FAZ’dan portre-analiz: ‘Bizim Deniz Undav’ımız’

Bir halkın travmatik geçmişinden Almanya’nın kolektif geleceğine uzanan, market poşetinde taşınan kramponlardan kenetlenen ellere, herkesin yüreğini ısıtan “bizim Deniz’in” öyküsü, Frankfurter Allgemeine Zeitung’da (FAZ) yayımlandı.

FAZ’dan portre-analiz: ‘Bizim Deniz Undav’ımız’
FAZ’dan portre-analiz: ‘Bizim Deniz Undav’ımız’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 25 Haziran 2026 21:42
  • Güncellenme: 25 Haziran 2026 21:43

Göçün, sürgünün ve fermanların gölgesinde büyüyen bir halkın çocukları için futbol, yeşil bir sahadan çok daha fazlasını ifade eder; var olma ve “buradayım” deme biçimidir.

Frankfurter Allgemeine Zeitung’da (FAZ) Von Ronya Othmann imzasıyla yayımlanan portre-analiz, Almanya Milli Takımı’nın parlayan yıldızı Ezidi Kürt futbolcu Deniz Undav’ın hikayesini okuyucularıyla buluşturuyor.

Yıllarca sadece katliamlar, savaşlar ve acılarla dünya medyasının gündemine gelen bir halkın, bu kez yıldız bir golcüyle anılmasının yarattığı kırılmayı anlatan yazı; Undav’ın maruz kaldığı ırkçı saldırılardan Mesut Özil ile arasındaki ideolojik uçuruma kadar farklı tespitler sunuyor.

Bir halkın travmatik geçmişinden Almanya’nın kolektif geleceğine uzanan, süpermarket poşetinde taşınan kramponlardan kenetlenen ellere, herkesin yüreğini ısıtan “bizim Deniz’in” öyküsünün Türkçe çevirisi şöyle:


Deniz Undav bir Kürt, bir Ezidi ve bir golcü. “birlik, adalet ve özgürlük” için o kadar büyük bir doğallıkla oynuyor ki hepimizin içini ısıtıyor. Oysa onun gibi biri için hayatta hiçbir şey kendiliğinden ve doğal değildir.

“Bölgede ne zaman bir savaş çıksa, gazetelerde Kürtlerin kim olduğunu ve neden öldürüldüklerini açıklayan makaleler çıkardı” diye yazıyor Kürt-İsveçli yazar Agri Ismaïl, “Dünyanın Değeri” adlı romanında.

Yılın başlarında, Şam’ın emri altındaki İslamcıların Rojava’ya, yani Suriye’deki Kürt bölgelerine saldırdığı dönemde yine aynısı oldu. Söz konusu Kürtler olduğunda, durum onlar için genellikle pek de iyiye işaret etmez.

Ama bu sefer durum farklı. Bu sefer bir Kürt gol attı. Hem de ikincisini de attı. Videosu sosyal medyada viral olan küçük bir çocuğun sözleriyle ifade edecek olursak: “Kardeşimle birlikte sürekli ‘Deniz Undav’ diye bağırdım, çünkü bence o bir kahraman.”

Geçtiğimiz cumartesi günü pek çok kişi tıpkı bu küçük çocuk gibi hissetti. Futboldan, bir şehir güvercininin kuantum fiziğinden anladığı kadar anlasam da ben de aynı şeyi hissettim.

Deniz Undav bir Kürt ve bunu, nefret söylemi ve saldırıya uğrama korkusuyla ya da utançtan ötürü Kürtlüğünü hâlâ gizleyen insanların yaşadığı bir ülkede (Almanya’da) tamamen açıkça yaşıyor; zira kendini açıkça Kürt olarak tanıtan hemen herkes bu saldırıları deneyimliyor.

Deniz Undav bir gol attığında, düğünlerde ve aslında her fırsatta oynanan bir Kürt dansı olan “govend” (halay) oynuyor; çünkü Kürtler dans etmek için her zaman bir neden bulurlar, bir neden olmasa bile yine de dans ederler.

Tabii ki Deniz Undav da Kürt olduğu için hedef alındı. Stuttgart’ın İstanbul’da Fenerbahçe’ye karşı oynadığı bir maçta Undav’ın annesine hakaret eden yuhalamalar ve tezahüratlar yükseldi.

Undav’ın kendisine “terörist” ve “vatan haini” denilerek hakaret edildi, sosyal medyadaki paylaşımlarının altına Türk bayrakları ve kurt emojileri (Almanya’da da 12.000’den fazla taraftarı olan aşırı sağcı ‘Bozkurtlar’ın sembolü) yağdı.

Ancak Deniz Undav sadece bir Kürt değil, aynı zamanda bir Ezidi. Böylece, yüzyıllardır zulüm gören ve 2014 yılında “İslam Devleti” (IŞİD) tarafından soykırıma uğratılan bir dini topluluğua mensup. Deniz’in babası Viranşehir’den, annesi ise sınırın diğer tarafındaki Haseke’ye bağlı bir köy olan Barzan’dan geliyor.

Deniz ise Aşağı Saksonya’nın Varel kasabasında doğdu ve orada büyüdü. Bu, çok tipik bir Ezidi hikayesidir. Bugün dünya genelindeki tüm Ezidilerin yaklaşık dörtte biri, yani 250.000’den fazlası Almanya’da yaşıyor.

Deniz Undav aynı zamanda bir Alman. Tıpkı Bielefeld’de futbol formaları ve Almanya bayraklarıyla govend oynayan Kürtlerin Alman olduğu gibi Alman. Bu durum pek çok AfD (Almanya için Alternatif Partisi) taraftarının hoşuna gitmese bile.

Bugünlerde sık sık eski milli futbolcu Mesut Özil ile karşılaştırılıyor, ancak Erdoğan ile fotoğraf çektiren, hatta onu düğününe nikah şahidi olarak davet eden ve ardından üç hilal ile Bozkurt dövmesiyle poz veren Özil ile Undav arasında dünyalar kadar fark var.

Babasından dolayı Türk vatandaşlığı da olmasına rağmen Deniz Türkçe bile konuşmuyor. Neden konuşsun ki? Anadili Kürtçe. Undav’a 2023 yılında hangi takım için sahaya çıkmak istediği sorulduğunda şu yanıtı vermişti: “Birlik, adalet ve özgürlük için”.

Bizi bu denli peşinden sürükleyen şey, Deniz Undav’ın sadece Deniz Undav olmasındaki o muazzam doğallık. Ezidi-Kürt-Alman travma psikoloğu Jan İlhan Kızılhan geçenlerde şöyle yazmıştı: “Belki de Kürt davası için birçok örgütün onlarca yılda başardığından daha fazlasını başardı. Kararlarla değil. Kampanyalarla değil. Sadece varlığıyla. Milyonlarca insana şunu gösterdi: Bir Kürt ve Ezidi de Almanya milli takım oyuncusu olabilir.”

Hiçbir şeyin doğal olmadığı bir dünyada yaşanan bir doğallık bu; belki de buna en yakın şey futbol. Çünkü Kürtler ve Ezidiler futbola son derece düşkündür. En ücra köyde bile futbol oynanır. Bu arada ailemin Kuzeydoğu Suriye’deki köyünde kızlar da futbol oynuyor.

Şengal’de de futbol oynanırdı; Koço’daki eski okulda, IŞİD tarafından kurşuna dizildiklerinde erkek çocuklarının ve erkeklerin üzerinde olan kıyafetleri, aralarında ne kadar çok futbol forması olduğunu asla unutmayacağım: Borussia Dortmund, Real Madrid, FC Barcelona…

Ancak Deniz Undav ile birlikte bir Ezidi, şiddete maruz kaldığı için ya da bir kurban olarak değil, olması gerektiği gibi, goller attığı için bir kahraman olarak tüm kamuoyunun önünde parlıyor. Bunun bizim için ne anlama geldiğini anlamak için tarihimizi bilmeniz gerekir.

Makine operatörlüğü eğitimi alan, hiçbir elit altyapı akademisinden geçmeyen, tırnaklarıyla kazıyarak yukarı tırmanan, kramponlarını lüks bir çantada değil, süpermarket poşetinde taşıyan Deniz Undav.

Bu bir rol değil, Deniz’deki başka hiçbir şeyin rol olmadığı gibi. Döneri ve Kürtlerin pirinç ve et yemeği olan “Goşt û birinci” (Etli Pilav) seven, goller atan bu Deniz, bizden biri.

Ve bu “biz”, tıpkı Deniz’in her zaman oynadığı halay gibi kapsayıcı bir “biz”.

Zor değil, sadece diğerinin elini tutmanız ve kendinizi o akışa bırakmanız yeterli. Antonio Rüdiger de bunu zaten başardı.