, biz bu şansa sahibiz ve bunun kıymetini bilmeliyiz.


Foto: Evin Jiyan Kışanak / Erivan

“Genç nesle ağır yüklerden arınmış bir gelecek bırakmak istiyoruz”

Genç neslin siyasete ve seçimlere yaklaşımı nasıl? Onları sandığa gitmeye ikna etmek için ne söylüyorsunuz?

Gençlerin siyasete mesafeli durması aslında küresel bir trend ve bunu Ermenistan’da da hissediyoruz. Ancak bu seçim kampanyasında gençlerin de yavaş yavaş süreçle ilgilenmeye başladığını memnuniyetle gözlemledik. Umuyoruz ki sandığa giderek iradelerini yansıtacaklar.

Biz genç siyasetçiler olarak, Ermenistan’ın kronikleşmiş iç sorunlarının ve bitmek bilmeyen çatışma ortamının çok ağır yükünü devraldık. Bizim en büyük gayemiz, arkamızdan gelen genç neslin bu ağır yükleri taşımak zorunda kalmamasıdır. Onlara hayatlarını kendi istedikleri gibi, özgürce ve güvenle inşa edebilecekleri fırsatlar yaratmak istiyoruz. Kendi gençliğimle kıyasladığımda, bugünkü Ermenistan gençliğinin yaşam kalitesinin çok daha iyi bir noktada olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Onlara bu standardı daha da yukarıya taşıyacağımızın sözünü veriyoruz.

“Hedefimiz parlamentoda anayasal çoğunluğu elde etmek”

Son olarak, bu seçimlerden beklentiniz nedir ve seçim sonrası için planladığınız anayasa değişikliği takvimi nasıl işleyecek?

Açıkçası kendimize güvenimiz tam. Kampanya boyunca halkımızdan çok güçlü bir destek gördük. Temel hedefimiz parlamentoda anayasal çoğunluğu elde etmek, ancak her halükarda tek başımıza hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşacağımızdan oldukça eminim.

Anayasa değişikliği ise zaten parti programımızda yer alan ve meydanlarda halkla paylaştığımız bir taahhüttü. Tabii ki öncelikle belgenin taslağını netleştirmemiz, ardından geniş kitlelerle şeffaf bir kamuoyu tartışması yürütmemiz gerekiyor. Bu demokratik süreç biraz zaman alacaktır. Bu seçimler, halkın bu reform maddesine ne kadar kredi verdiğini de gösterecek. Kesin bir tarih olmamakla birlikte, bu teknik süreci hızlandırarak bu yılın sonuna doğru bir referandum gerçekleştirmeyi umuyoruz.

Değerli açıklamalarınız ve zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim, çok sağ olun.