• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra davası: ‘Erkek adalet değil gerçek adalet’

Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra davası: ‘Erkek adalet değil gerçek adalet’

Üç yaşındaki Hifa İkra Şengüler’e tecavüz etme suçundan yargılanan Kuran’a Hizmet Vakfı Yöneticisi Ayhan Şengüler’in tutuklanmasını isteyen kadınlar, “Hesap sormak için buradayız” dedi. Duruşmada kadın örgütlerinin katılma talepleri reddedilirken, hâkim reddi talebi 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra davası: ‘Erkek adalet değil gerçek adalet’
Foto: Evrim Kepenek/bianet
Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra davası: ‘Erkek adalet değil gerçek adalet’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Mayıs 2026 10:54
  • Güncellenme: 5 Mayıs 2026 14:43

Kuran’a Hizmet Vakfı yönetici A.Ş, hakkında, üç yaşındaki çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görüldü.

Duruşma öncesinde kadın örgütleri de adliye önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklamaya TİP Millietvekili Seda Kadıgil, EMEP Milletvekili Sevda Karaca ve CHP İstanbul Kadın Kolları Başkanı hatice Dursun Selli de destek verdi.

Açıklamada, “İstismar görmezden gelindi, failler korundu. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için adalet” pankartı açtı. “Erkek adalet değil, gerçek adalet” , “Koruma aklama failleri yargıla” ve “Fatmanur Çelik isyanımızdır” sloganları atıldı.

‘Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in ölüme sürüklenmesinin telafisi mümkün olmayan bir ihmal olduğunu belirten Beyza Bölükbaşı, “Fatmanur’un ‘Başıma bir şey gelirse intihar demeyin’ demesi de tam olarak bu yüzdendir! Bu sözler bir sadece bir uyarı değil aynı zamanda bir tanıklıktı. Devletin, yargının, kurumların kendisini koruyamayacağını bilen bir kadının tanıklığı” dedi.

‘Sorumlu devlettir’ 

Bugün hesap vermesi gerekenin sadece istismar faili Ayhan Şengüler’in olmadığını ifade eden Beyza Bölükbaşı, “Bu ölümleri mümkün kılan kurumsal sorumsuzluktur, bakanlık ihmalidir, devlet suskunluğudur. Fatmanur ve Hifa İkra’nın ölümü şüpheli bir ölümdür tıpkı başka birçok kadın ve çocuk ölümü gibi. Biz henüz daha deliller toplanmadan, alelacele ‘intihar’ olarak nitelendirilen onlarca ölümün cinayet olduğunu, mücadelemizle ortaya çıkarmış kadınların ülkesindeyiz. Fatmanur ve Hifa İkra’nın ölümünün de hesabını sormaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Takipçisi olacağız’ 

İstismar faili Ayhan Şengüler’in “derhal” tutuklanıp en ağır cezaya çarptırılması gerektiğini vurgulayan Beyza Bölükbaşı, “Bu mahkeme salonundan çıkacak karar, cezasızlığa değil adalete kapı aralamak zorundadır. Öte yandan bu dava bugün kritik bir eşikte durmaktadır: Katılım tarafı kalmamış olan bu davanın takipsiz bırakılması kabul edilemez. Türkiye Barolar Birliği, ilgili barolar ve kadın örgütleri bu davada müdafi olarak yer almalıdır; bu hem bir hak hem de bir zorunluluktur. Biz bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız” diye kaydetti.

‘İkra’nın dosyası bize emanet’ 

Ardından konuşan Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, “Arkamda bugün ölü bir çocuğun istismar davası görülüyor. Babası tarafından istismar edilmiş ölü bir çocuk. Çok iyi bilsinler ki Fatmanur’un davası, tıpkı Gülistan’ın davası gibi, tıpkı adını bilip bilmediğimiz yüzlerce, binlerce hemcinsimiz gibi bize emanet. İkra’nın dosyası da bize emanet. Bu insanların ölümünde bir parça günahı, bir parça sorumluluğu olan herkes, bu arkamda gördüğünüz cesur kadınların direnişi ve ses çıkarmasıyla karşılaşmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın ardından kadınlar, duruşmayı takip etmek üzere adliyeye geçti.

Duruşma ertelendi 

Duruşma basına ve izleyiciye kapalı olarak görüleceği belirtilirken, destek için siyasi parti temsilcileri, İstanbul Barosu yönetim Kurulu üyeleri, avukatlar yer aldı.

Mahkeme başkanı ‘rapor’ almış 

Mahkeme Başkanı’nın karar duruşması günü “hastalık” gerekçesiyle rapor aldığı ortaya çıktı.

İstanbul Barosu, gizlilik kararının kaldırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, Baro’nun talebini reddetti.

Savcı, mirasçıların dosyaya davet edilmesi ve sanık Ayhan Şengüler hakkında bir sonraki celseye zorla getirilmesine mütalaa verdi.

Mahkeme Başkanı katılma taleplerinin tümüne yönelik değerlendirmeler üzere 20 dakika ara verdi.

Mahkeme  sanığın duruşmaya getirilip getirilmeyeceğinin ilerleyen günlerde değerlendirileceğini açıkladı.

Fatma Nur Çelik’in ailesine davaya taraf olup olmak istemeyeceği sorulacak.

Duruşma ise 14 Ekim tarihine ertelendi. Avukatlar alkışlarla protesto ederek adliyeden çıktı.

‘Onları korumayan devlet kurumları da sorumludur’

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcisi Müjde Tozbey, görülen duruşma sonrası yaptığı açıklamada hem yargı sürecine hem de ilgili kurumlara tepki gösterdi.

Müjde Tozbey, kadın örgütleri olarak Fatmanur ve Hifa için bir araya geldiklerini belirterek, “Fatmanur ve Hifa öldüler, öldürüldüler. Ancak onların katili yalnızca tecavüzcü koca ve baba değil. Aynı zamanda onları korumayan devlet kurumları da sorumludur” dedi.

Müjde Tozbey, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nı da sorumluluk almakla eleştirerek, sürecin aylarca kamuoyunun gözleri önünde yaşandığını vurguladı. Fatmanur’un defalarca korunma talebinde bulunduğunu hatırlatan Tozbey, “Adliyede oturma eylemi yaptı. ‘Beni ve kızımı koruyun, öldürüleceğiz’ dedi. Ancak bugün maalesef aramızda değiller” dedi.

‘Hifa’ya erkeklerin yanında ‘baban sana dokundu mu? diye soruldu’

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ise karar çıkmadı. Tozbey, mahkeme başkanının sağlık raporu alarak duruşmaya katılmaması nedeniyle yargılamanın sonuçlanamadığını söyledi.

Mahkeme sürecinde yaşananlara da dikkat çeken Tozbey, 6 yaşındaki Hifa’nın daha önce duruşma salonunda verdiği ifadenin travmatik koşullarda alındığını belirtti. Küçük çocuğun, kalabalık bir salonda defalarca aynı sorulara maruz bırakıldığını aktaran Tozbey, “Hifa’ya 25 kez ‘Baban sana dokundu mu?’ diye soruldu. Birçok erkeğin bulunduğu ortamda kendisini ifade etmeye çalıştı. Buna rağmen söyledikleri yeterli görülmedi” dedi.

Tozbey, Hifa’nın ifadesinde, babasının kendisine defalarca istismarda bulunduğunu, ancak annesini öldürmekle tehdit ettiği için bunu uzun süre söyleyemediğini anlattığını aktardı. “Kabuslarım bitmeyince anneme söyledim” diyen çocuğun, daha sonra doktora götürüldüğünü ve ifadesinin doğrulandığını belirtti.

‘Taleplerimiz yine reddedildi’

Kadın örgütlerinin duruşmada bir dizi talepte bulunduğunu belirten Tozbey, bu taleplerin mahkeme tarafından reddedildiğini söyledi. Kamuoyunun dosya hakkında bilgi alma hakkı olduğunu dile getirdiklerini ifade eden Tozbey, ayrıca sanığın tutuklanmasını talep ettiklerini aktardı.

“Her duruşmaya gelen istismarcı baba bugün duruşmaya gelmedi. Artık davayı ciddiye almadığı açık. Tutuklanmasını istedik ancak bu talebimiz de reddedildi” diyen Tozbey, kadın örgütlerinin davaya müdahil olma talebinin de kabul edilmediğini belirtti.

Tozbey, “Fatmanur ve Hifa artık kendilerini savunamıyor. Aileleri de onları savunmuyor. Bu nedenle bizlerin davaya katılmasını istedik. Ancak mahkeme bunu da reddetti” dedi.

‘Bizi değil, aileyi dinleyecekler’

Mahkemenin aldığı bir başka karara da tepki gösteren Tozbey, Fatmanur’un ailesinin duruşmaya çağrıldığını ifade etti. Tozbey, “Mahkeme, Fatmanur’un istismarcısıyla evlenmesine neden olan aileyi dinlemek istiyor. Onlara ‘damadınızdan şikayetçi misiniz?’ diye sorulacak. Yıllardır bu süreci takip eden bizlere değil, o aileye söz veriliyor” şeklinde konuştu.

Kadın örgütleri olarak sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Tozbey, davanın ileri bir tarihe ertelendiğini belirterek, “Duruşma 14 Ekim’e ertelendi. Biz buradayız ve mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

‘Adalet geciktiriliyor, sistem korumadı’

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan Sorumlu Aylin Nazlıaka açıklamada, Fatmanur Çelik’in ölümünden önce yaptığı uyarıları hatırlattı.

Aylin Nazlıaka, adliye binasını işaret ederek başladığı konuşmasında, “En büyük adalet saraylarından birisinin önünde, isminde adalet olan bir sistemde adalet nöbeti tutuluyordu. Fatma Nur, ‘5 Mayıs’taki duruşmaya kadar hayatta kalacağımı zannetmiyorum’ demişti. Bugün Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa Nur aramızda değil” dedi.

Yaklaşık iki buçuk saat süren duruşmada çok sayıda kadın örgütü, baro ve siyasi parti temsilcisinin yer aldığını belirten Aylin Nazlıaka, geniş bir dayanışma sergilendiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak davaya müdahil olma talebinde bulunduklarını ifade eden Aylin Nazlıaka, hem Fatmanur’un hem de Hifa Nur’un haklarını savunmak için resmi başvuru yaptıklarını aktardı.

Ancak mahkeme heyetinin tüm katılım taleplerini reddettiğini belirten Nazlıaka, “Şu anda bu davanın ilk takipçisi olan kadın örgütleri bile dosyada taraf değil” dedi.

Dosyanın bundan sonraki aşamada aile mirasçılarının takibinde olacağını belirten Aylin Nazlıaka, buna rağmen mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı:

“Fatma Nur’un haykırışı ve Hifa’nın yarım kalan adalet mücadelesi havada kalmasın diye sonuna kadar burada olacağız. 14 Ekim’de yeniden bu salonda olacağız ve bu süreci bırakmayacağız. Adalet yerini bulana kadar mücadele sürecek.”

Gülsüm Kav: Adalet geciktiriliyor, gerçekler ortaya çıkarılmalı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Gülsüm Kav, kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele alanında çalışan bir hekim ve kadın hakları savunucusu olarak duruşma sonrası yaptığı açıklamada yargı sürecine yönelik eleştirilerde bulundu.

Gülsüm Kav, Fatmanur Çelik’in yaşamını yitirmiş olmasına rağmen yargı sürecinin hızlandırılmamasını eleştirerek şöyle dedi:

“Bu kadar önemli bir dosyada ölüm ve yaşam arasındaki gerçeklik bu kadar netken, adaletin bilinçli biçimde geciktirilmesi kabul edilemez. Yapılması gereken şey sanık hakkında derhal tutuklama kararı verilmesi, etkin bir soruşturmanın başlatılması ve dosyaların hızla birleştirilmesiydi. Ancak biz tam tersine bir tabloyla karşı karşıyayız.”

Kav ayrıca, kadın ve çocukların yaşamını yitirdiği dosyaların duruşmalarda teknik ve soğuk detaylara indirgenmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi:

“Kadınların ve çocukların hayatlarının bile bu kadar ayrıntıya sıkıştırılarak tartışıldığı bir yargı sürecini izlemekten hicap duyuyoruz.”

Kamu kurumlarının sorumluluğuna da dikkat çeken Kav, özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların koruma yükümlülüklerini hatırlaması gerektiğini söyledi.

Duruşmada müdahil olma talepleri, tutuklama talepleri ve çeşitli başvurular reddedilirken, mahkeme dosyayı ileri bir tarihe erteledi. Bir sonraki duruşmanın 14 Ekim’de görüleceği açıklandı.

‘Adalet talepleri bize emanet’

EMEP Milletvekili Sevda Karaca da hem yargı kararlarına hem de sürecin işleyişine sert eleştiriler yöneltti.

Sevda Karaca, mahkemenin verdiği kararların ve reddedilen taleplerin yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda topluma verilen bir mesaj olduğunu söyledi. Karaca, sanığın tutuklanmamasını ve gizlilik kararının kaldırılmamasını eleştirerek, bunun yıllardır süren bir cezasızlık anlayışının devamı olduğunu söyledi.

Sevda Karaca, taleplerin tamamını reddederek, gizlilik kararını kaldırmayarak ve yıllardır aramızda dolaşmasına izin verilen istismarcıyı tutuklamayarak bize bir mesaj daha verildi” dedi.

Davanın kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Sevda Karaca, “Unutturmak istiyorlar, kapatmak istiyorlar. Halkın gözünden bu adaletsizliği, tarikatların ve cemaatlerin çürümüşlüğünü kaçırmak istiyorlar” dedi.

Ne olmuştu?

Çocuk yaştayken Şengüler tarafından istismar edildiği ve daha sonra faille evlendirildiği belirtilen Fatmanur Çelik ile yine Şengüler tarafından yıllarca istismar edildiği belirtilen kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri geçen martta İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulunmuştu.

Fatmanur Çelik, Ayhan Şengüler’in kızını istismar ettiği iddiasıyla bir yıl önce dava açmıştı.

Yargılama devam ederken 13 Ocak’ta İstanbul Anadolu Adliyesi önünde adalet nöbeti başlatmıştı.

Çelik, “Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum. Bu kadar doktor raporu varken, bu kadar mücadele ederken neden evladımın alınmasıyla tehdit ediliyorum? Yanımda olması gerekenler neden karşımda” demişti. (MA/Bianet)