Fransa’da Sarı Yelekliler hareketinden aktivistler, öğrenciler ve sendikalar, hayat pahalılığı krizini protesto etmek için cumartesi günü yeniden sokaklara çıkmaya hazırlanıyor. Öğrenciler, yetersiz buldukları okul koşullarının iyileştirilmesi talebiyle eylemlerini sürdürürken, gösterilere Genel İş Konfederasyonu (CGT) üyelerinin de katılması bekleniyor.
17 Eylül’de eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başlayan lise eylemleri, başkent Paris’in yanı sıra Strazburg, Lyon ve Rennes başta olmak üzere ülkenin birçok kentine yayıldı. Lise öğrencilerinin başlattığı protestolar, üniversite öğrencileri ve sendikaların katılımıyla devam ediyor.
17 Ekim’de düzenlenen büyük protestoların ardından gerçekleştirilecek yeni eylemler öncesinde ülke genelinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Gösteri yasakları, polis müdahaleleri ve geçen haftaki olaylarla bağlantılı soruşturmalar ile tutuklamalar, cumartesi günkü eylemlerin gündemindeki başlıca konular arasında yer alıyor.
Ülke genelinde 70 bin polis ve jandarma görevlendirildi
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, cuma günü yaptığı açıklamada güvenlik güçlerinin RAID, GIGN ve BRI gibi özel müdahale birimleriyle destekleneceğini duyurdu. Helikopter, zırhlı araç ve tazyikli su araçlarının da kullanılacağını belirten Nuñez, kamu düzeninin sağlanması konusunda geri adım atılmayacağını söyledi.
Hükümetin ülke genelinde 70 bin polis ve jandarmayı görevlendirmesi, geçen hafta yaşanan yağma ve şiddet olaylarının ardından yeni çatışmaların önlenmesini amaçlıyor. Ancak güvenlik önlemleri, gösteri hakkı ve polisin müdahale sınırları konusundaki tartışmaları da beraberinde getirdi.
Lyon, Nice ve Montpellier’in de aralarında bulunduğu bazı kentlerde kimi gösteriler güvenlik gerekçesiyle yasaklandı. Paris ve Marsilya başta olmak üzere çok sayıda yerde ise yürüyüşlerin düzenlenmesi bekleniyor. Yetkililer, olası zararları sınırlamak amacıyla bazı yürüyüş güzergâhlarını alışveriş caddelerinden ve kamu binalarından uzaklaştırdı.
Paris’te yürüyüş güzergâhı değiştirildi
Paris polisi, başlangıçta Bastille ile Nation meydanları arasında yapılmasına izin verdiği yürüyüşün güzergâhına ilişkin kararını cuma günü değiştirdi. Yeni kararla yürüyüş için başkentin güneydoğusunda, Porte d’Italie ile Porte de Vincennes arasındaki güzergâh önerildi.
Karara tepki gösteren sendikalar, önceden planlanan güzergâhta yürümekte kararlı olduklarını açıkladı.
Radikal sol Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) partisinin lideri Jean-Luc Mélenchon, X hesabından yaptığı paylaşımda yetkililerin gösterileri aksatmaya çalıştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yetkililer bir kez daha yürüyüşleri aksatmaya çalışıyor ve gösterileri yeniden düzenlemeleri için örgütlere gerçekçi olmayan süreler dayatıyor. Bu tür yöntemler ülke genelinde giderek yaygınlaşıyor.”
Mélenchon, göstericilere sendikaların yönlendirmelerine uyma çağrısı da yaptı.
Yeşiller Partisi lideri Marine Tondelier ise son dakika güzergâh değişikliklerinin göstericilerin dağılmasına yol açabileceğini belirterek, “Bu son dakika güzergâh değişiklikleri, göstericilerin dağılmasına yol açacak. Geçen hafta sonu yaşananlardan çıkarılan dersler düşünüldüğünde bu son derece sorunlu ve tehlikeli” dedi.
Paris’in simge mekânlarından Louvre, Orsay Müzesi, Picasso Müzesi ve Grand Palais’nin cumartesi günü kapalı kalacağı bildirildi. Paris’in güneyindeki Orleans kentinde de cumartesi günü bir gösteri düzenlenecek.
Ulusal Birlik kongresi öncesinde aşırı sağa karşı protesto çağrısı
Fransa’da cumartesi günü düzenlenmesi beklenen eylemler, hayat pahalılığı ve eğitim koşullarına yönelik protestolarla sınırlı değil. Yaklaşık 50 örgüt, Marine Le Pen’in milliyetçi ve göç karşıtı Ulusal Birlik (Rassemblement National – RN) partisinin iki gün sürecek kongresi sırasında aşırı sağa karşı protesto çağrısı yaptı.
Gelecek ilkbaharda yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde gerçekleştirilen kongreye karşı düzenlenecek gösterinin çağrıcıları arasında sendikalar, sol siyasi partiler, öğrenci örgütleri ve ırkçılık karşıtı gruplar bulunuyor.
Loiret Valisi Hugues Moutouh, ülke genelinden 20 bin ila 30 bin göstericinin katılımının beklendiğini açıkladı.
Anketlerde gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçiminin favorisi olarak gösterilen Marine Le Pen, kamu yayıncısı FranceInfo’ya yaptığı açıklamada sol örgütleri ve siyasi partileri, “bir siyasi partinin demokratik kongresini sekteye uğratmaya çalışmakla” suçladı.
Le Pen, hükümetin kongrenin güven içinde gerçekleştirilmesini sağlayacak önlemlere ihtiyaç olduğunu kabul ettiğini belirterek güvenlik konusunda “hiçbir endişesi olmadığını” söyledi.
Geçen haftaki olaylarda 232 kişi cezaevine konuldu
Adalet Bakanı Gérald Darmanin, 17 Ekim hafta sonunda yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 232 kişinin cezaevine konulduğunu, 1.144 kişinin savcılık önüne çıkarıldığını açıkladı. Darmanin ayrıca savcıların örgütlü suç kapsamında 263 ayrı işlem başlattığını bildirdi.
Darmanin’in savcılık ofislerine gönderdiği raporda, “kentsel şiddet” suçlamasıyla tutuklanan kişiler hakkında ek cezalar talep edilmesi tavsiye edildi. Raporda, bu kişilerin oy kullanma hakkının yanı sıra medeni ve aile haklarından mahrum bırakılması gibi yaptırımların istenmesi gerektiği belirtildi.
Sivil özgürlükler alanında faaliyet gösteren dernekler, güvenlik önlemlerini ve ek ceza taleplerini tehlikeli bir baskıcı sertleşmenin işaretleri olarak değerlendiriyor. Uluslararası Af Örgütü de güvenlik önlemlerindeki artışa ve gösteri hakkının önüne çıkarılan ciddi engellere ilişkin uyarıda bulundu.
Polis müdahaleleri ve ağır yaralanmalar da gündemde
Geçen haftaki gösteriler yalnızca yağma ve şiddet olaylarıyla gündeme gelmedi. Bazı protestocuların ağır yaralanması, güvenlik güçlerinin müdahale yöntemlerine yönelik eleştirileri artırdı.
Mulhouse kentinde bir kız çocuğunun gözünü kaybetmesinin ardından polis müfettişliği tarafından soruşturma başlatıldı. Olay, gösteriler sırasında kullanılan müdahale yöntemleri ve güvenlik güçlerinin sorumluluğu konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Fransa’da yeni protestolar öncesinde bir yandan kamu düzenini sağlamak amacıyla güvenlik önlemleri artırılırken, diğer yandan gösteri yasakları, güzergâh değişiklikleri, adli süreçler ve yaralanmalar üzerinden protesto hakkının sınırlarına ilişkin tartışmalar sürüyor.



