Çocuk yaştayken Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından tecavüze maruz kalan ve daha sonra faille evlendirilen Fatmanur Çelik, 8 yaşındaki kızının da aynı şahıs tarafından yıllarca tecavüze maruz kaldığı gerekçesiyle İstanbul Adliyesi önünde günlerce adalet nöbeti tuttu.
Fatmanur Çelik, adalet mücadelesini sürdürürken, “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” dedi.
3 Mart tarihinde ise İstanbul’un Zeytinburnu sahilinde Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu.
Hifa İkra Şengüler’in, Ayhan Şengüler tarafından tecavüze maruz kalmasından dolayı açılan davanın karar duruşması Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülüyor.
Dosyayı savunmanlığını üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin Genel Sekreteri avukat Çisel Demirkan Sakallı, dosyaya ilişkin konuştu.
Dernek olarak kendilerine gelen başvurulara dair avukatlık ve psikolojik destek sunduklarını ifade eden Çisel Demirkan Sakallı, Hifa İkra Şengüler’in dosyasına da bu kapsamda ulaştıklarını söyledi.
Dosyanın sansüre ve baskıya uğradığını, dosyada “beraat kararı verilmeye doğru gidildiğini” dile getiren Çisel Demirkan Sakallı, fail Ayhan Şengüler’in nüfuzunu kullanarak dosyaya müdahale ettiğinin altını çizdi.
Tarikatların olduğu bu tür dosyalarda ciddi sorunlar yaşadıklarını söyleyen Çisel Demirkan Sakallı, ilgili bakanlıklarında kadın ve çocukları duymamazlıktan geldiğini ifade etti. Çisel Demirkan Sakallı, “AKP bizi zorla bir karanlığın içine itmeye çalışıyor. Bir karanlığın varlığına inandırıp kadınları ve çocukları baskılamaya çalışıyor” dedi.
Failin en yüksek cezayı alması için mücadele edeceklerinin vurgulayan Çisel Demirkan Sakallı, devletin kadınları ve çocukları koruması gerektiğini belirterek, tüm kadınların yarın görülecek duruşmaya katılması çağrısında bulundu.
‘Mücadelesini büyütmemiz gerekiyor’
Dayanışma ve mücadele dışında başka çarelerinin olmadığını dile getiren Çisel Demirkan Sakallı, “Bunun en açık örneği bu dosya. Bu kadın aylarca adalet nöbeti tuttu. Çocuğu için kendisinin uğradıklarından vazgeçerek bir anne olarak çocuğu için mücadele etti. O kadının mücadelesini alıp daha da büyütmemiz gerekiyor. Başka çocuklar ve kadınlar ölmesin. Biz haklarımızı mücadele ede ede alacağız. Kavga ede ede alacağız ve hatırlatacağız. 6284’ü uygulamak zorunda olduklarını, devletin kadını ve çocuğu korumak zorunda olduğunu, İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede kaldırmış olmalarının hukuki bir temele dayanmadığını, haklarımız olduğunu, Medeni Kanun’dan, Anayasa’dan kaynaklanan haklarımız olduğunu ve bunları kimsenin elimizden alamayacağını 5 Mayıs’ta bir kere daha haykırmamız gerekiyor” dedi.
Şüpheli kadın katliamlarında Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın sorumluluklarını yerine getirmediğini ifade eden Çisel Demirkan Sakallı, özellikle sonu ölümle tamamlanmış tecavüz dosyalarının incelenmesinin detaylı yapılmadığını vurguladı. Çisel Demirkıran Sakallı, “Olay yerinden doku ve süprüntü örnekleri alınmıyor. Cinayet sonrasında cinayeti yürüten kolluk, failin beyanlarına dayanarak ‘Senin kızın da aldatmış olabilir mi’ diye garip garip sorular soruyorlar. Olayı, olayın içeriğini, koruma kararı neden uygulanmadığını, kadının bu sürece karşı neler yaşadığını, nasıl öldürüldüğünü, olay yerinde neler tespit edildiği konularını bakmıyorlar. Devlet, mağdurun ailesini suçlamayı tercih ediyor. Dosyaya yalancı sanıklıklar sokulabiliyor” ifadelerine yer verdi.
‘Korumayan hiç kimse yargılanmadı’
Kadınların koruma kararına rağmen katledildiğini vurgulayan Çisel Demirkan Sakallı, “Bu dosyada karşıda güçlü ve devletin de desteğini almış bir vakıf var. Bir cemaat, bir tarikat var. Diğer cemaat ve tarikat dosyalarında olduğu gibi burada da aynı süreç götürülüyor. Katledilen Meliha Keskin’in 20’den fazla koruma kararı vardı. Döne Bozdemir’in aynı şekilde. Bunlar öldürülürken sanığın bacağındaki elektrik kelepçe ötüyordu ve Ankara’nın merkezindeydiler ve bir tane polis gelmedi ve sadece katil yargılandı. Ama görevini ihmal eden elektronik kelepçeye rağmen onları korumayan hiç kimse yargılanmadı. Fatmanur, Hifa da buradan çok bağımsız değil. Bu dosyaya nasıl etki edilmeye çalışıldığı, bu dosyada yaşanan hukuksuzlukları bütün basın ayrı ayrı tek tek yazdı. Biz buraya karşı mücadele etmek zorundayız” dedi.
Devlete bağlı yurtlarda da istismar vakalarının yaşandığını belirten Çisel Demirkıran Sakallı, “Bu dosyaların istisnasız, açık ve asli faili bu görevi ihmal edenler ve yerine getirmeyen devlet kurumlarıdır” dedi. Bu tür dosyalarda iktidarın gerçek hakimiyetinin ortaya çıktığını kaydeden Çisel Demirkıran Sakallı, yargıdaki adaletsiz kararlar nedeniyle insanların geri adım attığına işaret ederek, “İnsanlar hak arama mücadelesinden vazgeçmeye başladı. Bunun böyle olmasının en büyük müsebbibi zaten bu iktidar. Bu nedenle işler düzgün ilerlemiyor. Çünkü istedikleri şey bir karanlık yaratmak. Karanlık büyüsün ki sömürü daha rahat olabilsin ve sermaye sınırı daha çok beslenebilsin. Ama bunun tam aksi bir tablo da var. Biz mücadele ettiğimizde, hakkımız olanları bize teslim etmeleri için bağırdığımızda haklarımızı geri alabiliyoruz. Biz kadınlar olarak seçme seçilme hakkımız, aktif siyasette bulunma hakkımızdan o kadar kolay vazgeçemeyiz” diye konuştu. (MA)




